+ | YORUMCUYUZ.NET | FORUM | Youtube | Dizi izle |indir download| Ödev Arşivi | Siyasi Forum | Eğitim Ögretim
 >  + | İNANÇ DÜNYASI
 >  + | Peygamberler, Sahabeler ve Önemli Dini Şahsiyetler
(Moderatör: gonca_61) >  + | BedreddÎn SerhendÎ

Ekim,10/15/08, 2008, 11:47:19 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


fx15
Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: BedreddÎn SerhendÎ
Cevap SayisiCevap Sayisi: 2 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 145 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Yeni Konu
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BedreddÎn SerhendÎ  (Okunma Sayısı 145 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
GaNgStA
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 121376
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5084
Nerden: Bursa
Rep Puan: 1134
85/4 83.dönem c-timi (DaNgEr)
peace_baka@msn.com
Üyelik Bilgileri
Online
« : Temmuz,07/17/08, 2008, 04:02:27 »




Hindistan'da yetişen büyük velîlerden. Hindistan'ınSerhend şehrinden olup, babası Şeyh Muhammed İbrâhim'dir. 1593 (H.1002) senesinde doğdu. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hânegâhında, ilim tahsîl ederek yetişti. Hocasının teveccühlerine kavuşup, sohbetlerinde bulunmakla şereflendi. 1688 (H.1098) senesinde vefât etti.

Bedreddîn Serhendî, zekî ve çok akıllı idi. Kısa zamanda keşf ve kerâmetler sâhibi oldu. Hocasının daha ilk teveccühlerinde, kalbi zikretmeye başladı. Kelâmda en büyük kitâb olan Şerh-i Mevâkıf'ı, Beydâvî Tefsîrini ve Mîr Hâşiyesi ile berâber, Akâid-i Adudiyye'yi, İmâm-ı Rabbânî'nin huzûrunda okudu. On beş yaşında iken İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin huzûrunda tasavvuf yoluna girdi.

Bedreddîn Serhendî tasavvuf yoluna girdikten sonra, hazret-i İmâm'a yâni İmâm-ı Rabbânî'ye yazdığı bir mektûbta şu hâllerini yazdı: "Ne zaman bir kabre uğrasam, kabirdekinin hâli bildiriliyor. Azâb veya sıkıntıda, yâhut nîmetler içinde olduğunu görüyorum. Bâzan da kabri karanlık veya aydınlık görüyorum. Bir büyüğün mezarının başına gidersem, Cennet'te nîmetler içinde olduğu mâlûm oluyor. O azîzin bana merhamet ve lütuflarını müşâhede ediyorum. Bâzan yüz çevirdikleri ve teveccüh etmedikleri de oluyor. Uzun yalvarmalardan sonra, ne için böyle davrandıklarını soruyorum ve öğreniyorum."

Bir gün anne ve babasının kabirlerini ziyârete gitmişti. Abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra; "Yâ Rabbî, bu namazın sevâbını Peygamber efendimize ve bütün peygamberlere (aleyhimüsselâtü vesselâm), hepsinin eshâbına, evliyâya ve onlara tâbi olan anne ve babanın rûhlarına ihsân eyle." dedi. Duâsını bitirince, bütün kabirlerde olanların rûhları çekirgeler gibi ona koştular ve onları da bu duâya ortak etmesini istediler. Her ne kadar, "Ana ve babama çok sevâb verilmesini istiyorum." dedi ise de, fayda vermedi. Yalvardılar ve geri gitmediler. Gidip Şeyh Ebû Neccârî'nin türbesine girdi. Gördü ki, şeyhin türbesinin içine girmediler, dışarıda mahrûm kaldılar. "Dönüşte hepinize Fâtiha okuyacağım." diye söz verdi. Çok sevindiler. Büyük şeyhin türbesine döndü. Şeyh kalktı ve hürmet etti, çok lütuf ve merhamet eyledi ve bu şehirde salgın hâlinde olan vebâdan sen zarar görmeyeceksin diye müjdeledi.

