+ | YORUMCUYUZ.NET | FORUM | Youtube | Dizi izle |indir download| Ödev Arşivi | Siyasi Forum | Eğitim Ögretim
 >  + | EĞİTİM & ÖĞRETİM
 >  + | Ödev Arşivi
 >  + | Ödev İstekleri
(Moderatör: Uzungöl) >  + | Acil Çalıkuşunu Yeni Okumuş Biri Aranıyorrr

Eylül,09/08/08, 2008, 05:42:07 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Acil Çalıkuşunu Yeni Okumuş Biri Aranıyorrr
Cevap SayisiCevap Sayisi: 20 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 257 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Yeni Konu
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Acil Çalıkuşunu Yeni Okumuş Biri Aranıyorrr  (Okunma Sayısı 257 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 112177
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1619
Nerden: bilmem bi yerlede yasıyorm işte
Rep Puan: 27
Ağlama Deymez Hayattt Bu Göz Yaslarnaa!!!!

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« : Nisan,04/30/08, 2008, 08:53:15 »

arkadaşlar türkçe ödevim için çalıkuşunu yeni okumu birini bulmam lazım acil  hıı :S:Slütfen yardım
Logged

o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı?
çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni?
ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık?
sonra ben dedim ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
utanmadım ağladım

Logged
.....
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 29904
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 11118
Nerden: ....
Rep Puan: 4463
.....

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #1 : Nisan,04/30/08, 2008, 09:25:46 »

çalıkusunun özetı mı lazım sana
Logged

..........................
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 112177
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1619
Nerden: bilmem bi yerlede yasıyorm işte
Rep Puan: 27
Ağlama Deymez Hayattt Bu Göz Yaslarnaa!!!!

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #2 : Mayıs,05/01/08, 2008, 01:46:33 »

yok hayır çalıkuşundaki karakterler özellikleri anlatım biçimi falan işte ondan yeni okumuş bunları bilen birini arıyorum
Logged

o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı?
çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni?
ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık?
sonra ben dedim ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
utanmadım ağladım
©ï©ï
Yönetici
**
Üye No: 10598
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 14225
Nerden: Made In Bursaaaa;);)
Rep Puan: 4754
HαkkıмDα ßiLqin YoKsα..Fikяinde OLмαsıN..!

Üyelik Bilgileri
Online
« Yanıtla #3 : Mayıs,05/01/08, 2008, 02:53:14 »

Çalıkuşu Reşat Nuri'nin muhteşem bir romanıdır.Okumanı şiddetle tavsiye ederim.Ben yıllar önce okumuştum.Hatırladığım tek karakter Feride Kolej mezunu teyzesinin oğluna aşık ama daha sonra Anadolunun çeşitli yerlerinde öğretmenlik mesleğini sürdürmüş bir kişilik. tamam
Logged

Yorumcuyuz.Net Forumları Linklerin Ziyaretçilere Görülmesine İzin Vermiyor.
Linki Görebilmek İçin Ücretsiz ÜYE OL veya GİRİŞ YAP
Forum kurallarını okumak için tıklayınız!
BANLANDI
ςǿκ کε√díκ طę ∂طí
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 36046
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 10329
Nerden: Ne FaRkEdEr kİ...!
Rep Puan: 4399
SeNi ÇoK ÖzLeDiM

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #4 : Mayıs,05/01/08, 2008, 02:55:07 »

Alıntı:StoPPPP tarafından gönderildi.
arkadaşlar türkçe ödevim için çalıkuşunu yeni okumu birini bulmam lazım acil  hıı :S:Slütfen yardım


internette vardır belki bu aradığın bilgiler... detaylı bi arama yaptın mı arkadaşım?
Logged

"avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim...
Ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri...itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam.
Sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar...korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var..."
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 112177
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1619
Nerden: bilmem bi yerlede yasıyorm işte
Rep Puan: 27
Ağlama Deymez Hayattt Bu Göz Yaslarnaa!!!!

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #5 : Mayıs,05/01/08, 2008, 03:12:59 »

aradım ama cok detaylı bulamadım okudum bende romanı ama senler önce şimdi karakterleri falan hiç hatıralmıyorum
Logged

o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı?
çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni?
ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık?
sonra ben dedim ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
utanmadım ağladım
Ya SeV..! Ya TeRKeT..!
Bölüm Şefi
*
Üye No: 89748
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2205
Rep Puan: 214
No aşK No DırdıR OnLy MakaRa OnLy GırGıR..!

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #6 : Mayıs,05/01/08, 2008, 03:52:26 »


