+ | YORUMCUYUZ.NET | FORUM | Youtube | Dizi izle |indir download| Ödev Arşivi | Siyasi Forum | Eğitim Ögretim
 >  + | GÜNCEL
 >  + | Siyaset Forumları
 >  + | Siyaset Meydanı
(Moderatör: Kawasaki) >  + | Darbecilere Hesapmı Soruluyor Acaba

Ekim,10/11/08, 2008, 12:22:40 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


fx15
Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Darbecilere Hesapmı Soruluyor Acaba
Cevap SayisiCevap Sayisi: 12 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 139 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Yeni Konu
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Darbecilere Hesapmı Soruluyor Acaba  (Okunma Sayısı 139 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Teğmen
****
Avatar Yok
Üye No: 144695
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 209
Nerden: Istanbul
Rep Puan: 1

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« : Temmuz,07/02/08, 2008, 10:08:24 »


Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un da aralarında bulunduğu 20'yi aşkın kişi gözaltına alındı. Ankara ve İstanbul'un yanı sıra operasyon Trabzon ve Antalya'ya kadar uzandı. Birbirinden ilginç isimler yakalanarak İstanbul'a gönderildi.

Biri emekli tuğgeneral dört isim ise evlerinde bulunamadı. Aranmaya başlandı. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ve iki gazeteci de gözaltına alınanlar arasında. Haberlerin duyulmasıyla başkentte hemen herkes olayın mahiyetini öğrenmeye çalıştı. En çok sorulan soru ise 'Operasyon bu kadarla mı sınırlı yoksa arkası gelecek mi?' idi. İkinci perdesinin açılmasıyla Ergenekon soruşturmasının giderek derinleştiğini söylemek mümkün. Dolayısıyla gözaltına alınanlara yenilerinin eklenmesi sürpriz olmaz.

Böylesi büyük çapta gözaltı Türkiye'de ilk kez yaşanıyor. Şok biraz bu yüzden. Orgeneral rütbesine kadar yükselmiş iki generalin polisler tarafından askerî lojmanlardan alınması Türkiye'nin pek alışık olmadığı bir gelişme. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün tutuklanması da benzer etkiyi yapmıştı. Şimdi olay daha ileri noktaya taşındı. Son dalgayla Ergenekon soruşturmasının yeni bir aşamaya girdiği kesin. Ancak iddianamenin gecikmesinin ciddi eleştiri konusu olduğunu söylemek lazım. Nitekim dün Ergenekon'a mesafeli, hatta karşı duran çevrelerin bu yöndeki itirazı gün boyu sürdü. Başbakan Erdoğan da 'Artık soruşturmanın sonuçlanmasını diliyorum' dedi.

İki generalin gözaltına alınmasının asıl nedeni, kamuoyuna 'Sarıkız ve Ayışığı' diye yansıyan darbe projeleri. ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras konuyu Meclis'e taşımak için girişimde bulundu. Araştırma komisyonu kurulması için gerekli imzaları tamamladı, önümüzdeki hafta Meclis Başkanlığı'na sunacak. Siyasetteki bu gelişme ile operasyon eşzamanlı gerçekleşti.

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in günlüklerinde Şener Eruygur'un Jandarma Komutanı iken darbe için çalışmalar yaptığı, cunta faaliyetleri yürüttüğü bazı belgeler ışığında açık açık anlatılmıştı. Eruygur emekli olduktan sonra da sivil toplum örgütlerinde aktif görev üstlendi ve kimi eylem planlarının içinde yer aldı. Bu darbe iddiaları da Ergenekon soruşturmasına dahil edildi.

Ergenekon soruşturması derinleşirken yargı süreci bütün ciddiyetiyle işliyor. İddianamenin daha fazla gecikeceğini sanmıyorum, kanaatim bugün yarın mahkemeye teslim edileceği yönünde. Şüphesiz bir kişinin gözaltına alınması suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Yargı sürecinin sonunda ancak bir hükme varmak mümkün. Buna karşılık iddiaların da ciddi boyutta olduğuna kuşku yok. Eruygur'un baş rol oynadığı darbe senaryoları birkaç kanaldan doğrulandı.

Türkiye, demokrasiye kasteden, anayasal düzeni değiştirmek için teşekkül oluşturan, çete kuran, cunta faaliyeti yürüten darbe projeleriyle ilk kez hesaplaşma zemini yakaladı. Demokrasinin evrensel standartlara ulaşması için iyi bir imkan bu. Cesaretle, yan yollara sapmadan sonuna kadar üzerine gidilmesi ülkenin geleceği açısından hayati önemde. Eğer birileri darbe için ciddi eylem planları yaptı ise bunun hesabını vermeli. Bütün olağan demokrasilerde darbe en büyük suçtur. Her yerde bu suça tevessül eden cezasını görür. Şimdi Türkiye darbecilerle yüzleşiyor ve hesaplaşıyor. Bu süreci başarıyla tamamlayabilir mi? Hep birlikte göreceğiz.ALINTI

Logged

Logged
Teğmen
****
Avatar Yok
Üye No: 144695
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 209
Nerden: Istanbul
Rep Puan: 1

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #1 : Temmuz,07/02/08, 2008, 10:13:07 »

Bomba dün düştü. İki emekli orgeneral, bir emekli tuğamiral ve bir emekli albayın aralarında bulunduğu asker, gazeteci ve işadamlarından oluşan yaklaşık 35 kişi Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı.    Bir başka emekli tuğgeneral ise aranıyor.

