Onbaşı
Üye No: 2
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 0
Rep Puan: 359
where's my mind?????
|
 |
« Yanıtla #4 : Ağustos,08/22/06, 2006, 09:40:21 » |
|
Astroloji Nedir?
Bilinen tüm bilimlerden önce var olan Astroloji´nin konusu insandır. Gök cisimlerinin, dünyada yaşayan canlı ve cansız varlıklar üzerindeki etkilerini araştırır. Astroloji; burçlar, gezegenler, ışıklar (Güneş ve Ay) ve evler arasındaki ilişkilerin temeli üzerine kurulmuştur. İnsan yaşamındaki olaylar, gökcisimlerinin değişen hareketleri ile doğum anındaki pozisyonlarının karşılaştırılmasına göre şekillenir. Herbirimiz belli yetenek ve özelliklerimizle doğarız ve diğer kişilere benzemeyiz. Kimi müzisyen olurken, kimi ticarette başarılıdır. Bir başkası kariyer yapmayı tercih ederken, diğeri ise erken yaşta evlenip çocuk sahibi olmayı tercih eder. Bir doğum haritasında burçlar, karakterleri temsil eder. Burçlar, ekliptik adı verilen ve dünyanın çevresini dolaştığı varsayılan bir halkanın bölümleridir. Hayata bakış açımızı, özümüzü simgeler. Evler, olayın meydana geldiği sahnedir. Hayat akışımızda ilgimizin hangi konulara yöneldiğini bildirir. Gezegenler ise, olayları harekete geçiren güçtür. Psikolojik yaklaşımlarımızı, isteklerimizi, motivasyonlarımızı gösterir. Astrolojiyi, gezegenler arasındaki açılar ve bunların insanlar üzerinde etkilerini inceleyen ve yaşamımızı yönlendiren bir rehber harita olarak kullanabiliriz. Ancak önemli bir noktayı açıklamakta yarar var. Astroloji, kesinlikle bir kehanet sanatı değildir. Kişinin sahip olduğu potansiyel hakkında bilgi verir. Ayrıca potansiyelinizi hangi dönemlerde nasıl kullanacağınız hakkında da yardımcı olur.
Günümüzde Modern Bilim ve Psikoloji
Su anda nasil iletisim, sosyal yapilar ve uluslararasi iliskilerde dünya çapinda bir devrim yasiyorsak, insana ve evrene bakis açimiz da bir devrimin ortasinda bulunuyor. Bir bütün olarak bilim ve bagimsiz bir disiplin olarak psikoloji bu degisimlere yaratici ve açik fikirli bir sekilde yanit vermek zorunda. Insanlar modern ikilemimize yanit vermesi için "bilime" ve sözde "uzmanlara" yönelmisler; ama cevabi bildigi varsayilan psikologlar, psikiyatrisiler ve diger uzmanlarin sunabilecekleri fazla bir seyleri yok. Bugün Bati kültüründe, insanin giderek kendisine ve kültürüne yabancılastığını görüyoruz. Insani köklerin temelleriyle temas yitirilmis durumda. Günümüzde gelenekler ve kültürel degerlerimiz parçalaniyor ve bu günün insani her ikisi de zaman ve mekani asan, ruhsal yasamin çekirdegi ve insan geleneginin özü ile iliskilerini yeniden olusturmak ihtiyacinda. Ufukta görünen bu yeni dünyanin dogasi ne?Religions of Man ( Insanin dilleri ) adli kitabin yazari Huston Smith (1971) söyle diyor: Üç tane büyük medeniyet var: Bati, Dogu Asya (Çin) ve Güney Asya (Hindistan). Tarih içinde, kendi dönemlerinde, her biri su üç problem alanindan birisinde uzmanlasti: Bati doga, Çin sosyal iliskiler ve Hindistan psikolojik iliskiler. Eger bu hipotez dogruysa, her medeniyetin kendisinin ihmal ettigi sorunlar hakkinda diger iki medeniyetten ögrenmesi gereken seyler var.