KAHRAMANLAR

Çalıkuşu’ndaki kahramanlar aslında hayatımızda her an karşılaşabileceğimiz , içimizden birileri.Kahramanların hiçbiri ütobik özellikleri olmayan , karakterleri tam olarak anlaşılabilen kişilerden oluşmuştur.
Kahramanlardan baş kahraman hepinizinde bildigi gibi , dizi filminde Aydan Şener’in canlandırdığı Feride diğer bir ismiyle Çalıkuşu. Feride küçüklüğünde heyecanlı , hareketli tam anlamıyla yaramazlıktan bıkmayan bir kişiliğe sahip.Çalıkuşu ismini de Fransız Kolejinde öğrenim görürken tenefüslerde ağaca çıkıp daldan dala atladığını gören bir öğretmeninin :
“ Bu çocuk insan değil,çalıkuşu “ diye bağırmasından almıştır . Feride adı ise bayram elbiseleri gibi pek sayılı günlerde kullanılan resmi bir ismi olarak kalmıştır.
Feride öğretmenliğe başlamasıyla gittiği her yerde , güzelliğiyle herkes tarafından aşık olunan , Gülbeşeker,İpekböceği gibi türlü isimler takılan biri olur.Hakkında dedikodular olur.Fakat o Kâmran’ı kalbinden atamamasına rağmen Kâmran ile evliliğine üç gün kala öğrendiği ; Kâmran ‘ ın başkasıyla birlikte olduğu haberi , Kâmran’a karşı nefret dolu olmasına sebep olur .Bu öyle bir nefrettir ki Kâmran’la ilgili olan herşeyden nefret duymaya başlar . Örneğin yeşillikten nefret etmesinin sebebi Kâmran ‘ın yeşil gözlü olmasından dolayıdır. Ama Kâmran’ı unutmak için de öğrencilerine , bulunduğu çevreye birşeyler kazandırmayı , gülmeyi öğretmeyi isteyen gönlü çok geniş birisidir. Ayrıca Feride Türk romanında ilk ideal kahramandır , bu yönüyle pek çok öğretmene direnç vermiştir.
Kâmran ise uslu ,okumuş , nazik birisi aynı zamanda Feridenin kuzeni . Kız ayağı gibi küçücük ayaklarında beyaz podüsüet iskarpinleri ,ipek çorapları,yürürken ince bir dal gibi
sallanıyor zannedilen narin vücuduyla erkekten ziyade kıza benzeyen birisi . Fakat Kâmran Feridenin deyimiyle yere bakan yürek yakan cinsinden sinsi bir sarı çıyandır.Bayanlara karşı zaafı olan birisidir.Ama Feride’ye karşı daha farklı bir ilgisi vardır, Kâmran evlenmesine rağmen hala onu sevmektedir.
Munise küçük bir kızdır . Babası ihtiyar bir köy memuru olan ve üvey annesinden bayağı eziyetler gören bir çocuktur. Feride bu çocuğa karşı özel bir alaka duyuyor ve daha sonra köyün muhtarını aracı yaparak onu yanına alıyor ve beraber yaşıyorlar . Munise bembeyaz denecek kadar uçuk sarı saçlı , duru beyaz tenli , melek gibi güzel çehreli bir çocuk . Munise küçük yaşına rağmen görmüş geçirmiş gibi Ferideyle konuşuyor , Feridenin dert ortağı oluyor .
Müjgân Feride’nin kuzeni.Feride’den üç yaş büyük .Feride akraba çocukları arasında en ziyade onu seviyor.Müjgân Feridenin tam zıddı.Çok ağırbaşlı, ayrıca her istediğini yaptıran birisi.Romanın sonunda Kâmran’la Feridenin yeniden beraber olmalarını sağlamak için uğraşıyor.
Dr.Hayrullah Bey çok gün görmüş , temiz kalpli orta yaşın üstunde ihtiyar denecek birisi.Hastalara yardımcı olmayı amaç edinmiş , bu yüzden köy köy çağrıldığı yere hiç çekinmeden giden Dr.Hayrullah Bey Feridenin durumunu da en iyi bilen birisidir.
Ayrıca Mişel Fransız Kolejindeki arkadaşı , Hatice Hanım Zeyniler Köyündeki okulda daha çok dini derslere giren birisi ,Besime Hanım ise Kâmran’ın annesi .

işine yararmı bılmıyorum ama inşallah yarar.. masum
Logged

ı|| [       Siyah BéyAzz ßir HayaT Ya$ıyoRum..MoRuK BénDen RénkLi IfadéLer BekLeméyin..!      ] ||ı
BANLANDI
ςǿκ کε√díκ طę ∂طí
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 36046
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 10329
Nerden: Ne FaRkEdEr kİ...!
Rep Puan: 4399
SeNi ÇoK ÖzLeDiM

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #7 : Mayıs,05/01/08, 2008, 03:55:10 »

1. BÖLÜM
Kitabın Adı: Çalıkuşu   
Yazarı: Reşat Nuri Güntekin
Kanuni Sahibi: Hadiye Güntekin
Basım Tarihi: 1982
Basım Yeri: İnkılap ve Aka Basımevi      İstanbul
Basımı: 27. Baskı
Sayfa Sayısı: 400
Ebatları: 13,5 X 19,5 cm.

Yazarın Edebi Kişiliği Ve Eserleri:
     Reşat Nuri Güntekin iyi bir roman, hikaye ve tiyatro yazarıdır. Yüze yakın eseri vardır, eserlerinde sade ve akıcı bir dil kullanmıştır. Anadolu’yu gezmiş ve halkın geleceğiyle ilgili yararlı mesajlar vermiştir.

Bazı Eserleri:
Çalıkuşu, Dudaktan Kalbe, Yaprak Dökümü, Kan Davası, Acımak,Kızılcık Dalları, Anadolu Notları

Bazı Tiyatro Eserleri:
Hançer, Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Balıkesir Muhasebecisi, Hülleci, Bir Köy Öğretmeni, Eski Şarkı

Bazı Tercümeleri:
Hz. Muhammed’in Hayatı, Kahramanlar, Don Kişot, Yabancı, Atlı Adam, Hakikat, İtiraflar, Evham

                                                       2. BÖLÜM

Yer: Hikaye özellikle İstanbul, Tekirdağ, İzmir ve ismi verilmeyen birkaç Anadolu köyünde geçiyor.

Zaman: Romanda tarihten bahsedilmemiş.