İmâm-ı Rabbânî buyurdular ki: "Bizim büyüklerimiz kabirlerin keşfine îtibâr etmiyorlar. Onların kabir ziyâretindeki usûlleri, kabrin hizâsında kendini bütün bağlardan kurtarıp, bütün himmetiyle kabrin sâhibine teveccüh ederek oturmaktır. Bundan sonra kalblerine ne gelirse, kabirdekinin hâlinden bilirler. Yabancıların sohbetinde de, o büyüklerin hâli böyledir. O gibi şeylere güvenmeyiniz. Bu, kendini beğenmeye götürür. Ucb, yâni kendini beğenmek ise, yol keser."

Bir gece rüyâsında; büyük bir şehirde, yüksek bir sarayda, yüksek bir salonda İmâm-ı Rabbânî'nin huzûrunda oturduğunu gördü. Dışardan birisi gelip ona; "Hızır aleyhisselâm kapıda seni bekliyor." dedi. Hazret-i İmâm'dan izin işâreti geldi ve hemen kalktı, dışarı çıktı. Hızır aleyhisselâmın genç bir insan sûretinde, güzel yüzlü, beyaz benizli, sakalı yeni çıkmış bir hâlde kapıda durduğunu gördü. Selâm verdi. O çıkar çıkmaz, yürüdü. O da ardından gitti. O beldenin sokak ve yollarını dolaştı. Gezerken; "Efendim! Allahü teâlânın size ihsân ettiği feyz ve bereketlerden bana ihsân ediniz." dedi. "Sen öyle bir kimseden nisbet almışsın ki, sana ve âleme onun irşâdı yeter." diyerek, Hazret-i İmâm'ın büyüklüğüne işâret etti.

Bir defâ yine rüyâda Server-i âlemi ders verdiği mescidinde, sırtı kıbleye karşı iki dizi üzerinde oturuyor gördü. Mescide girip elinde olmayarak, kendini ayaklarına attı. Sonra kalkıp duâ eder gibi iki elini kaldırdı ve; "Yâ Resûlallah! Bana bir müjde verin!" diye arz etti. İsrâ sûresinin; "Bütün noksanlıklardan münezzeh olan Allah, kulunu geceleyin götürdü." meâlindeki birinci âyetini okudu. Bundan sonra buyurdular ki: "Senin evinde erkek çocuklar dünyâya gelecek." Bu rüyâdan on ay sonra bir oğlu oldu. İsmini Muhammed Ârif koydu. Bundan sonra doğan çocuklar hep erkek oldu. Allahü teâlâ, Resûl-i ekremin müjdesi üzerine, yedi çocuk verdi.

Bir gün İmâm-ı Rabbânî hazretleri, talebelerinin büyükleri ile sohbet ederken; "Bu yolun büyüklerinin dilinde kullanılan nisbet kelimesinin mânâsı nedir?" buyurdu. Bedreddîn Serhendî de; "Siz bilirsiniz!" diye arzetti. Bir an başlarını önüne eğdiler ve teveccüh ettiler. Sonra; "Nisbetten murâd; sâlik ile Hak arasında olan yakınlık ve alâkadır." buyurdu.

Hazret-i İmâm, Mektûbât'ın üçüncü cildini tamamlayıp, dostlara birkaç tâne daha mektûb yazınca, Bedreddîn Serhendî içinden; "Bu dördüncü cildin toplayıcısı fakîr olsa." diye niyetlendi: Nitekim birinci cildi Mevlânâ Yâr MuhammedCedîd, ikinci cildi Mevlânâ Abdülhay, üçüncü cildi Hâce Hâşim-i Keşmî toplamışlar idi. Bir gün yalnızken hazret-i İmâm'a bu niyetini arzetti. Bir an sustular, sonra buyurdular ki: "Vakit nerde, fırsat kime? Yakînen bilinmelidir ki, ömrümüz senelerden çıktı, günlere kaldı. Sen niyetinin sevâbını alırsın." Bu konuşmadan birkaç gün sonra o, dünyâyı aydınlatan güneş, toprak perdesi altına geçti. Yâni vefât etti.