Çin'den aileye saygiyi, yasliliga karsi taviri ve imparatorlugun karsiti olarak kisisel dünyaya yaklasimini alabiliriz. Hindistan'dan, Gorbon Allport'un gözlemledigi gibi, insanin dört hedefini alabiliriz; keyif, dünyevi basari, görev ve özgürlesme. Bati bunlarin ilk ikisiyle yogun bir sekilde ugrasmistir, görevle çok az ilgilenmis ve özgürlesmeye dikkat bile etmemistir.
Bati ayrica dogayla'da çok ilgilenmistir,ve Batinin dogaya yaklasim tarzi egemen olmak seklindeydi. Yeni dünya medeniyetine geçmis medeniyetlerin vurguladiklari üç alanin -doga, toplumsal insan ve benlik- bir çesit sentezinden olusan yeni bir yasam biçimini basarabilecek bir sekilde giriyoruz.
Hans Stossel (1959) insanin modern gereksinimi söyle açikliyor: Günümüzde daha derin, ruhsal ve kozmik bir anlayisa ulasmak zorunludur. Çagimizin yegane ihtiyaci budur ve bu yüzyilin ihtiyaci Tanri tarafindan bildirilen gerçegin açiga çikmasi olmalidir. Bu dönem insaninin evrenle bir olmak konusunda daha engin bir bilgiye sahip olarak durma zamanidir. Bilim güçlü bir araçtir, tipki astroloji gibi. Bu metotlardan kazandigimiz bilgiyi iki türlü kullanabiliriz; beceriyle idare etme veya degerlendirme.
Astroloji de manipülasyon amaciyla kullanilmis ve hala kullaniliyor olmasina ragmen, daha iyi bir psikoloji bilgisiyle birlikte bir sentezinin yapilmasi durumunda bize kendimizi, evreni ve diger insanlari daha anlamli bir sekilde degerlendirme konusunda çok güçlü bir araç sunabilir.
Bazi bilim adamlari bilimin ilerlemesi için yeni ve yaratici yöntemlerin benimsenmesi gerektigini siddetle ifade etmelerine ragmen, "bilimle" özdeslesmelerinin ve "bilime" yaklasimlarinin dogasi geregi, bu tür yöntemlerin gelisimini engellemektedirler. Farkli bir degisle,gerçekten yaratici bir süreci anlayamamaktadirlar. Çogu kendi kisiliklerindeki bölünmenin profesyonel açidan objektifken kisisel açidan sübjektif olmalarinin kendi içlerinde yaraticiligin olusmasini engellediginin farkinda bile degildir. Çünkü yaraticilik bireyin bütünlügünün veya bu bütünlüge ulasma çabasinin bir sonucudur.
Rudin'in (1968) Psikoterapi ve Din isimli kitabinda yazdigi gibi; "Bir insanin kendi yasamini tahrip etmeden ve fiziksel açidan hastaliga, entelektüel açidan vefasiz, basmakalip bir üretkenlige mahkum olmadan kendi ruhundan kaçabilmesi mümkün degildir."
Yaratici çikislari yapmayi basarabilenler, isimleri sonraki nesillere ulasabilenler yenilige gerçekten açik olabilen insanlardir.
C. G. Jung astrolojiyi sadece psikolojik bir araç olarak kullanmakla kalmamis, ayrica yillarini simyasal sembolizmin psikolojik boyutlarini incelemekle geçirmistir. Sigmund Frued (1970 ) meslek hayatinin sonlarina dogru yazdigi bir mektupta "Eger hayatimi yeni bastan yasayabilseydim, kendimi psikanaliz yerine ruhsal arastirmalara adardim." demistir. Astronom ve fizikçi Kepler (1967 ) astrolojinin etkinligine inanmamak yolunda güçlü isteklere sahip oldugunu, ancak "yildizlarin gruplasmalari ve etkilesimleri ile asagidaki olaylarin arasindaki sasmaz uyumun" gönülsüz inancini zorladigini söylemistir. Diger iki ünlü astrolog-bilim adamlari Francis Bacon, Benjamin Frank lin, Lord Napier ve Isaac Newton'dur. Cambridge'de ne okumak istedigi soruldugunda "Matematik, böylece astrolojiyi sinayabilirim" diyen Newton'dur.
THE SPACE AGE SCIENCE (Astroloji) Uzay Çagi Bilimi kitabinin yazari Joseph Goodavage ( 1967 ) maddeci bilimin etkisini yitirmesini çok iyi anliyor.