Romanın dili ve anlatım özellikleri: Roman genellikle sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmış. Romanda eski Türkçe’den de kelimeler kullanılmış ama bu yinede romanın sadeliğini büyük ölçüde etkilemiyor. Romanın ilk kısımları Feride’nin tuttuğu günlükten oluşuyor. Buda romana hem farklı bir hava veriyor, hem de günlük yazısının kendisine has olan içtenlik, samimiyet, gerçekçilik, dilin sadeliği hususlarını romanı has kılıyor. Romanda ayrıca doğa güzelliklerinin yapıldığı betimlemelere de yer verilmiştir. Roman Mehmet Rauf’un “Eylül” romanındaki kahramanlarının yoğun psikolojik değerlendirmesi kadar olmasa da Feride’nin ruhsal durumundan da söz ediliyor.

Feride’nin öğretmenliği nedeniyle oradan oraya gitmesi, böylelikle birçok yeri gezip görmesi ve gezdiği yerlerden söz etmesi nedeniyle gezi yazıları ve macera türündeki yazılarla yakın özelliklerle arz etmektedir.



Kişilerin Ruhi ve Fiziksel Portresi: Hikayenin ana kahramanları şunlardır:

Feride: Ela gözlü, çok kişinin hayran olduğu güzellikte, yaramaz bir genç kız.
Kâmuran: Sarışın kıvırcık saçlı, mavi gözlü, nazik ve kibar bir genç.
Doktor Hayrullah: Mavi gözlü, şirin bir çehreye sahip, iriyapılı, iyi kalpli ihtiyar bir askeri doktor.
Munise: Sarışın, sütbeyaz tenli bir köy çocuğu.
Müjgan: Feride ve Kamran’ın çok yakın dostu ve aynı zamanda teyze kızı.



ÖZET:

400 sayfalık bu kitabın ilk 350 sayfasına Feride’nin Anadolu’daki maceraları sırasında yazdığı günlüğü koyulmuş, önce bu günlükte geçenlerden bahsedelim:

Feride’nin babası Nizamettin adında bir süvari binbaşısı imiş, annesiyle evlendiğinde Diyarbakır’a göndermişler, Diyarbakır’dan Musul’a oradan Bağdat’a oradan Karbela’ya geçmiş sürekli yer değiştirir, bir gittiği yerde iki sene üst üste kalmazmış. Feride iki buçuk yaşlarında iken Musul’dalarmış yaz çok sert geçtiğinden babası annesi ve Feride’yi Musul’da bir köye göndermiş. Feride’nin annesi Güzide adında hasta bir kadınmış. O kadar hastaymış ki Feride’yle ilgilenemiyormuş bile, bu yüzden Feride’yi bebeğini kaybetmiş, Fatma adında bir Arap kadına vermişler. Feride dört yaşına kadar dadısının yanında kalmış, dört yaşındayken Fatma dadısı evlenip gidince çok ağlamış, onun acısını babasının sakat bir süvari neferi unutturmuş Feride’ye o bakmış. Babası, annesinin ölmeden önce ailesini görmesini istiyormuş bu yüzden İstanbul’a yola çıkmışlar fakat İstanbul’a yetişemeden Beyrut’ta Feride’nin annesi vefat etmiş. Babası Feride’nin İstanbul’daki teyzesinden ve büyükannesinden çekindiği için kendi İstanbul’a gitmemiş ve Feride’yi nefer Hüseyin ile İstanbul’a yollamış. Feride dokuz yaşında büyükannesini kaybedinceye kadar büyükannesiyle kalmış. Büyükannesi vefat ettiğinde babası da tesadüfen İstanbul’daymış, babasını bu sefer Trablus’tan Arnavutluk’a kaldırmışlar babası Feride'nin İstanbul’daki teyzesinden çekindiği için onu bir Fransız yatılı okulu olan Sör Mektebi’ne göndermiş. Feride bu okulda on sene okumuş.

Feride çok yaramaz bir çocukmuş okulun bahçesinde bir kuru ağaç varmış uyarı ve tedbirlere aldırmadan her teneffüste o ağaca tırmanır, daldan dala atlarmış bunu gören bir öğretmen bir gün “Bu kız insan değil, Çalıkuşu” diye bağırmış o günden sonra ismi unutulmuş ve herkes onu Çalıkuşu olarak çağırmış bu sadece okulda kalmamış, akrabalar arasına da yayılmış. Feride okul yıllarında babasını kaybetmiş.

Yaz tatillerini Besime teyzesinin Kozyatağı’ndaki köşkünde geçirirmiş. Besime teyzesinin iki çocuğu varmış büyük olanının adı Kâmran onun küçük kız kardeşi ise Necmiye imiş. Çalıkuşu akraba çocuklarıyla pek geçinemezmiş hepsini yıldırırmış fakat Kâmran’a karşı her zaman bir çekimserlik duymuş, hep ona kötülük yapmak istemiş gizli gizli ayağına taş atar, gözüne kum serpermiş ve bunun gibi birçok yaramazlık yapmış Kâmran’a karşı, fakat Kâmran hiç çok fazla sinirlenip kızmamış.

Bir yaz tatilinde ağaca tırmanma illeti yüzünden başına bir iş gelmiş; o yaz köşke Neriman adında yirmibeşlik bir dul gelmiş amacı Kâmran’ı etkilemek ve elde etmekmiş, bir akşam Çalıkuşu kiraz yemek için ağaca çıktığında Neriman ve Kâmran’ı bahçede öpüşürken görmüş ve dayanamayarak gülmüş, Neriman kaçmış ve Kâmran Feride ile konuşmuş, Feride bundan kimseye bahsetmeyeceğine söz vermiş.