Vebâ günlerinde, bir gece yarısı, Bedreddîn Serhendî'nin hanımının boğazında tâûn alâmeti görüldü. Birden ateşi yükseldi. Şaştı ve perişân oldu. Çünkü küçük çocukları vardı. Hemen ağlayarak ve kalbden inleyerek hazret-i İmâm'a ilticâ eyledi. Hocaları görünüp buyurdular ki: "Filân yere koyduğunuz şu ekmekleri sadaka verin, hanımınız sıhhat bulacaktır." Bunu dediler ve kayboldular. Hanıma; "Evde ekmek var mıdır?" diye sorunca; "Evet, filân odada vardır." dedi. Hazret-i İmâm'ın gösterdikleri yeri işâret etti. Kalktı, ekmekleri aldı, dışarı çıktı, bir fakîri uyandırıp verdi. Daha sabah olmadan hastanın ateşi düştü ve tâûn alâmeti kayboldu.

Bir gün, mahrem kadın akrabâlarından bâzıları ve hazret-i İmâm'ın huzûruna gidemeyecek kadar yaşlı ve düşkün olan amcası Muhammed, ona; "Hazret-i İmâm'ın yolunun vazîfelerinden bana da ver." dedi. "Ben yetkili değilim, icâzetim yoktur. Hazret-i İmâm'a arz eder, size vazîfe vermeleri için elimden geleni yaparım." dedi. Huzûruna gidince; "Bâzı sâliha kadınlar, bu fakîrden zikir için vazîfe istiyorlar, nasıl buyurursanız öyle yapayım." diye arz etti, amcasının ismini söylemeyi unuttu. Buyurdular ki: "O kadınlara vazîfe ver, amcan Muhammed'e de istersen ver. Çünkü o da isteklidir." Bu arada, bir çocuk geldi. Yaşlı babası için vazîfe istedi. Bunun üzerine; "Onun da evine git, vazîfe ver." buyurdu. Bedreddîn Serhendî'nin sonra hâtırından; "Bu icâzet, izin yalnız bahis konusu şahıslara mı mahsustur, yoksa başkalarına da vazîfe verebilir miyim?" düşüncesi geçti. Bu düşünce daha yer etmeden; "Sana icâzet mutlaktır. Sen bizim âileye dâhilsin." buyurdular. Sonra gidip, o şahıslara ve başkalarına vazîfe verdi.

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin, Mevlânâ Bedreddîn Serhendî'ye gönderdiği bir mektup:

"Allahü teâlânın ismine sığınarak, mektubumu yazmağa başlıyorum. Kazâ ve kaderin ince bilgilerini, kullarından seçilmiş olanlara bildiren ve doğru yoldan sapmamaları için, câhillerden saklayan, Allahü teâlâya hamd ederim! Kazâ ve kaderin esrârını, din câhilleri anlayamayıp, doğru yoldan kayar. İnsanları işlerinde mecbûr, esir veya hâkim, yaratıcı sanmak tehlikesine düşerler. Allahü teâlâ, Peygamberlerinin en üstünü ile, kullarına doğru yolu, doğru bilgiyi gösterdi. Yanlış düşünen câhillerin ve âsilerin özür, bahâne etmelerine meydan bırakmadı. O büyük Peygambere ve akrabâsına ve Eshâbının hepsine bizden iyi duâlar ve selâmlar olsun! O'nun Eshâbının herbiri, Allahü teâlâya itâat edenlerin ve kadere inanıp, kazâya râzı olanların en iyisidir.