Tutuklanan kişilerin, özellikle askerlerin hemen hepsi, Nokta Dergisi'nde yayınlanan Özden Örnek günlüklerinin de teyit ettiği gibi, 2003 ve 2004 yıllarında Sarıkız ve Ayışığı kod adlı iki darbe hazırlığında adı geçen isimler.

O zaman “dün yaşanan gelişmeler gerçekten bir ilktir ve son derece değerli bir ilktir”…

Bu ülkede “ilk kez darbe girişiminde bulunmuş general, orgeneral ve kuvvet komutanı düzeyinde emekli asker, bu gişimlerinden ötürü hukuki takibata uğruyorlar”.

Darbelerin, darbe girişimlerinin, muhtıraların, uyarıların, kurumsal tehditlerin ilk kez hukuki bir karşılığı olabileceğini, bir yaptırıma tâbi tutulabileceğini görüyoruz.

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'ün cesur ve ilkeli tutumunu alkışlamak gerekir.

Beklenen, arzu edilen ve olması gereken yapılmıştır.

Dün yaşanan gelişmelerin “ilk boyut”u alkış ve demokratik heyecan gerektiren bu boyuttur.

Daha önce de yazdığımız gibi “Ergenekon 'Derin Devlet' tir. 'Derin Devlet' 2003 sonrası yeniden örgütlenmiş ve yeni hedefler etrafında harekete geçmiştir. Harekete geçiren unsur 'AKP iktidarı ve AB döneminin başlaması' olmuştur.

28 Şubat'ın büyük asker ağabeyleri, 'sivil' örgütleri, Susurluk grupları, bunların devlet içindeki artıkları, üniversitelere, siyasi partilere, barolara uzanan kalıntıları 2004'ten itibaren bir şekilde temas etmiş ve seferber olmuşlardır.

Derin devlet son yıllarda illegal ve legal yapılarıyla topyekûn bir örgütlenme içine girmiş, Cumhuriyet'i 1950 öncesi modeline göre yeniden inşa etmeye soyunan bir 'büyük koalisyonun motor gücü' haline gelmiştir. Bu çerçevede sokağa inmiş, tetiğe dayanmış, silahlanmaya başlamış, darbe planları yapmaya soyunmuştur…”

Generallerin gözaltına alınması işte bu tespitleri doğrulamıştır…

Ve dün yaşanan gelişmelerin “ikinci boyut”u budur.

Üçüncü boyuta, işin “realpolitik” boyutuna gelince…

Orgenerallerin gözaltına alınması, bir dokunulmazlığa son verilmesi hem bu adımın atılma koşulları hem yaratacağı sonuçlar açısından ülkede yaşanmakta olan iktidar mücadelesinden bağımsız düşünülemez…

Yaşananla ilgili kağıt üzerinde üç ihtimal var:

1. Atılan, savcının emniyetle birlikte attığı iktidara bilgi vermeden bir adımdır…

2. Savcı bu adımı siyasi iktidarın bilgisi dahilinde atmıştır…

3. Bu adım hükümet kadar Genelkurmay'ın onayıyla de atılmıştır…

İlk ihtimal pek zayıf, ikinci ihtimal kuvvetlidir. Üçüncü ihtimal ise en önemlisidir, zira diğer ikisini karşısına alır ve üzerinde özellikle durmayı gerektirir.

Bu çerçevede en önemli soru, gözaltıların Genelkurmay'ın bilgisi dahilinde yapılıp yapılmadığıdır…

Genelkurmay'a haber vermeden böyle bir adımın atılması ülkenin dengeleri ve alışkanlıkları açısından ne denli zor görünüyorsa, Genelkurmay'ın “Muğlalı Paşa sendorumu”nu kendi eliyle derinleştirecek, siyasete müdahalesini yargısal yaptırıma açacak ve sınırlayacak, AK Parti'ye yönelik kuşatma harekatını anlamsız kılıcak bir adım atması da o denli zor görünmektedir. Kaldı ki, gözaltına alınan emekli orgeneraller isimleri ve rütbeleri ordu içinde büyük gürültü koparacak isimlerdir.

Atılan adım o denli önemli ve devasadır ki, yansımalarının da devasa ve önemli olacağı açıktır.

Bu durumda ilke savaşı kadar, iktidar kavgalarının en keskin aşaması yaşanacak demektir…

Her şey olabilir…

Sivil bir düzen de bir adım ötede, aksi de…

Not: Baykal'dan Özyürek'e başta gözatıları yargının siyasallaşması, siyasi iktidarın içi boş karşı bir hamlesi olarak değerlendirenler
Logged
Yarbay
*******
Avatar Yok
Üye No: 91538
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 464
Nerden: istanbul
Rep Puan: 10

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #2 : Temmuz,07/03/08, 2008, 08:04:31 »

İnşallah “darbe hazırlığı” çıkar! 