Okulda kızlar yaz tatilinde yaşadıkları aşkları ve erkek arkadaşlarını birbirlerine anlatırlarmış, Feride’nin Mişel adında aşk düşkünü bir arkadaşı varmış bir okul gezisi dönüşünde yolda Çalıkuşu kendini aşk yaşayamayacak kadar saf ve aptal olarak düşünmemeleri için Mişel’e bir aşk hikayesi uydurmuş, yazın gördüğü Kâmran ile Neriman arasındaki  oynaşmada Neriman’ın yerine kendini koymuş ve bu yalan hikayeyi Mişel’e inandırmış. O günden sonra kızların Çalıkuşu hakkındaki düşünceleri değişmiş, Kâmran’ın sık sık mektebe uğrayıp, yazın ağaçta gördüklerini kimseye anlatmaması için hediyeler ve Feride’nin çok sevdiği fondan şekerlerinden getirmesi de okuldaki kızlara, Feride’nin bu hikayesinin yalan olmadığına dair bir kanıt olarak görünüyormuş.

    Diğer yaz Feride Tekirdağ’daki teyzesine gitmiş. Teyzesinin kızı ve kendinden birkaç yaş büyük olan Müjgan ile çok iyi dost ve sırdaş olmuşlar. Çalıkuşu Kâmran ile kurduğu aşk hikayesini Müjgan ablasına da anlatmış ve Müjgan ablası onun gerçekten Kâmran’a fena halde vurulmuş olduğunu söylemiş ve tabi Çalıkuşu bunu reddetmiş. Birkaç hafta sonra özlediğini bahane ederek Kâmran da Tekirdağ’a teyzesi gile gelmiş. Bir gün Müjgan ile deniz kıyısında otururken Kâmran yanlarına gelmiş. Feride onu görünce uzaklaşmış, Müjgan’la Kâmran konuşmaya başlamışlar. Müjgan Feride’nin yalan hikayesini Kâmran’a anlatmış, Feride bir şeyler hissetmiş oradan kaçmaya başlamış ama Müjgan ile Kâmran sürekli onu takip ediyor ve peşinden geliyormuş, köşke kadar kovalamaca devam etmiş. Köşke geldiklerinde arka bahçedeki salıncakta Feride tüm komşu çocuklarını sallamış, hepsi bitince Kamran da kendisini sallamasını istemiş Feride tereddüt etmiş fakat kabul etmiş sallanırken ip kopmuş ve yere düşmüşler. Ayağa kalktıklarında Kâmran herşeyi öğrendiğini söylemiş ve Feride’ye evlenme teklif etmiş. Kâmran ile nişanlanmışlar. Feride’nin sonradan öğrendiğine göre Kâmran’ın sıkça okula uğrayıp hediye getirmesi ve hatta yazın Tekirdağ’a gelmesinin nedeni Feride’yi sevmesiymiş. Diğer yaz Kâmran’ın İspanya’daki amcası Kâmran’ı yanına sefaret katibi olarak çağırıyor, Feride ile bunu konuşuyorlar ve alınan kararla Kâmran Avrupa’ya gidiyor. Dört yıl sonra Kâmran'ın dönmesi, Feride’nin de mezun olması ve evlenmeleri planlanıyor.

    Dört yıl sonra Kâmran dönüyor ve düğünlerinden bir gün önce bir çarşaflı kadın köşke geliyor ve Feride Hanım ile görüşmek istiyor. Konuşuyorlar ve Feride Kâmran’ın Avrupa’da tanıştığı, Münevver adında bir sevgilisinin olduğunu öğreniyor ve kanıt olarak da Kâmran’ın yazdığı bir mektubu okuyor bu mektubun bir bölümünde Kâmran “sarı çiçeğim” diye hitap ediyor. O gece Feride teyzesine bir mektup, Kâmran’a da şu notu yazarak kaçıyor:
     “Kâmran Beyefendi. “Sarı Çiçek” romanını baştanbaşa öğrendik. Bir daha ölünceye kadar birbirimizi görmek yok. Senden nefret ediyorum”

    Feride’nin Anadolu macerası bundan sonra başlıyor. Maarif Nezareti’ne gitmeden önce Gülmisal Kalfa adındaki eski bir kalfalarına gidiyor ve geceyi orada geçiriyor. Gülmisal Kalfa Feride’ye biraz para veriyor. Feride ertesi gün Maarif Nezareti’ne gidiyor çok uğraştıktan sonra B... diye bir yerde coğrafya ve resim öğretmenliğini buluyor.

Gönderildiği yerde bir otelde kalıyor ve Hacı Kalfa adında yaşlı, iki çocuk babası bir otel hademesiyle dost oluyor. Ertesi gün tayin olduğu okulda zaten Huriye adında bir coğrafya ve resim öğretmeninin olduğunu öğreniyor. Çok olaylar yaşıyor, İstanbul’a durumu bildiriyorlar, aylar sonra İstanbul’dan Feride Hanımın kalmasını ve diğer öğretmenin gitmesini bildiren bir yazı geliyor fakat tersini isteyen maarif müdürü Feride’ye yazıdan bahsetmiyor ve onu kandırarak istifa ettirip çok güzel diye övdüğü Zeyniler adında bir köye gönderiyor. Feride gerçeği öğrendiğinde iş işten geçmiş oluyor.

