2009 mayıssss:))))
Benim Bölgemdesin
Üye No: 122469
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3903
Nerden: bedenim bursada ama ruhum kıbrıstaaa
Rep Puan: 894
kıbrıs/lefkoşa-2008___88/1
|
 |
« : Temmuz,07/24/08, 2008, 10:45:56 » |
|
Hayatınızda kaç kere âşık oldunuz? Bunlar gerçekten aşk mıydı?
Size neler kazandırdı? Aşkınızı sürdürmeye gücünüz veya yeniden âşık olmaya cesaretiniz var mı? Peki, buna değer mi?
Çevrenizde aşk diye bir şeyin olmadığını söyleyenler veya tam tersine her gün yeni birisine âşık olduğunu ballandıra ballandıra anlatanlar mutlaka vardır. Bu iki grubun da gerçek aşkın ne olduğunu bilmediği, onu yaşamadığı ortada! İkisi de çok önemli bazı şeyleri fark etmeden ellerinin ucundan kaçırıyor. Yaşama anlam katan, insan olmayı zevkli kılan, mutluluğun kapısını açan çok değerli şeyleri…
Aslında, âşık olmak öğrenilir ve bu zamanla gelişen, mükemmelleşen bir yetenektir. Bernard Shaw, “İlk aşkımız biraz sersemlikle, bir hayli meraktan ibarettir,” diyor. Keşfedilmemiş, ufku sonsuzluğa açılan, dev bir evrene giriyorsunuz! Elbette tökezleyecek, oranızı buranızı yaralayacak, hata yapacaksınız. İşte bu işin “sersemlik” kısmı. Fakat yanınızda çok büyük bir destek de var: Sizi keşfetmeye, ilerlemeye, iten “merakınız”. Bu merak, zamanla beraberine öğrenmeyi ve tecrübeyi de katınca, gerçek aşkı bulmanız, bunu görür görmez tanımanız ve değerini bilerek elinizden kaçırmamanız kolaylaşacak.
Aşk, risk almakla başlar. “Aşk ve Kahramanlık iki kardeştir,” diyor Ahmet Haşim. Aşk yalandır, fikrini savunanlar, ya risk almaktan veya acı çekmekten korkanlar. Yani o zengin evreni ve bunun getirdiği ödülleri henüz keşfetmemiş olanlar. Asırlar öncesinden Fuzuli şöyle sesleniyor: “Tedbir ile aşk zevk vermez / Tedbir aşk diyarına giremez.” Merak ve heyecanı yitirmek, gelişmelere kapılarını kapatmak, neredeyse ölümle eş olduğundan, umudumuzu kaybetmemeli, aşkı öğrenene kadar denemeye devam etmeliyiz. Buna değer.
Peki, her gün başkasına âşık olduğunu söyleyenler nerede hata yapıyor? Öncelikle kısa süreli hevesler ve hoşlanmakla, aşkı aynı şey sanma hatasına düşüyorlar. Günümüzde moda olduğundan mıdır nedir, en karmaşık ve önemli şeyleri bile, basit ve kolay görüyor, anında tüketmeye çalışıyorlar. Aşka basit tanımlar getirmeye çalışanlar, bugün âşık oldum deyip, yarın ayrılanlar, aşkı bilmiyor. Aşk asla basit değildir! Büyük çaba, fedakârlık, gerektiğinde acı çekmeyi hatta kaybetmeyi göze almayı gerektirir. Gerçek aşk, sadece vermeyi bilen, aşkın sorumluluklarını yerine getirenlerce yaşanır.
Aşk için gösterilen çaba, iki kişinin birbirine uyum sağlamasıyla da doğrudan ilgilidir. Victor Hugo, “Aşk iki iken, bir olmaktır,” diye anlatıyor bunu. Fakat bu cümleyi yanlış yorumlamak, önemli hatalara neden oluyor! Pek çok sevgi, istek, arzu, bu aşamada nefrete dönüşebiliyor. “Bir olmak,” bir kişinin, diğerini kendine benzetmesi, onun karakterini silerek, kendisinin bir kopyasını yapması değil!