Maddecilikte bir doyum noktasina ulasmis gibi görünüyoruz. Hayal kirikliklari, öfke, savas ve sinif çatismalarindan baska bir sey getirmedi. Hedefi insanlik için bos, anlamsiz ve çikmaz bir sokak. Yüce bir birlige ve dogadaki her seyin birbirine bagli olduguna isaret eden yeni bir delilin varligini kabul etmek zorundayiz.
Aslinda, ne kadar çok sayida modern bilim adaminin ve felsefecinin kozmosunun zihinsel ve ruhsal boyutlarindan söz ettiklerini görmek çok dikkat çekicidir. The Mysterious Un iverse isimli kitabinda Jeans (1932 ) söyle yazar. Bugün bilimim fiziksel boyutu giderek bir ittifaka dogru yaklasiyor, bilginin akintisinin bizi mekanik olmayan bir gerçeklige dogru götürdügü; evrenin büyük bir makineden ziyade büyük bir düsünceye benzemeye basladigi konusunda fikir birligi içindeyiz. Artik zihin madde dünyasina kazayla girmis bir davetsiz misafir gibi görünmüyor; artik onun madde dünyasinin yaraticisi ve yöneticisi oldugundan süphelenmeye basliyoruz...... Zihin ve maddenin eski düalizmi...... kayboluyor gibi; madde eskisine oranla daha az somut, asilsiz veya temelsiz oldugu veya zihin isleyen maddenin bir fonksiyonuna dönüstügü için degil, somut madde kendisini zihnin yaratigi bir seye dönüstürdügü için. Evrenin kendi kisisel zihnimizle benzerlik sunan bir tasarimci veya kontrolcü gücün izlerini gösterdigini kesfediyoruz. Bunu duygusal, ahlaki veya estetik bir seyle degil, daha iyi bir dünya için, Matematiksel diye isimlendirdigimiz bir yolla düsünme egilimiyle yapiyoruz....
Bugün çok sayida insan astrolojiye yöneliyor, çünkü o, evrenin tasarimci gücünü matematiksel bir çerçevede açiga çikartiyor.
Astroloji ve Psikoloji
Astroloji, hiçbir sinirlama olmaksizin, psikoloji tarafindan onaylanmaktadir, çünkü astroloji geçmisin tüm psikoloji bilgisinin özetini temsil etmektedir." C.G. Jung, The Secret of the Golden Flower üzerine açiklamalarindan
Holistik (Bütünsel) Yaklaşım
İlk kitaplarından birinde Rudhyar astroloji'den "yaşamın cebiri" olarak söz etmektedir: Astroloji, eğer neleri yorumlayabileceğine ve anlam verebileceğine yakından bakarsak, daha büyük bütünlerin zaman ve mekan içindeki yapısının daha küçük bütünlerin yapısal gelişimleriyle bağlantılı olduğunu anlatan sembolik bir dil gibi görünmektedir. Gerçekten de astroloji bütünsel bir felsefi yaklaşımın varoluşa pratik şekilde uygulanmasıdır. Bu felsefeye göre, her varolan bütün daha büyük bir bütün içinde bulunmaktadır ve o bütün de daha büyük bir bütünde bulunan küçük bir bütündür. Bu nedenle varoluşsal aktivitelerin organize sistemleri hem daha küçük bütünleri içerirler hem de daha büyük bir sistemin içinde bulunurlar. Benim görüşüme göre astroloji esas olarak kozmik ritimler ve hareketlerin döngüleriyle uğraşmaktadır. "Form" veya geştalt ile- aktivitelerin her organize sistemlerinin içinde, yani her bütünde bulunan inşa edici prensiplerle- uğraşmaktadır. Mesele dünyada yaşayan her hangi bir canlının üzerine göksel cisimlerin yaptığı direkt, gerçek ve dışsal bir etki değildir. Astrolojinin her organize aktivite bütününde bulunan temel fonksiyonların ve dürtülerin organizasyonunu veya düzenlemesini anlamanın ve incelemenin bir yoludur. Eski günlerde bu kavram mikrokozmos ile makrokozmos arasında yapısal bağlantı olarak açıklanıyordu; aslında dünyanın tümü mikrokozmos olarak, bütün evrenle kıyaslanabilecek temel yapı olarak görülüyordu. Ancak sonraları, insanın bireyleşme süreci ilerledikten ve insan birey olarak kabile yaşamının kontrolcü mekanizmalarından sıyrılmaya başladıktan sonra bu bireyler mikrokozmos olarak görülmeye başlandılar. İsa bunu "Göklerin krallığı içinizdedir" sözüyle güçlü bir biçimde vurgulamıştır.