Feride’nin gittiği köy çok kötü bir yermiş, bir mezarın yanındaymış ve insanlar ölümle iç içe yaşıyorlarmış, herkes neşesiz ve çocukların oynadığı oyunlar, söyledikleri şarkılar bile tabutlar, cesetler ve ölümle ilgiliymiş. Okul eskiden bir ahırmış ve 11 yaşından büyük erkek çocuklarını erkekten sayıp başka bir köye gönderiyorlarmış çünkü inanca göre erkek ile kız birlikte okuyamazmış. Feride bu köyde insanlara yardım ediyor onları hayata kazandırmak istiyor ve çaba gösteriyor. İlk günden beri Munise adında sütbeyaz tenli sarışın, üvey annesi olan ve gerçek annesi bir jandarma ile kaçtığı için kötü kadın olarak bilinen ve bu yüzden dışlanan bir öğrencisini çok seviyor. Bu kız sürekli hırpalanıyor ve dayak yiyor. Bir gün Munise babasından dayak yemek üzereyken evden kaçıyor ve iki gün kayıp oluyor. Herkes öldüğünü düşünürken Munise Feride’nin evine sığınıyor bir gece kalıyor ve çok üzülen Feride bu kızı evlat ediniyor. Bir gece köyde Jandarma ile eşkıya arasında çatışma oluyor yaralı bir Jandarma köyün misafir odasına getiriliyor. Hayrullah adında bir askeri doktor Feride’yi çağırıyor, hastaya bakmasını istiyor. Feride bu doktora çok ısınıyor, dost gibi oluyorlar. Bir süre sonra Köye bir maarif müdürü geliyor ve okulu kapatıyor.
 
Feride Munise’yi ve hediye aldıkları bir keçi yavrusunu da alarak B...’ye geri dönüyor. Hacı Kalfa’nın yardımıyla güzel bir ev tutuyorlar. B...’de maarif müdürü yine Feride ile ilgilenmiyor ve çok eziyet çekiyor, uğraşıyor ve maarif müdürü hiç boş yerinin olmadığını, sadece Çadırlı diye bir köyde yer olduğunu söylüyor. Bu arada maarif müdürü Fransa’dan gelen bir yazar konuğunu beklediği için hemen konuyu geçiştiriyor ve Feride’nin kabul ettiğini duymadan konuğu geliyor. Yazarın karısı tesadüfen Feride’nin okuldan arkadaşı çıkıyor, onunla ve kocasıyla konuşurken maarif müdürü Feride’nin Fransızca öğrendiğini anlayıp onu B...’de bir okula Fransızca öğretmeni olarak atıyor. Feride çok güzel olduğundan başından çok olay geçiyor. Feride’ye burada “İpekböceği” ismi takılıyor, güzelliği çok delikanlının diline düşüyor, hakkında çok dedikodu yapılıyor ve okulun müdiresi dayanamayıp Feride’nin gitmesini istiyor. Feride buradan Ç... diye bir ilçeye tayin ediliyor, gitmeden önce kendisine aşık olan müzik öğretmeni Yusuf Beyin ölmek üzere olduğunu ve son isteğinin Feride’yi görmek olduğunu öğreniyor ve son nefesinde Yusuf’a org çalıyor. Giderken Zeyniler’den aldıkları keçiyi Hacı Kalfa’ya bırakmak zorunda kalıyorlar ve Munise üzülmesin diye, Feride altı tane kuş satın alıyor.

     Ç...’de de Feride’nin güzelliği başına bela oluyor ona “Gülbeşeker” ismini takıyorlar, tüm delikanlılar ondan bahsediyor, soylu bir aileden gelen binbaşı İhsan’dan evlenme teklifi alıyor ve reddediyor. Daha sonra Burhanettin diye biri Feride’ye tuzak hazırlayıp onu elde etmeye çalışıyor. Feride davet edildiği bağda bayılıyor ve gelen doktor onu tekrar Ç...’ye götürüyor. Feride kendini kötü hissediyor ve Ç...’yi terk ediyor. Feride buradan İzmir’e gidiyor. Feride burada Reşit Bey diye birinin köşkünde bu adamın  2 kızına özel Fransızca dersi veriyor. Şans eseri bu kızların teyzesi, Kamran’ın karısı Münevver çıkıyor. Kız Kâmran’ın bir resmini gösterip onu düğün gecesi terk eden şımarık nankör kızdan bahsediyor (bu kız Feride ve onu böyle bir insan sanıyorlar) Feride hiçbir tepki vermiyor, gerçeği de söylemiyor ve buradan ayrılmayı kafasına takıyor. Birkaç gün sonra evdeki bir hizmetçi Feride’ye karşı Reşit Bey’i övüyor ve “seninle görücüye çıksak ne güzel olur” cinsinden birkaç hileli söz ile Feride’yi Reşit Bey’e istediğini izah ediyor. Zaten gitmeye niyetli olan Çalıkuşu ben nişanlıyım ve yakında buradan ayrılıyorum diyor ve yine aynı Maarif Müdürlüğü eziyetini çekerek yeni bir yere tayin edilmek istiyor. Çalıkuşu’na Kuşadası’nda öğretmen arandığı söyleniyor ve kuş sözünü duyduğu an Çalıkuşu “Burası benim memleketim” diye kabul ediyor.
   Kuşadası’ndayken bir harp çıkıyor ve Feride’nin çalıştığı okulu hastane olarak kullanıyorlar. Çalıkuşu okulda kalan kitaplarını almak için gittiğinde başhekim ile tanışıyor. Bu başhekim Zeyniler köyünde kendisine hasta bakıcılığı yaptıran Doktor Hayrullah.