Kazâ ve kader bilgisini, çok kimseler anlayamamış, doğru yoldan ayrılmıştır. Bu bilgi üzerinde akıl yürütenler, vehm ve hayâllerine kapılmıştır. Bunlardan bir kısmı, insanların isteyerek yaptığı işlerinin cebr, zor ile olduğunu sanmış, çokları da, insanların her işi yaratarak yaptığını, isteyerek yapılan işlere, Allahü teâlânın karışmadığını söylemiştir. Üçüncü anlayış şekli de, doğru yolda gidenlerin, İslâmiyeti iyi anlıyanların sözüdür. Bunlar, "Fırka-i nâciye" ismi ile müjdelenmiş olan, "Ehl-i sünnet ve cemâat"dir. Allahü teâlâ, o yüksek âlimlerden ve onların yolunda gidenlerden râzı olsun! Bunlar birinci ve ikinci kısımda olanlar gibi taşkınlık yapmamış, orta yolu seçmişlerdir. Ehl-i sünnetin reîsi olan İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe, İmâm-ı Câfer-i Sâdık'tan şöyle sordu: "Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini onların arzûsuna bırakmış mıdır?" O da; "Allahü teâlâ, rübûbiyyetini (yaratmak ve her istediğini yapmak büyüklüğünü) âciz kullarına bırakmaz." buyurdu. "Kullarına, işleri zor ile mi yaptırıyor?" diye sorunca da; "Allahü teâlâ âdildir. Kullarına zor ile günah işletip, sonra Cehennem'e sokmak, O'nun adâletine yakışmaz." buyurdu. "O hâlde, insanların, istekli hareketi, kimin arzûsu ile oluyor, kim yapıyor?" diye sordu. O da; "İşleri insanların arzûsuna bırakmamış ve kimseyi cebr etmemiştir. İkisi arası olagelmektedir. Yaratmağı kullarına bırakmadığı gibi, zor ile de yaptırmaz." buyurdu.

İşte, Ehl-i sünnet âlimleri diyor ki kulların ihtiyârî, istekli hareketlerini, işlerini Allahü teâlâ îcâd etmekte, yaratmaktadır. O'nun kudreti ile var oluyorlar. Fakat, insanın kudreti de karışmaktadır. İstekli hareketlerimiz, Allahü teâlânın kudreti ile "yaratılır" ve bizim kudretimiz ile "kesb edilmiş" olur.

Bedreddîn Serhendî'nin "Hadarât-ül-Kuds" isimli eserinde, İmâm-ı Rabbânî hazretlerini çeşitli hâlleri ile, dünyâya gelişinden Cennet'e gidişine kadar; keşfleri, kerâmetleri, tasavvuftaki dereceleri, eşsiz nasîhat ve sözleri, tatlı ve feyzli bir dille anlatılmakta, ondan sonra yüksek oğulları ve halîfeleri bildirilmektedir. Bundan sonraki eserlerini kendi kalemiyle şöyle bildirmektedir:

"O emeller kutbunun âhirete irtihâlinden sonra, son hârika ve kerâmeti isbât eden, Kerâmât-ül-Evliyâ kitabını yazdım. Gavs-ı A'zam Abdülkâdir Geylânî'nin Fütûh-ül-Gayb kitabını, Arabîden Fârisîye tercüme ettim. Bir de tasavvuf ıstılahlarında, Kâdirî ve Nakşibendî yollarındaki vazîfeleri topladım, ismine, Revâih dedim. Bir te'lifim de, Âdem aleyhisselâmdan günümüze kadar gelmiş olan makbûlleri bildiren, Senevât-ül-Atkıyâ der Beyân-ı Tevârîh-i Visâl ve Ahvâl-i Erbâb-ı Kemâl isimli kitap olup, büyüklerin târih sırasına göre vefâtlarını ve hâllerini anlatır."