Enerji Yaklaşım
İsviçreli hekim-astrolog Alexander Ruperti'nin yazdığı gibi; Paracelsus'un Makrokozmos ve Mikrokozmostan söz ettiği yerde, Rudhyar'ın evrensel bütününün tüm parçalarının uyumlu rezonansının prensiplerinden söz ettiği yerde, Jung'un zaman açısından ruhsal fenomenin özdeş göstergelerini yöneten senkron istik prensipten söz ettiği yerde, modern astroloji, bilimsel tavırları izlediği için, bu tür benzerlikleri neden sonuç yasasında nesnelleştirme konusunda inat ediyor. Modern astroloji böyle davranarak tarihi mirasını bilimsel saygınlık fetişine kurban ediyor. Astrolojinin gerçek rolü insanın dikkatinin herhangi bir zamanda odaklandığı gelişim düzeyinde evrensel bir düzenin varlığını göstermek olmuştur ve bunu göstermeye devam etmek zorundadır. Astrolojinin yaşamın fiziksel düzeyine düzen getirme konusundaki faydası artık bitmiştir. Modern bilim artık bu konuda astrolojiden daha iyi bir donanıma sahiptir. Ama bugün psikolojik düzeyde insanın doğası bir karmaşa içindedir ve bu nedenle de astrolojinin asıl yüce misyonunun, modern insanın acil ihtiyaçlarını göz önünde bulundurduğumuzda, psikolojik düzeyde uyumlu bir düzenin varlığını ispatlamak olduğunu düşünüyoruz
Astroloji: Bir Enerji Dili Zodyak Burçları: Enerji Modelleri
Modern fizik enerjinin madde olduğunu gösterdiğine göre, bu dört element de içiçe geçip birleşerek maddeyi oluştururlar. Yaşam kıvılcımı ölümde insan bedenini terk ettiğinde, dört element ayrılarak önceki durumlarına dönerler. Organize, yaşayan bir bütünde dört elementi bir arada tutan sadece hayattır. Dört elementin her biri üç titreşimsel nitelikte kendisini gösterir: öncü, sabit ve değişken. Öncü burçlar merkezden çıkan, yayılan enerjiyi temsil ederler ve belirli bir yöne doğru hareket prensibiyle ilişkilidir."Artı" öncü burçlar, Koç ve Terazi, geleceği göz önüne alarak şimdiki zamanda hareket etmekle uğraşırlar. "Eksi" öncü burçlar, Yengeç ve Oğlak, daha ziyade geçmişle ilgilidirler. Sabit burçlar merkeze doğru enerjiyi, yani içeri doğru yayılan bir enerjiyi temsil ederler. "Şimdi" ve "burada"ya en fazla odaklananlar sabit burçlardır. Güneş'leri sabit bir burçta bulunanlar içlerindeki yaşam verici ruhun derinliğini ve gücünü sezerler. Balık ve Başak aşağı doğru yönlenmiş enerji spiralidirler; bir şekilde geçmişle bağlantılıdırlar.Balık geçmiş"karma" ile, Başak kişilik gelişiminin geçmiş krizleri ile. İkizler ve Yay yukarı yönlenmiş enerji spiralidirler.
Gezegenlerin Anahtar Kavramları, Olumlu ve Olumsuz İfadeleri
GÜNEŞ;
ANAHTAR KAVRAM: Canlılık, bireylik duygusu, yaratıcı enerji, parlayan iç benlik, temel değerler. Olma ve yaratma dürtüsü. Tanınma ve kendini ifade ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Ruhun ışın ve ısı yayması, benlikten akan yaratıcılık ve sevgi; OLUMSUZ İFADE; Gurur, kibir, aşırı özel olma arzusu.