   Doktor Hayrullah ile birbirlerine sarılıyorlar, daha önce bir kez gördükleri halde birbirlerini kırk yıllık arkadaş gibi görüyorlar. Doktor Hayrullah Feride’den burada da hastabakıcılığı yapıp kendine yardım etmesini istiyor. Okullar beş ay sonra tekrar açılıyor ve dönem sonu olduğundan kısa sürede tekrar kapanıyor. Çalıkuşu burada Munise’yi kaybediyor ve şok geçirerek on yedi gün baygın yatıyor. Uyandığında Munise’nin mezarını ziyaret ediyor ve Doktor Hayrullah dinlenmesi ve kendine gelmesi için Feride’yi kendi çiftliğine götürüyor. Feride uzun süre burada kalıyor ve haklarında sevgili oldukları, hep beraber gezdikleri, buda yetmeyip okuldan uzaklaşarak çiftliğe gittiklerini ve orada aşk yaşadıkları dedikoduları çıkıyor. Bunun üzerine kötü dedikodular yapılmaması, sözde bir nikah olması için Doktor Hayrullah ile evleniyorlar, Hayrullah düğün hediyesi olarak çiftliği bir anaokulu haline getiriyor ve Feride burada 20 öğrencisine bakıyor.Feride günlük defterinin son sayfalarına düğün gecesini yazıyor ve son kelime olarak şunları yazıyor:

   “Kamran biz, asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bugün dul kalıyorum... Bütün olan, geçen şeylere rağmen sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin...”

   Buradan itibaren kitapta Feride’nin günlüğünün yer aldığı bölüm bitiyor. Şimdi geriye kalan 50 sayfadan anladıklarımı anlatacağım:

   Kâmran karısını kaybettikten sonra oğlunu alıp Tekirdağ’a gidiyor. Bir hafta sonra ise Feride Tekirdağ’a geliyor. Birbirlerine karşı bazen soğuk, bazen romantik, bazen ağabey-kardeş gibi davranıyorlar. Feride herkesi özlediğini ve bunun için geri döndüğünü söylüyor. Feride eski neşesini buluyor ve herkesi yine güldürüyor, ara sıra kocasından ve kaybettiği kızından bahsediyor, Kâmran bunları duyunca kendini çok kötü hissediyor. Kâmran’ın oğlu Necdet Feride’yi çok seviyor, hiç yanından ayrılmıyor ve ona hala değil anne diyor, bu da Kâmran ve Feride’yi çok üzüyor. Feride Kuşadası’na geri dönmeden önce Müjgan’a gerçeği anlatıyor. Feride Tekirdağ’a dönemden 3 ay önce kocasını kaybediyor ve kocası Feride’nin tekrar dönüp ailesiyle barışmasını ve özellikle Kâmran’ı görmesini, eğer devam edemeyeceğini hissederse geri dönmesini vasiyet ettiğini ve Feride’nin onun vasiyetini yerine getirmek için geri döndüğünü söylüyor. Kocasından Kâmran’a mühürlü bir paketin geldiğini ve bunu ertesi gün Feride gittiğinde Müjgan’ın Kâmran’a vermesini istiyor ama Müjgan paketi o gece Kâmran’a veriyor.

   Bu pakette Hayrullah’tan Kâmran’a yazılmış bir mektup ve Feride’nin Anadolu macerası boyunca yazdığı günlük çıkıyor. Kâmran ve Müjgan bunları birlikte okuyorlar. Mektupta Hayrullah Kâmran’dan Feride’ye sahip çıkmasını ve Feride’nin eşyaları arasında bulduğu ve kaybolduğuna Feride’yi inandırdığı bu günlüğü okumasını istiyor. Kâmran ve Müjgan günlüğü okuyorlar ve herşeyi öğreniyorlar.

   Ertesi gün Feride kendisini almaya gelecek vapuru beklerken bahçedekilerle vedalaşıyor. Bir süre sonra Kâmran ve babası Aziz Bey geliyorlar. Aziz bey Feride’ye Müjgan’ın defterini Kâmran’a okuttuğunu, her şeyi öğrendiklerini, hemen kadıya gidip defterini gösterdiklerini ve geniş kafalı kadının hemen nikahı kıydığını, artık kocasının Kâmran olduğunu söylüyor. Böylece evleniyorlar ve yıllardır süren hasret sona eriyor.


                                              3. BÖLÜM

Eleştiri: Romanda hikaye çok güzel biçimde anlatılmış, kitabın başına koyulan günlük, kitaba ayrı bir hava kazandırmış ve hikaye de gerçekten çok güzel, anlamlı ve öğüt verici. Bir tek sorun var o da şu: Kitabın bazı yerlerinde ağır ve eski bir Türkçe kullanılmış ama bu benim okuduğum kitabın 1982 yılının baskısı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu romanın yeni baskıları hakkında yorum yapamam. Her şeye rağmen bu romanı çok sevdim ve herkese tavsiye ediyorum.

Bana romanın bitimi:
Romanın sonuç kısmında birbirini seven iki insanın sonunda birleşmesi olayı güzel olsa da, Feride’nin Kâmran’ı affetmemesi gerekirdi. Çünkü Kâmran Feride için bir çaba sarf etmemiştir. Ayrıldıkları düğün gecesinden romanın son bölümünde kavuşmalarına dek onu aramamış, ilişkilerini düzeltmek için bir çaba göstermemiştir. Ben Feride’ye böyle bir insanı affettirmez ve tekrar Hayrullah Bey’in yanına dönmesini sağlardım. Çünkü sevgi emek ister.

   Romandan Çıkarılan Sonuç:
   Hayatında çok yer gezmiş ve görmüş bir genç kızın hayat hikayesi söz konusudur. Şöyle bir sonuca varılabilir. Hayatı tekdüze şeklinde geçen insanların yaşam tecrübeleri ve yaşadığı olaylarda hayatın tekdüzeliğiyle paralellik arzeder. Yaşam Feride’yi kuru yaprak misali oradan oraya gezdirirken, ona birçok insanı tanıma fırsatını vermiş, tek başına kendi ayakları üzerinde durmasını da öğretmiştir.