Dillerdeki soru aynı; ne olur? Ne çıkar?

Bana da soruyorlar; inşallah darbe hazırlığı çıkar diyorum.. İnşallah savcının elinde çok ciddi deliller vardır..

Demek ki zulüm kokan gözaltıların anlamı buymuş deriz! Savcı kararlılıkla, cesurca darbecilerin üzerine gitmiş..

Alkışlarız..

Sonuna kadar git diye tempo tutarız.. Nihayet darbeciler hâkim önüne çıkacak, yargılanacak diye sevinç gösterileri yaparız..

Ama ya tam tersi olursa..

Gözaltına alınanlar eften püften bir iddia ile hâkim karşısına yollanır, hâkim de onları serbest bırakırsa..

İşte o zaman..

Hukuk sistemi çöker, yargıya olan güven sarsılır, yargı resmen siyasallaşır..

Gözaltıların muhaliflere gözdağı için yapıldığı kanısı kuvvetlenir.. İktidarın savcıyı, hâkimi, polisi kullanarak korku imparatorluğu kurmaya çalıştığı inancı yaygınlaşır, güç kazanır..

O Türkiye, bu Türkiye’den daha kötü olur..

İktidara muhalif olanların bir sabah ansızın gelebilirler diye beklemeye başladığı Türkiye’yi düşünebiliyor musunuz?

Suçlu olmanıza gerek yok.. Polis her an gözaltına alabilir.. Hatta aylarca cezaevinde bile tutulabilirsiniz..

Yok yok..

İnşallah savcı “darbe hazırlığı”nı belgeler..

Belgeler ki son gözaltı furyasının bir anlamı olsun.. Çünkü şık değildi, onur kırıcıydı..

Peki darbe hazırlığının resmen belgelenmesi de kötü değil mi?

Çok kötü; ama en azından başaramamışlar deriz, derin bir oh çekeriz..

Ama yargı sistemi çökerse ağzımızdan ‘oh’ değil; ‘ah’ sesi çıkar..

Tamiri ve telafisi de yıllar alır..


*


Olayın bir başka boyutu daha var..

Gözaltına alınanlar geçen yıl yapılan Cumhuriyet mitinglerini organize etmek, bu mitinglere destek vermek, katılım çağrısı yapmakla suçlanırlarsa..

Mitingler yoluyla halkı hükümete karşı ayaklandırma iddisıyla karşı karşıya kalırlarsa..

Kimi fiilen katılarak..

Kimi organize ederek..

Kimi medyada destek vererek..

Bu tam bir felaket olur..

Çünkü o zaman da demokrasi çökmüş..

Türkiye gösteri, yürüyüş, miting yapmanın suç sayıldığı bir ülke haline gelmiş demektir..

Düşünmek bile istemiyorum.. İktidara karşı miting yap, bir kararını, bir eylemini protesto et veya iktidarı uyar, küt gözaltı.. Doğru cezaevi..

Yani:

Demokrasinin ruhuna el fatiha!


*


İnşallah bu soruşturmayla taa 2004 yılına kadar gideriz.. Meşhur, ‘Ayışığı’ adlı darbe planı iddiasının bütün şifrelerini çözeriz..

Ve bu bir ilk olur!

Bir daha da kimse kapalı kapılar ardında silah gücüyle iktidar hayalleri kurmaz..

Hayalini kuran, bir gün yargıç karşısına çıkabileceğini düşünür..

Türkiye de rahatlar!

Benim dileğim bu!

Fos çıkmaması!
Mehmet TEZKAN...........................
Logged
Teğmen
****
Avatar Yok
Üye No: 144695
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 209
Nerden: Istanbul
Rep Puan: 1

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #3 : Temmuz,07/03/08, 2008, 11:55:09 »

Bu nasıl bir çılgınlık böyle!
 
Dehşet verici bir olayı anlatacağım. Nasıl bir çılgınlıkla karşı karşıya olduğumuzu birlikte görelim. Uzunca bir süredir Türkiye'de olağanüstü gelişmeler yaşanıyor. Farkında değiliz ama bu olağanüstülüklerin benzerlerini yakın çevremizde, dünya genelinde de görüyoruz. Orta ölçekli ülkelerde büyük siyasi dönüşümün yol açtığı krizler, bölgesel dizayn çabaları, merkez güçler arasında ürkütücü boyutlara varan hesaplaşma, hesaplaşmanın yönettiği siyasi, ekonomik ve jeopolitik bunalımlar etkisini artırıyor.

Belki de insanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden birine, bin yıllık dünya tarihinin önemli kırılma dönemlerinden birine tanıklık edeceğiz. İnsanlığın ortak kaderine yön veren gelişmeleri göreceğiz.