Emile Zola “Saygı olmayan yerde aşk da olmaz” diyor. Yani iki taraf da birbirinin karakterine ve değerlerine saygılı olmalı. Aşkta “bir olmak”, aslında aynı yöne birlikte bakabilmek ve ilerlemek demek. İki tarafın da bu amaçla yeteneklerini en iyi şekilde kullanarak, birbirini hep yukarıya çekmesi ve yükseltmesi demek. Kolay patikalarda olduğu kadar, yalçın dağlara da beraber tırmanmak; en ufak zorlukla karşılaşıldığında, kendini düşünüp, diğerini yarı yolda bırakmamak demek. İşte “bir olmak” bu!
Peki, neden tembel tembel oturmak yerine, bu acıları çekelim, dağları delmekle uğraşalım? Çünkü ödülü birden çok ve asıl zor, katlanılmaz ve değersiz olan, aşksız hayat. Aşık olmak bazen insanoğluna acı verse de, belki de en büyük gücü, yeteneğidir. İşte bazı ünlü düşünür ve sanatçıların bu konuda yorumları: Bertrand Russell, “Aşk dünyadan kaçıp sığınılacak bir cennettir.” Abdülhak Hamit Tarhan, “Aşk ruhani ve cismani bir ihtiyaçtır.” William Congreve, “Aşksız hayat yüktür.” Edward Moore “Ey hayat! Aşksız sen nesin?”
Aşkın ödülleri çoktur, dedik. Bunu söylerken, hayat boyu başınızı yaslayabileceğiniz bir omuzdan, her konuda güvenebileceğiniz bir yol arkadaşına sahip olmaktan bahsetmiyoruz sadece. Aşk yeni dünyaların kapılarını aralar. Hep denizin yüzeyinde tutunmaya çalışan birisinin, nefesini tutup, derinlere dalması, çok boyutlu rengârenk bir evreni keşfetmesidir. Ara sıra yine suyun yüzüne, günlük hayata çıksa da öğrendikleriyle zenginleşmiş, yepyeni bir insan olmuştur. Oralarda bir yerde, yaşamaya doyulmayacak, hayata anlam katan bir vaha olduğunu bilir. Sık sık da o bulunmaz vahaya giderek, gerçek bir öğrenme, gelişme ve bununla beraber gelen mutluluk ve rahatlamayı yaşar.
Aşk, diğerini kendine benzetmek değil, demiştik. Tam tersi, kendinize tutulan bir aynaya kafanızı çarpmaktır! Hoş görmeyi, affetmeyi, insan olmayı öğretir. Bizi, kendimize her açıdan çekidüzen vermeye ve ilerlemeye yönlendirir. Ünlü düşünürler bu durumu şöyle anlatıyor: Balzac, “Aşk insanı sürükleyip götüren, eşi bulunmaz bir taşıttır.” Bernard Shaw, “Aşk insana ağırbaşlılık, hatta güzellik verir.” Moliere “Aşk büyük bir hocadır.” Aşk, en kötü bağımlılıklarımızdan kurtulmamıza, en yaralayıcı noksanlarımızı gidermemize yardımcı olur. Çehov’un dediği gibi “Her şey aşka boyun eğer.”
Zaten aşkı yaşıyorsak buna sıkı sıkı sarılmalıyız. Peki, çevremizde aşkı göremiyorsak ya da kötü tecrübeler yaşadıysak ne yapmalıyız? Korkularımızı bir kenara bırakıp, umudumuzu hiç kaybetmeyip, denemeye, öğrenmeye devam etmeliyiz. Balzac,“Aşk rüzgâr gibidir, nerede eseceği bilinmez,” diyor. Bu rüzgâr sizin tahmin edemeyeceğiniz bir yerde, ummadığınız bir anda esebilir; hatta sizi kafanızdaki kalıplara hiç uymayan birisiyle bir araya getirebilir. Yeter ki kendinizi, havanın bile giremeyeceği derin mahzenlere hapsetmeyin.
Acı çekmekten korkmayın. Aşk yolunda yürümeye başlamak bile, sizi geliştirecek, her açıdan gelişmenize yardım edecek. Sadece bunun için bile denemeye değer. Bir de gerçek aşkı yakalayabilir ve o muhteşem evrene, paha biçilmez hazinelere ulaşabilirseniz, yatırımlarınızın karşılığını binlerce misliyle aldınız demektir.
Sonucu nasıl olursa olsun, kendiniz, dostlarınız hatta sevmedikleriniz için bile AŞK dileyin! Çünkü aşkın sihirli değneği, en sevimsiz insanları bile, sevecen ve sevilmeye değer kılabilir. “Ey Aşk! Bütün öteki zevkler, senin acıların kadar bile değerli değil!”
|