AY;
ANAHTAR KAVRAM: Reaksiyon, bilinçsiz eğilimler, kendi hakkında duygular,koşullanmış tepkiler. İçsel desteği hissetme dürtüsü, ailevi ve duygusal güvence dürtüsü. Duygusal sükunet ve ait olma ihtiyacı, kendi hakkında iyi hissetme ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Duyarlılık, gönül huzuru, uyum sağlayan, akıcı benlik duygusu. OLUMSUZ İFADE; Aşırı duyarlılık, güvensizlik, kusurlu, engelleyici benlik duygusu.
MERKÜR;
ANAHTAR KAVRAM: İletişim, bilinçli akıl. Konuşma veya hünerle algılarını ve zekasını ifade dürtüsü. Başkalarıyla bağlantı kurma ihtiyacı, öğrenme ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Aklın ve hünerin yaratıcı kullanımı, yüksek ideallere hizmet eden mantık ve etme gücü, nesnel anlayış ve net sözel ifade ile anlaşmaya varabilme. OLUMSUZ İFADE; Aklın ve hünerin yanlış kullanılması, mantıklı kılınmaya çalışılan ahlaksızlık, dik kafalı ve tek yönlü iletişim becerisi.
VENÜS;
ANAHTAR KAVRAM: Duygularla renklenen beğeniler, değerler, kendinden verme ve başkalarından alma yoluyla enerji alışverişi, paylaşma. Sosyallik ve sevgi dürtüsü, duygu gösterme dürtüsü, zevk dürtüsü. Birisine yakın olma ihtiyacı, rahatlık ve uyum hissetme ihtiyacı, duygularını aktarma ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Sevgi, başkalarıyla alıp verme,paylaşma, ruh cömertliği. OLUMSUZ İFADE; Kendi isteklerine düşkünlük, açgözlülük, duygusal talepler, duyguları kısıtlamak.
MARS;
ANAHTAR KAVRAM: Arzu, hareket isteği, inisiyatif, fiziksel enerji, güdü. Kendini ortaya koyma ve saldırma dürtüsü, kararlı hareket etme dürtüsü. Arzularına ulaşma ihtiyacı, fiziksel ve cinsel heyecan ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Cesaret, inisiyatif, farkındalıkla tutarlı bir amaca yönlendirilmiş irade gücü. OLUMSUZ İFADE; Sabırsızlık, bildiğini okumak, vahşilik, gücün yanlış kullanımı veya tehditler.
JÜPİTER;
ANAHTAR KAVRAM: Açılma, yayılma, iyi niyet. Daha büyük bir düzenle veya kendinden büyük bir şeyle birleşme dürtüsü. Yaşama ve kendine inanç ve güven ihtiyacı, kendini geliştirme ihtiyacı. OLUMLU İFADE; İnanç, yüksek güce veya büyük plana güvenmek, iyi niyete açıklık, iyimserlik, kendi ilerleme ihtiyacına açıklık. OLUMSUZ İFADE; Aşırı güven, tembellik, enerjiyi dağıtmak, işi başkalarına bırakmak, sorumsuzluk, boyunu aşmak veya fazla söz vermek.
SATÜRN;
ANAHTAR KAVRAM: Büzülme, kasılma , çaba. Kendi yapısını ve bütünlüğünü savunma dürtüsü, somut başarı kanalıyla güvenlik dürtüsü. Sosyal onay ihtiyacı, kendi kaynaklarına ve emeğine güvenme ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Disiplinli çaba, görev ve sorumluluk kabul etmek, sabır, organizasyon, güvenilirlik. OLUMSUZ İFADE; Aşırı kendine yeterli olmaya çalışarak veya inançsızlıkla kendini kısıtlamak, katılık, soğukluk, savunmaya geçmek, felç eden korku, karamsarlık veya yasaklar.
URANÜS;
ANAHTAR KAVRAM: Bireysel özgürlük, ego-benliğin özgürlüğü. Orijinallik, gelenekten bağımsızlık ve farklılaşma dürtüsü. Kısıtlamasız ifade, değişim ve heyecan ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Gerçeğe uyum, özgünlük, kaşiflik, deneylemeye yönelim, özgürlüğe saygı. OLUMSUZ İFADE; İnatçılık, huzursuz sabırsızlık, sürekli heyecan ve amaçsız değişim ihtiyacı, isyan, aşırılık.