Yeni dünya düzeni arayışları iflasla sonuçlandı. Küresel ekonomik sistem çöktü, çökmek üzere. Ulus üstü kurumlar işlevsiz hale geldi. Doğu ile Batı arasındaki güç dengesi hızla değişiyor. Ekonomik ve teknolojik gelişme arasındaki fark azalıyor, yeryüzünün ağırlık merkezi Doğu'ya kayıyor. Kaynakların olduğu yerlere kayıyor. Dünya belki de son dört yüz yıllık tarihin en derin değişimlerinden birine hazırlanıyor. Bunlara bağlı olarak da siyasi sistemler değişiyor, güvenlik stratejileri yeniden şekilleniyor. ülkeler, coğrafya parçaları üzerindeki kontrol stratejileri yeniden düzenleniyor.

Türkiye'de yaşanan sancılar büyük değişimin yansımasından başka bir şey değil. Küresel eğilimler başka bir şey dayatıyor, yüzyıldır iktidarı ellerinde tutanlar direniyor. Bu yüzden Türkiye'deki siyasi krizin tahmin edilenden daha büyük ve karmaşık olduğunu düşünüyorum.

Türkiye ve dünya için en korkutucu gerçek, belirsizlik. önümüzdeki beş yıl içinde nasıl bir Türkiye, nasıl bir Ortadoğu, nasıl bir Avrupa Birliği, nasıl bir dünya olacağına dair net ve kabul edilebilir bir kanaat oluşamıyor. Bu yüzden, bu beş yıl içinde nelerle karşılaşabiliriz, dünyanın endişe ettiği o büyük olay ne olabilir, sorularına cevap aranıyor.

Peki bu ne olabilir? çok büyük ekonomik sarsıntı olabilir. Finans sisteminin çöküşü olabilir. Doğal felaketler olabilir. Bölgesel savaşlar, hatta nükleer savaşlar olabilir… Ya da 21. yüzyıl dünyasını kurması beklenen Batı dışında bölgesel ve küresel ölçekte sıçrayışlar, yeni aktörlerin devreye girmesi olabilir. Ama ne olacaksa, dünya genelinde büyük değişimlere yol açacaktır.

Bu bir abartı değil. Karamsarlık da değil! Bir yıl sonrasını öngöremeyenlerin sakin ve özgüvene dayalı tavırları ve kibirlerinin sadece hepimize ödettiği ağır faturaya dikkat edelim! “Her şey kontrol altında” şeklinde bir otoriter tavırla, önümüzdeki belirsizliklere dair kuşkuları giderme dönemi çoktan geçti.

Bu yüzden, belirsizlikler, ihtimaller, geleceği dair düşünceler son derece tehlikeli, ürkütücü ifadelerle tartışılıyor. Bir örnek vereceğim. Bu örneğin marjinal bir algılama biçimi olmadığını özellikle vurgulayarak...

ABD yönetimine, Türkiye ve İran'ın, Irak'a müdahalesini “diplomatik ve askeri” önlemlerle durdurmasını isteyen Antony Cordesman, ABD/İsrail ile İran arasındaki krizin bölgesel nükleer savaşa yol açabileceğini söylüyor. Pentagon'da istihbarat görevlisi olarak çalışan, Enerji Bakanlığı'nda Planlama Dairesi Başkanlığı yapan, Stratejik ve Uluslararası çalışmalar Merkezi'nde Ortadoğu uzmanı olarak çalışmalar yürüten, bölgeye yönelik ciddi araştırma ve yazıları bulunan Cordesman, yakın gelecekte nükleer bir Ortadoğu savaşı öngörüyor. Ama ürkütücü olan bu öngörü değil, beklenti! Ve bu beklentinin bir çokları tarafından paylaşılması. özetleyelim.

İran 2010 yılında nükleer güç olacak. Bölgedeki bütün dengeler yer değiştirecek. Ondan sonra İran-İsrail nükleer restleşmesini izleyeceğiz.

İki ülke arasında çıkacak nükleer savaşta 21 gün içinde 16 milyonla 28 milyon arasında İranlı ölecek. İsrail'de ise 200 bin ile 800 bin arası kayıp olacak. İsrail'de örgütlü bir kamu düzeni olduğu için, saldırı sonrası ölümlere daha hazırlıklı olacak.

İran'ın elinde yüz kilotonluk ve on kilometre çapında zarar veren 30 nükleer bomba olacakken İsrail'in 200'den fazla nükleer bombası var. Bombaların her biri 1 megatonluk. Büyük bir oransızlık! Böyle bir savaşta radyasyondan en büyük zararı ürdün görecek.

İran'ın Tahran, Natanz, İsfahan, Buşehr, Şiraz, Yezd, Tebriz gibi kentleri doğrudan hedef olacak. Tahran dağlarla çevrili olduğu için nükleer saldırıda en ağır zayiatı verecek.

Böyle bir savaş İran'la sınırlı kalmayacak. Arap ülkelerindeki tepkileri desteği kırmak için Suriye ve Mısır da bombalanacak. Suriye'de Alevilerin yaşadığı bölge sınırlı nükleer saldırıya maruz kalacak. 21 gün içinde 8 milyon Suriyeli ölecek. Şam'ın karşı saldırısında İsrail'in vereceği kayıpsa 800 bin kişi.