Diğer eserleri: 1) Siyer-i Ahmedî, 2) Mecma'ül-Evliyâ, 3) Makâmât-i Gavs-us- Sakaleyn Terceme-i Behçet-ül-Esrâr, 4) Terceme-i Ravdât-in-Nevâzir. 5) Terceme-i Tefsîr-i Arâis-il-Beyân.
Logged

UnDeR GaRaGe RaP

TeKLeDi HeRkEz JoİnT'tE bOmBa KıVrAk OLAn YıLaNı SePeTe KoYmA...!

Logged
'TS'unamiiiimmmsinnn
Benim Bölgemdesin
*
Üye No: 8966
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 12488
Nerden: dönüş bileti olmayan yollalardan:(
Rep Puan: 2506
çile ;anlasılmadıgın yerde yasamak degıl mı?

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #1 : Temmuz,07/17/08, 2008, 04:10:11 »

guzel paylasımlar valla.. evet
Logged

sevginin mantıgı mantıksızlıktı oysa
GaNgStA
SÜPER ÜYE
**********
Üye No: 121376
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5084
Nerden: Bursa
Rep Puan: 1134
85/4 83.dönem c-timi (DaNgEr)
peace_baka@msn.com
Üyelik Bilgileri
Online
« Yanıtla #2 : Temmuz,07/17/08, 2008, 04:19:21 »

beğenmene sevindim canım
Logged

UnDeR GaRaGe RaP

TeKLeDi HeRkEz JoİnT'tE bOmBa KıVrAk OLAn YıLaNı SePeTe KoYmA...!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

İstatistikler
Üye: 209234
Mesaj: 405961
Konu: 78396
Hoş geldiniz xprt, yeni üyemiz.
Sponsor Linkler
Online Adsl Başvurusu
adsl başvuru
Akvaryum Malzemeleri
pet shop
Geveze.net Türkçe Mirc
mirc
Trsohbet.com Chat
sohbet
Oruçoğlu Nakliyat
Evden Eve Nakliyat

Akdeniz Nakliyat
Evden Eve Nakliyat
Türkiye Mirc
Mirc
İddaa Tahminleri
iddaa
Sigara Bırakmak İçin
sigara bırakma
Bunlara Baktınız Mı ?

Forum Yarışmaları
Online Üyeler

Daha Fazla İstatistik
Foruma Üye Ol
Forumda Görev Al

Son 10 Konu

Benzini Bitmiş=)))

Fizik sorularınıza...

Tüm Matematik Soru...

taksici

Bugün Sizi Anlatan...

Bedava Seks :d:d

Cute FTP 8.0 Full ...

Gençlik İçin 14 Sü...

Adınızı Yazın O Tc...

Bu Da Bennn:):)
Duyuru
Arşiv

şiir yarışmaları resim yarışmaları site haritası ses yarışmaları forum yarışmaları atatürk resimleri islami resimler ramazan ayı ve bayramlar dini hikayeler ilahi peygamberler güncel haberler hukuk siyaset forumları  siyaset meydanı siyasi kara kuvvetleri hava kuvvetleri deniz kuvvetleri silah sistemleri askeri resimler hayvanlar alemi hastalıklar rüya tabirleri komik videolar edebiyat forumu meslek rehberi ödevler diyet oyun download full oyunlar cs serverleri online oyunlar knight online avrupadan futbol iddaa cep için videolar cep için filmler film izle flim izle belgesel izle forum dizi izle amatör müzik mp3 yerli Türkçe klipler şarkı sözleri arabeks rapçılar program paylaşım msn smf google forumu emo evden eve nakliyat

adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması

YORUMCUYUZ.NET | FORUM | Youtube | Dizi izle |indir download| Ödev Arşivi | Siyasi Forum | Eğitim Ögretim | Powered by SMF 1.1.6.
© 2005, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.
Bu Sayfa 0.459 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu


YORUMCUYUZ.NET
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi sekilde yararlanabilir ve forumda ücretsiz yazar olabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

kapat