   Yazarın Hayatı:
   Reşat Nuri Güntekin (1889-1956)

Reşat Nuri Güntekin İstanbul’da doğmuştur. Çok iyi bir roman, hikaye ve tiyatro yazarıdır. Hayatı boyunca görevi gereği Anadolu’nun değişik yerlerini gezmiştir. Yaptığı gezilerde inceleme yapmış, notlar almış, halkı ve halkın sorunlarını dinlemiş ve yazarlık yeteneğini geliştirmiştir. İlk kitabı olan Çalıkuşu 1922 yılında yayınlanmıştır.
Logged

"avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim...
Ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri...itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam.
Sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar...korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var..."
BANLANDI
ςǿκ کε√díκ طę ∂طí
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 36046
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 10329
Nerden: Ne FaRkEdEr kİ...!
Rep Puan: 4399
SeNi ÇoK ÖzLeDiM

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #8 : Mayıs,05/01/08, 2008, 03:56:12 »

ROMAN İNCELEME PLANI

I. Şekil Yönünden:
1. Kitabın adı: Çalıkuşu
2. Yazarı: Reşat Nuri Güntekin
3. Basıldığı yer ve yıl, yayınevi: İstanbul, İnkılap ve Aka Kitabevi
4. Eb’adları (eni x boyu) ve sayfa sayısı: 13 x 19 cm. 400 sayfa.
5. Cild, ön ve arka kapağa ait özellikler ve kaydedilmesi gereken diğer şekil
unsurları: Ön kapakta Kamran ve Feride’nin resimleri vardır. Yazarın ve kitabın isimleri büyük harflerle yazılmıştır.
   Arka kapakta ise, Reşat Nuri Güntekin’in resmi ve hakkında kısa bir bilgi vardır.
   6. Yazar hakkında kısa bilgi (eser verdiği dönem): 1922’de Çalıkuşu romanı Vakit gazetesinde yayımlandı. Bunların dışında birçok illerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1927’de Milli Eğitim Müfettişliğine getirildi.
   II. Muhteva (Öz) Yönünden
1.   Konu: Havai bir kızın kuzeniyle yaşadığı, sonu kötü biten bir aşktan sonra
Anadolu’ya öğretmenlik yapmaya gitmesi ve burada başından geçen olaylar anlatılmaktadır.
2.   Plan (Ana olay ve düğümler): Giriş bölümünde, Feride Kamran’la hayatını
birleştirmek üzereyken, Kamran’ın kendisine ihanet ettiğini öğrenir. Bunun üzerine düğüne az bir zaman kala evden kaçar. Öğretmenlik yapmak üzere Anadolu’ya gider.
   Gelişme bölümünde, Feride bu köylerde yaşayarak hayatın zorluklarını keşfeder. Geçmişi unutmaya çalışır. Bu sırada da hayatta da başarılı olmak için kendi ayakları üzerinde durmak için büyük çaba harcar.
   Sonuç bölümünde ise, Feride’nin çektiği acılar sona erer. Sevgisine yenik düşerek eve döner ve Kamran’a kavuşur.
3.   Özet: Feride öksüz bir kızdır. Küçük yaşta annesini ve babasını kaybeder.
Teyzesinin yanına gelir. Bir Fransız okuluna yatılı verilir. Zeki, başarılı ve yaramazdır. Okulda yaramazlığıyla ün salar. Bu yüzden hocaları ona ‘Çalıkuşu’ adını takarlar.
   Bütün tatillerini teyzesinin evinde geçirir. Büyüyünce çok güzel bir kız olur. Teyzesinin oğlu Kamran bu hayat dolu kızı kendi hayatından daha çok sever. Bir süre sonra sevgisine karşılık görür. Teyze de bu durumu istediği için hemen nişanlanırlar. Bir gün bir kadın gelerek Feride’ye “Kamran’ın Münevver adında hasta bir kızla ilişkisi bulunduğunu ve onunla evleneceğine söz verdiğini” açıklar. Bunu da mektuplarla ispatlar.
   Feride bunu duyunca, evden kaçar. Yaşlı sütninesinin yanına sığınır. Ardından, Bakanlığa başvurarak öğretmen olur. Anadolu’nun bir çok köylerini dolaşır.Güzelliği her gittiği yerde başına dert açar. Bu yüzden sık sık yer değiştirir. Zeyniler köyünde doktor Hayrullah Bey’le tanışır. Ayrılırlar. Uzun yıllardan sonra, bir gün Kuşadası’nda yeniden karşılaşırlar.
   Hayrullah Bey bekar, yaşlı, sevimli, dürüst bir adamdır. Feride’yi kızı gibi sever. Arkadaşlıkları dedikodu doğurunca, ikisi de güç durumda kalırlar. Bunu önlemek için nikahlanırlar. Fakat eskisi gibi baba-kız olarak dostça yaşarlar. Feride anı defteri tutar. Bir gün onu kaybeder. Defteri Hayrullah Bey bulur. Merak edip okur. Kızın hala Kamran’ı sevdiğini öğrenir. Defteri saklar. Hastalanınca, Feride’ye bir paket bırakır. Ancak öldükten sonra teyzesine vermek üzere ondan söz alır. Bir süre sonra da ölür. Feride paketi teyzesine götürür. Birkaç gün kalıp görevine dönecektir. Kamran onun ayrılmasını beklemeden paketi açar. Bütün gece defteri okur, her şeyi öğrenir. Feride’yi bir daha bırakmamaya karar verir. Ertesi gün Kuşadası’na gidecek olan Feride’nin arabasında oturur. Feride gelince kapıyı açar ve onu kucaklar. Kararını açıklar. Kız bir iki direnirse de, sonra kendini bırakıverir. Evlenirler.   
4.   a) Kahramanlar:
Feride:Annesi ve babası olmayan, teyzesinin himayesindeki bir kızdır. Bir Fransız okulunda yatılı okuduktan sonra, teyzesinin evine dönmüş, bir süre sonra da buradan kaçmıştır. Çok havai görünen ama oldukça duygusal bir kişiliğe sahiptir.
Kamran: Feride’nin teyzesinin oğludur. Feride’ye olan aşkına rağmen başka kadınlarla gezip tozmaktan kendini alamamaktadır.
Hayrullah: Feride’nin kağıt üzerinde kocasıdır. Mert, babacan, korumacı bir kişiliğe sahiptir. Feride’ye özlem duyduğu babalık görevini yapmuştır.
Munise: Açık sarı saçlı, yeşil gözlü çok şeker, Feride’nin evlatlık aldığı kızdır.
Aziz: Feride’nin eniştesidir.
Müjgan: Feride’nin kuzenidir.
b) Şahıs kadrosu:
 