İsrail bu savaşta Mısır'ı da vuracak. On binlerce Mısırlının ölümüne yol açacak saldırıda, Suveyş, Kahire, İskenderiye gibi şehirler yıkılacak. Aswan Barajı vurulacak.

Ortadoğu Nükleer Savaşı'nda İran öyle zarar görecek ki, Fars medeniyeti yok olmakla yüz yüze gelecek. Böyle bir savaşta insanlık Armageddon'u yaşamayacak ama küresel ekonomi tamamen çökecek.

Adamların krizi tartışma biçimine bakın! öngörülerine bakın! Tüyler ürpertici bir gelecek öngörüyorlar. Bunların olacağından değil ama bu ihtimallerle tartışmaları hepimiz için son derece dehşet verici. çıldırmış bunlar. Tek söz kalıyor geriye. Allah belanızı versin!..

ALINTI, İBRAHİM KARAGÜL
 
Logged
Yarbay
*******
Avatar Yok
Üye No: 91538
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 464
Nerden: istanbul
Rep Puan: 10

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #4 : Temmuz,07/04/08, 2008, 03:43:37 »

Tufan TÜRENÇ
 Yorumcuyuz.Net Forumları Linklerin Ziyaretçilere Görülmesine İzin Vermiyor.
Linki Görebilmek İçin Ücretsiz ÜYE OL veya GİRİŞ YAP

 AKP, Türkiye’yi korku toplumuna dönüştürdü


GÖZALTILARIN ertesi günü Türkiye’de yaşayan yabancı bir arkadaşıma rastladım.

Gözleri sağa sola kaymış, şaşkınlık içindeydi.

"Türkiye’deki gelişmelerden başım döndü. Endişe içindeyim" dedi.

Bir başka arkadaşım telefon etti:

"Sen bilirsin ne oluyor? Olaylar beni korkutuyor."

AKP yandaşları dışında herkes korku ve endişe içinde.

Hiç kimse telefonla konuşmak istemiyor, "Telefonda olmaz, buluşunca sana uzun uzun anlatırım" diyor.

Telefonların uluorta dinlenmesi, insanların yüreğine korku düşürmüş.

AKP hükümetine karşı olan insanlar, yaptıkları telefon konuşmalarının bir gün kendilerine karşı kullanılacağına inanıyor.

O nedenle özgürce konuşan insanlar artık susmak zorunda olduklarını hissediyor.

Eşiniz, dostunuz, dinlenmediğine emin olmadan telefonla konuşmuyor.

Bunlar sıradan insanlar da değil.

Aralarında AKP’li bakan ve milletvekilleri bile var.

* * *

Anamuhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Baykal, başlatılan ve pervasızlık içinde yürütülen insan avının ancak darbe dönemlerinde görüldüğünü söylüyor.

Aynı değerlendirmeyi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da yapıyor.

Hisarcıklıoğlu, insanlarımızın korkularını şöyle anlatıyor:

"Akşam yatağa yatarken sabah nasıl bir Türkiye ile karşılaşacağımız endişesi içinde olmak istemiyoruz."

TÜSİAD açıklama yapıyor ve "Aman demokrasi ve hukuka güven zedelenmesin" diyor.

TİSK, barolar, meslek ve sivil toplum kuruluşları gelişmelerden endişe duyduklarını söylüyorlar.

Eski AİHM yargıcı, sabaha karşı alıp götürülen insanlara gözaltı nedeninin hemen bildirilmesi gerektiğini söylüyor, "Tutukluluk makul süreyi aşmamalı" diyor.

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Cumhurbaşkanı’na hemen devreye girmesi çağrısında bulunuyor.

* * *

Şimdi bazı can alıcı soruları soralım:

Bir hukuk devletinde, hukuk dışı yöntemlerle toplanan delillere dayanarak ve gerekçe gösterilmeden insan avına çıkılır mı?

Kaçma ve delilleri karartma olasılığı söz konusu olmayan insanları evine baskın yaparak kargatulumba alıp götürmek, demokrasi ve insan hakları ihlali değil mi?

Tutuklanan zanlıların insan hakları çiğnenerek aylarca hapishanelerde yatırılması, hukuk devletinde kabul edilebilir mi?

Savcıların ve polislerin, soruşturma sürerken yandaş medyaya delillendirilmemiş bilgileri sızdırmaları ve zanlıların karalanmasına neden olmaları doğru mu?

Yıllarca terörle mücadele etmiş insanların, hükümeti devirmek için terör örgütü kurmakla suçlanması mantığa sığar mı?

Yaşamları boyunca bir araya gelmesi bile mümkün olmayan insanları aynı suç sepetine koymak, hukuku zorlamak değil mi?

Ya muhalefet yapan işadamlarını, gazetecileri, önüne gelen herkesi darbeci diye içeri almak?

Son iki soru da şöyle:

Anayasa’ya göre, kurumlararası dayanışma ve uyumu sağlamakla görevli olan Cumhurbaşkanı ne yapıyor?