NEPTÜN;
ANAHTAR KAVRAM: Aşkın özgürlük, birleşme, ego-benlikten kurtulma Kendi sınırlarından ve maddi dünyanın sınırlarından kaçma dürtüsü; Yaşamla birliği deneyimleme, bütünle tamamen kaynaşma ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Bütüne uyum, deneyimin ruhsal boyutunun farkındalığı, tamamen saran şefkat, bir ideali yaşamak. OLUMSUZ İFADE; Kendine zararlı kaçışlar, en derin ihtiyaçlarından ve sorumluluktan kaçış, dürtülerle yüzleşmeyi ve kendini bir şeye adamayı reddetmek.
PLUTO;
ANAHTAR KAVRAM: Dönüşüm, değişim, eleme. Tamamen yeniden doğma dürtüsü, deneyimin çekirdeğine sızma dürtüsü. Kendisini arıtma ihtiyacı, acı çekerek eskiyi bırakma ihtiyacı. OLUMLU İFADE; Zihni ve irade gücünü kişinin kendi dönüşümüne odaklama ihtiyacını kabullenmek, en derin arzuları ve takıntılarıyla yüzleşme, ve onları çaba ve yoğun deneyimler kanalıyla değiştirme cesaretine sahip olmak. OLUMSUZ İFADE; Bilinçdışı şiddetle arzuların takıntılı ifadesi, başkalarını kendi ihtiyaçları doğrultusunda zorlamak, maniple etmek, insanın kendisiyle yüzleşme acısından kaçmak için insafsız yollar kullanması, gücü delice sevmek. Zodyak Burçlarının Anahtar Kavramları Ateş Burçları
ÖNCÜ: KOÇ; ANAHTAR KAVRAM (ŞİFRE): Enerjiyi yeni bir deneyime doğru tek noktadan çıkartmak, etkinlik, atılganlık, kendine güven, acelecilik.
SABİT:ASLAN: ANAHTAR KAVRAM: Sadakatin beslenmiş sıcaklığı ve parlayan canlılık, yaratıcılık, etkileyicilik, güçlülük, yetki, canlılık.
DEGİŞKEN:YAY; ANAHTAR KAVRAM: Kişiyi bir ideale sevk eden, hareketli, şiddetli arzular, özgürlük aşkı, geniş fikirlilik, coşku, araştırmacılık.
Toprak Burçları
ÖNCÜ: OĞLAK; ANAHTAR KAVRAM: Bir şeyleri başarmanın kişisel olmayan kararlılığı,hesapçılık, önlemcilik.
SABİT:BOĞA; ANAHTAR KAVRAM: Doğrudan fiziksel duyumsamalarla bağlantılı derin minnettarlık, varlıktan hoşlanma, değişmezlik, pratiklik, kararlılık, amaca bağlılık.
DEĞİŞKEN:BAŞAK; ANAHTAR KAVRAM: Spontan yardım arzusu, alçakgönüllülük, hizmet ihtiyacı, eleştiricilik, inceleyicilik, yargılama, düzenlilik
Hava Burçları
ÖNCÜ: TERAZİ: ANAHTAR KAVRAM: Kendini bütünlemek için tüm karşıtlıklar arasında uyum sağlamak, birliktelik, denge, sevgi.
SABİT:KOVA; ANAHTAR KAVRAM: Tüm insanları ve kavramları tarafsızca koordine etmek, bağımsız, insancıllık.
DEĞİŞKEN:İKİZLER; ANAHTAR KAVRAM: Tüm bağlantıları anında algılamak ve sözle ifade etmek, konuşkanlık, yatkınlık, zeka.
Su Burçları
ÖNCÜ: YENGEÇ; ANAHTAR KAVRAM: İçgüdüsel bakma, besleme ve korumacı empati,duygusal, evcil, amaca bağlı, tuttuğunu koparan.
SABİT: AK; ANAHTAR KAVRAM:Yoğun duygusal güç ile içeri nüfuz etme,tutkulu, gayretli, becerikli, ağzı-sıkı.
DEĞİŞKEN:BALIK; ANAHTAR KAVRAM:Tüm acıları çekenler için iyileştirici şefkat, hayalci, duyarlı.
|