5.   Çevre-zaman: Olay Anadolu’da geçmektedir. Zaman ise belirtilmemiştir.
6.   Ana fikir ve yardımcı fikirler: Hayatta karşımıza zorluklar çıkabilir.
Önemli olan bu zorluklara boyun eğmemek, mücadele etmektir. Bundan başka, her ne olursa olsun hayatın zorluklarına karşı yıkılmamak, onlarla mücadele etmektir.
7.   Tür ve teknik: Günce şeklinde yazılmış bir roman türüdür.
8.   Eserin en beğenilen bölümü: Feride’nin Zeyniler köyünde çalışırken
Kamran’dan gelen mektupları şömineye atması ve Munise’nin son anda Feride’nin pişman olduğunu hissedip bir mektubun son parçasının ateşten çekip çıkarmasıdır.
9.   Yazarın biyografisi: Reşat Nuri Güntekin, 26 Kasım 1889’da İstanbul’da
doğdu. 1912’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. 1918-19 yılları arasında Şair, Büyük Mecmua ve Nedim dergilerinde hikayeleri basıldı. 1922’de Çalıkuşu romanı Vakit gazetesinde yayımlandı. Bunların dışında birçok illerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1927’de Milli Eğitim Müfettişliğine getirildi. On iki yıl sonra, Çanakkale milletvekili oldu. Ardından tekrar müfettişliğe döndü, 1947’de başmüfettişliğe yükseldi. Aynı yıl Memleket adlı bir gazete çıkarmaya başladı. Kültür Ateşesi ve Öğrenci Müfettişi olarak Paris’e gönderildi. 1954’de 65 yaşında emekliye ayrılarak Türkiye’ye döndü. Akciğer kanserine tutuldu. Tedavi için gittiği Londra’da 7 Aralık 1956’da öldü.
10.   Değerlendirme
a)   Eserle ilgili tenkid yazılardan önemli bölümler: Yazı dilini konuşma diline
yaklaştırma ulusal bir edebiyatın oluşmasında temel sayılarak Milli Edebiyat akımının ilk yıllarında başlamıştır. Bu hareketi başlatan Ömer Seyfettin ve onu izleyenler dili bu yönden geliştirmişlerse de Reşat Nuri Güntekin Çalıkuşu’nda onları büyük ölçüde aşmıştır. (Olcay Önertoy)
b)  İncelemeyi yapanın eserle ilgili görüşleri: Çalıkuşu, Türk Edebiyatı’nın en
önemli klasiklerinden biridir. Feride’nin tek başına Anadolu’da verdiği yaşam mücadelesi okunmaya değer. Eserin sonuda olması gerektiği gibidir. Birbirini seven iki insan seneler sonra kavuşmaktadır.

Logged

"avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim...
Ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri...itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam.
Sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar...korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var..."
BANLANDI
ςǿκ کε√díκ طę ∂طí
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 36046
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 10329
Nerden: Ne FaRkEdEr kİ...!
Rep Puan: 4399
SeNi ÇoK ÖzLeDiM

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #9 : Mayıs,05/01/08, 2008, 03:56:48 »

elimde olan bilgiler bunlar tatlım belki işine yarar....
Logged

"avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim...
Ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri...itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam.
Sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar...korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var..."
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 112177
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1619
Nerden: bilmem bi yerlede yasıyorm işte
Rep Puan: 27
Ağlama Deymez Hayattt Bu Göz Yaslarnaa!!!!

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #10 : Mayıs,05/01/08, 2008, 04:35:26 »

cook tesekkür ederim bitanesiniz göz kırp yaşasın
Logged

o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı?
çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni?
ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık?
sonra ben dedim ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
utanmadım ağladım
BANLANDI
ςǿκ کε√díκ طę ∂طí
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 36046
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 10329
Nerden: Ne FaRkEdEr kİ...!
Rep Puan: 4399
SeNi ÇoK ÖzLeDiM

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #11 : Mayıs,05/01/08, 2008, 04:36:23 »

işine yarayan şeyler var mı bari?
Logged

"avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim...
Ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri...itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam.
Sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar...korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var..."
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 112177
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1619
Nerden: bilmem bi yerlede yasıyorm işte
Rep Puan: 27
Ağlama Deymez Hayattt Bu Göz Yaslarnaa!!!!

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #12 : Mayıs,05/01/08, 2008, 04:38:58 »

olmaz mı bütün ödevim burda  masum
Logged

o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı?
çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni?
ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık?
sonra ben dedim ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
utanmadım ağladım
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : Mayıs,05/01/08, 2008, 04:49:24 »

Alıntı:StoPPPP tarafından gönderildi.
olmaz mı bütün ödevim burda  masum

Okuyup kendin yapsan daha iyi olurdu. Sanırsam geç kaldın. Öğretmen akıllıysa anlar gibime geliyor hayırlı olsun umarım iyi not alırsın  smile
Logged
SÜPER ÜYE
*******