3 Kasım 2002 öncesi Türkiye’sinde bu korkular, bu endişeler var mıydı?
Logged
Teğmen
****
Avatar Yok
Üye No: 144695
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 209
Nerden: Istanbul
Rep Puan: 1

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #5 : Temmuz,07/05/08, 2008, 04:00:04 »

Şimdi alıntı ile değilde şahsi fikrimle soruyorum. peki hükümetin aleyhinde baş savcı kapatılması için, internet yoluyla topladığı deliller doğrumuydukide, hep bu saçma sapan delillere dayandırılarak bu hükümeti suçladınız, ve suçladınızda ne oldu, bakınız ne oldu, enflosyon canavarı yeniden hortladı ,yatırımlar durdu, işsizlik arttı, her şeye peş peşe zam gelmeye başladı . ve bunun ceremesini şu an kim çekiyor, biz gariban vatandaşlar değilmi ,bakın arkadaşım, en kötü hükümet bin darbe yönetiminden iyidir ,çünkü hesap verme zorunluluğu olduğu için, hizmet için yarışmak zorundadır, tabii bu chp için geçerli bir durum değil, onlar iktidarda olsalar muhalefettede olsalar ,onlar sahipdirler, sadece emrederler, hizmet etmek onların kapılarına uğramaz bile, bakınız erge nokan meselesine nasıl balıklama sarıldı sayın baykal, hemen durumdan nasıl vazife çıkardı neden, çünkü planları suya düşüyor,  o bekliyorduki bir darbe olada birazcık namelana ama olmadı olmayacak inşallah
Logged
Yarbay
*******
Avatar Yok
Üye No: 91538
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 464
Nerden: istanbul
Rep Puan: 10

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #6 : Temmuz,07/07/08, 2008, 12:38:29 »

ÖLÜME TAHLİYE


Finansör dediler!
Ergenekon kapsamında bir insanlık dramı yaşandı. 1 yıldır tutuklu olan Kuddusi Okkır, 5 ay önce kansere yakalandı. Ölümü öncesi tahliye edilen Okkır’a ’Ergenekon’un kasası’ denildi.



Belediye aracı!
Hastane masraflarını dahi ödeyemeyen Okkır’ın cenazesini taşımak için gazeteciler aralarında para topladı. Edirne Belediye Başkanvekili, hastaneye belediyenin cenaze aracını yolladı.




Birilerinin vicdanları sızlamalı!
Sabriye hanım,  “Eşim suçunu  bilmeden öldü. Son derecede üzgünüm. Eşim koma halindeyken tahliye oldu ve hayatını kaybetti. Artık her kim sorumlu ise bunların hesabını vermeli” diye  konuştu.




Suçunu öğrenemeden ÖLDÜ
Ergenekon soruşturması kapsamında geçen yıl tutuklanan Kuddusi Okkır, 5 ay önce kansere yakalandı. Tahliye edilen Okkır hastanede hayatını kaybetti



Ergenekon soruşturması  kapsamında ’örgüte finansal destek sağlamak’suçlaması ile  20 Haziran 2007 tarihinde tutuklanan ve sağlık sorunları nedeniyle 1 Temmuz günü tahliye edilen 60 yaşındaki Kuddusi Okkır, ’Akciğer kanseri, beyin ve kemik metastası (sızması)’tedavisi gördüğü Trakya Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi’nde dün sabah hayatını kaybetti. Okkır’ın eşi Sabriye Okkır, yaptığı açıklamada, “Ergenekon” soruşturması kapsamında tutuklanan ve sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildikten sonra hastanede tedavi gören eşinin yaşam mücadelesini kaybettiğini söyledi. Sabriye Okkır,  “Zaten beklenen bir olaydı. Artık bunların sorumluları cevabını versinler. Eşim suçunu bilmeden vefat etmiş oldu. Ben son derece üzgünüm” diye konuştu. Eşinin ölümünden sorumlu olanlardan tüm olup bitenlerin yanıtını vermelerini isteyen Okkır, şöyle devam etti: “Gerekeni yapacağım. TBMM İnsan Hakları Komisyonuna eşimin tedavi masraflarının karşılanması için dilekçe vermiştim. Hatta bir milletvekilimiz bir soru önergesi verdi. Bunlar görüşmeye bile alınmadı. Eşim gözaltına alındığında en ufak bir rahatsızlığı yoktu. Tutuklandığında sağlık muayenesi yapıyorlar. Dosyasında şekeri, tansiyonu, mide ve kalp ağrısı yönünde şikayeti de yoktu. Eşim koma halinde tahliye oldu ve maalesef hayatını kaybetti.”




Belediyeden cenaze aracı
Maddi sıkıntıları nedeniyle eşinin cenazesini taşıyacak cenaze aracına verecek parası olmadığını belirten Sabriye Okkır’a ise gazeteciler yardım etti. Edirne Belediye Başkanvekili Namık Kemal Döleneken’i arayan gazeteciler durumu anlattı. Bunun üzerine Namık Kemal Döleneken hastanaye belediyenin cenaze aracını gönderdi. Bu arada, İstanbul’a getirilen Okkır için Maltepe Merkez Camisi’nde ikindi vakti cenaze namazı kılındı. Cenaze törenine, Okkır’ın eşi Sabriye Okkır, oğlu Oytun Okkır ve yakınları katıldı. Namazın ardından Okkır’ın cenazesi, ailesi ve yakınlarının alkışları eşliğinde cenaze aracına konularak, toprağa verileceği Yalova’nın Altınova Subaşı Köyü’ne götürüldü. Cenaze töreninde konuşan Oytun Okkır da, babasının ölümüyle ilgili yasal yollara başvuracaklarını, bu konuda bugün basın açıklaması yapacaklarını belirtti.




80 kilodan 40 kiloya düştü
Kuddusi Okkır, 20 Haziran 2007 yılında Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Okkır, örgütün finansörü olmakla itham edilmişti. Okkır, cezaevine girdiğinde 80 kiloydu. Serbest bırakıldığında 40 kiloya düşen Okkır’ın tutukluluğu sırasında kansere yakalandığı duyurulmuştu.

 
Logged
Teğmen
****
Avatar Yok
Üye No: 144695
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 209
Nerden: Istanbul
Rep Puan: 1

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #7 : Temmuz,07/07/08, 2008, 05:34:49 »

ayakta dahi duramayan erbakanın  maddi ve manevi çektikleri, ona oh olsun haktır, ama bir ergenokancıya mı, vay ulaaan nasıl olur, başbağlarda onlarca ölünün faili dahi bilindiği halde bulunamaz, çünkü ölenler sünnidir, ve sıvasın intikamıdır kimse hesap soramaz, onlara oh olsun işte biz böyle yaparız, ama sıvasa yandılar, bittiler kül oldular diye ağıt yakarız,  sıvas olayları nedeniyle olayları sadece izlerken yakalanıp yıllardır içeride çile dolduran bütün gençliği heder olan, yurdu yuvası yıkılan, onlarca insana oh olsun, haktır, ama bir soldan tanslı arkadan fakslı ya sakın ha yel değmesin, rüzğar esmesin  öylemi .yahu sizler kime bu nameleri yapıyorsunuz,  yok eridide yok gittide onun gibi nice masumlar giitti hiç ruhunuz duydumu, niceleri işkence çekti niceleri sadece inancından dolayı sürüm sürüm süründürüldü vatan hasretiyle yanıp tutuştu hiç umurunuza geldimi şimdi bırakın şu timsah göz yaşlarını öldü ise ALLAH ameline göre taltif eylesin vesselam
Logged
Yarbay
*******
Avatar Yok
Üye No: 91538
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 464
Nerden: istanbul
Rep Puan: 10

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #8 : Temmuz,07/07/08, 2008, 07:09:50 »

evet  AT sahibine göre kişner, sahibinizde aşağı yıkarı aynı şeyleri söylüyor madımakta katledilenler insan değildi dün  fuzuli yere hapsettiğiniz rahmetli gibi  vay be ne insanlar be bunların insanblığı karşısında insan olduğundan utanmamak eldemi.......................
Logged
Teğmen
****
Avatar Yok
Üye No: 144695
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 209
Nerden: Istanbul
Rep Puan: 1

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #9 : Temmuz,07/07/08, 2008, 10:28:14 »

çok doğru utanmalısınız çünkü kendinizi  hep haklı görüp karşıdakini hiç saydığınız için  ve sıvas olaylarında ölenler insan değil denmedi dikkatini çekerim onlara ağıtlar yakılırken başbağlarada ölenlerin dahi tarafınızdan hatırlanmaması sizlerinde hangi zihniyette olduğunuzu göstermesi açısından kayde deyer bir durum olsa gerek
Logged
Yarbay
*******
Avatar Yok
Üye No: 91538
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 464
Nerden: istanbul
Rep Puan: 10

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #10 : Temmuz,07/08/08, 2008, 11:34:41 »

PKK İLE SAVAŞMAK SUÇ
 21. yüzyılda insanoğlu bu kadar mı zalim olurdu. İnsanlık siyasi hırs uğruna nasıl olur da göz göre göre böyle bir cinayet işleyebilirdi?
Onu tanıyorsunuz. İçeriye sapasağlam girdi, canlı cenaze olarak kapının önüne atıldı, birkaç gün sonra da can verdi.
Onu, 'Ergenekon' un Kasası' diye tutuklattılar.
Zindana attılar.
Kanser oldu.
Tedavi ettirmediler.
Kanser kemiklerine, beynine sıçradı. Onun hayatını sordu aldı.
Kuddusi Okkır ölmek üzereydi ki bir çuval gibi zindandan çıkartıp, 'Buyurun alın' deyip dışarı attılar.
Kuddusi Okkır'ı Cumhuriyetçi diye bu hale getirdiler.
Çünkü zalimdiler.
Çünkü insanlıktan nasip almamışlardı.
Çünkü beyinlerini insan öldürmek üzere kurgulamıştılar.
Kuddusi Okkır' ın ölümü bende kendi ailemden birisini kaybetmişim duygusunu yarattı.
Hasan Doğan' ın arkasından gözyaşı dökenleri anlıyorum.
Ama onlarda biraz insaf varsa vicdanları hala yerinde duruyorsa Kuddusi Okkır'ın arkasından da biraz düşünmeliler.
İşte Ergenekon davası denilen davanın özü, özeti, hedefi budur..
Kuddusi Okkır'a bakın bu davayı anlayın.
Eğer vicdanınız varsa...

PKK İLE SAVAŞMAK SUÇ
Siz hangi subayların tutuklandığını, tutuklanacağını hiç düşündünüz mü?
Cevabı çok basit... PKK ile dağlarda savaşan komutanlar...
İşin içerisine şu an Genelkurmay Başkanı olan Yaşar Büyükanıt'ın sokulmayacağının bir garantisi var mı? Hatırlayın Şemdinli İddianamesi ile bazı subayların devletin içerisinde gizli bir örgüt kurdukları yani çete oluşturdukları iddia edilmişti ve bu işi yapanlardan birisi de Yaşar Büyükanıt olarak gösterilmişti.
Türk Ordusunu kontrol etmek isteyen Avrupa Birliğinin Güneydoğu'da teröre karşı mücadele eden Türk paşalarını savaş suçlusu olarak yargılama planları kurduğunu sağır sultan bile biliyor.
Yani Ergenekon Operasyonu ile işte bu alanda ilk adım atılmış oldu.
Zaten Güneydoğu'da dağlarda eşkıya ile göğüs göğüse çarpışarak onları ezen generallerin önlerinin şu veya bu şekilde kesildiği genelkurmaya yön veren konuma gelmelerinin engellendiği de ortada dolaşan iddialardan birisidir.
Bunları Milletimizin bilmesi ona göre tavır takınması lazım.
Yine halkımız şunu bilmelidir. Bu ülkede 30 binden fazla insanımızın kanını akıtan PKK Terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan el bebek gül bebek bakılırken onun eşkiyasıyla savaşan Hurşit Tolon Paşa bir terörist gibi hırpalanıyor.
Soruyorum. İş adamı Kuddusi Okkır'ın Abdullah Öcalan kadar yaşama hakkı yok mudur? Onun hayatına son verenler bunun hesabını vermeyecekler mi?
Logged
Teğmen
****
Avatar Yok
Üye No: 144695
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 209
Nerden: Istanbul
Rep Puan: 1

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #11 : Temmuz,07/08/08, 2008, 07:33:26 »

Aman yarabbi ne kadarda dramatize edilmiş bir yazı, gözlerim doldu ,a be güzel kardeşim, bu andır haberleri birtek bizmi takib ediyoruz, sizlerin böyle bir lüksü yok galiba, işiniz gücünüz yeni çağ ile cumhuriyet gazetesinin yazılarına göre kendinize yön vermek olsa gerek, ben bir yazımda böylesi meseleler, hakkında doğruyu bulmak için her iki tarafıda izlemek gerek demiştim , ama heyhat tek taraflı olmak ,ve inad ile bu tutumu sürdürmek sizlerin ideali olsa gerek, bak kardeşim ,Türk ordusunda yüzlerce paşa var,  ama neden tolon paşa ,neden eruygur paşada, diyerleri deyil, ve ayni zamanda silahda güçde onların elinde iken, neden bu  duruma genel kurmay göz yumuyor, hiçmi araştırmak veya böyle bir soruyu sormak aklınıza gelmiyor , bu ordu şimdiye kadar bunca hükümneti indirdi bindirde ,neden şimdi sessiz kalıyor diye düşünmüyorsunuz . aslında düşünüyorsunuz ordu göreve diye çokda yürüyüşler yapıyorsunuz ama, artık bu ordu gerçek görevinin ne olduğunun bilinci ile haraket ediyor,  yeter artık diyor  seçimle gelen seçimle gitsin diyor, ama bu ülkenin iç düşmanları ,buna tahammül edemiyor ,illada darbe diyorlar,  ama olmuyor, olmayıncada yaygarayı basıyorlar, ve iftiralar üzerine iftiralar yağdırıyorlar, aslında kuddusi okkırın ölümü sizleri zerre kadar üzdüğüne ben inanmıyorum, sadece bu ölümden nasıl nemalanabiliriz ve nasıl oyunlar kurabiliriz derdindesiniz , ama boşuna uğraşmayınız, başaramayacaksınız, bu sefer inşaallah bu ülke darbeler dönemi arkada bırakacak chpnin ve hempalarının inadına. 
Logged
Yarbay
*******
Avatar Yok
Üye No: 91538
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 464
Nerden: istanbul
Rep Puan: 10

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline

E-Posta
« Yanıtla #12 : Temmuz,07/08/08, 2008, 10:25:41 »

söylemenize gerek yok takip ettiğiniz çok ama pek çok belli oluyor bu yazıyı siz CUMHURİYETte veya YENİÇAĞDA muhakkak okumuşsunuzdur çünkü bu yazıyı ben ikisinede göndermiştim ikisinide takip ettiğiniz her iki gazetedende aynı yazıyı okumanızdan belli oluyor..................
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: