Ya SeV..! Ya TeRKeT..!
Benim Bölgemdesin
Üye No: 89748
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 1990
Rep Puan: 148
No aşK No DırdıR OnLy MakaRa OnLy GırGıR..!
|
 |
« : Mart,03/30/08, 2008, 05:46:45 » |
|
İstanbul Attack, FUCHS, RAMİZ, KASIRGA ve tiMur’un bir araya gelmesiyle oluşmuş ve bizlere Rap’in bir de eğlenceli yüzünü göstermeyi hedeflemiş ama bunu yaparken de dünya Rap soundu’nu layıkıyla yakalamıştır. Hayatta yalnızca elem, keder, ızdırap yok diyorlar. Haklılar. Ancak bundan onların duyarsız kişiler oldukları da çıkarılmasın lütfen. Çünkü değiller.
İstanbul Attack nasıl bir albüm yaptı? Albümü yaparken öncelikle samimi olmaya çok özen gösterdik. Çok duygusalsak, stüdyoya gidip duygusal bir parça yaptık. Ya da keyiflik girdik ve eğlenceli parçalar yaptık. Öfkeliydik agresif parçalar çıktı. Zaten albüm yaparken çok geniş bir yelpaze sunmaya çalıştık. Yelpaze ne kadar genişse o kadar geniş bir kitleye hitap edeceğini düşündük.
Özellikle soundlara baktığınız zaman dünyada gelişmekte olan Rap soundunu yakalamaya çalıştık. Tabi onları hazmederken de aynen al birebir getir Türkiye’ye koy mantığıyla yapmadık. Çünkü biz İstanbul Attack’ı kurarken önce Türkiye sonra da global çevreyi düşündük. Dolayısıyla global soundu olduğu gibi hazmedip bir şeyler yapmaya kalkışsaydık şöyle bir çelişki olacaktı: Global kesim bizi dinlemeyecekti çünkü diyecekti ki aynısı zaten bende var hatta kendi dilimde var. Ben sizi dinlemek istemiyorum derdi. Ki bu zaten kendimize olan bir saygısızlık olur. Yıllardır Rap piyasasının içinde hepimiz çeşitli ürünler vermekteyiz. O yüzden her zamanki gibi bazı şeyleri hazmedip anlayıp kendimiz bir şeyler kataraktan böyle samimi bir albüm ortaya çıkardık.
Yerelliğinizi de ortayla koyan nasıl bir fark yarattınız? Biz Orta Asya’da yaşıyoruz. Doğu ve Batı medeniyetinin tam ortasındayız. Klasiktir, bir köprüyüz. Bu yüzden şöyle bir şansımız var: Hem Batı Müziğini çok iyi tanıyoruz hem Doğu Müziğini. Batı Müziği’nin o çift notalı geçişlerini, Doğu Müziği’nin ise yarım yarım notalarının geçişlerini çok iyi sentezlediğimizi düşünüyoruz. Ortaya gerçekten güzel bir iş çıktı. Batıdaki müzisyenler bu notaları öğrenmek için yıllarca Doğu’da yaşıyorlar. Doğu’daki insanlar da Batı Müziğini öğrenmek için Batı’da yaşıyorlar. Ama biz o kadar şanslıyız ki tam ortadayız ve sağ kulağımızla oryantal ezgiler, sol kulağımızla Batı müzikleri ve ortada ağzımızdan çıkan da tamamen bir sentez olmuş oluyor. Türk Rap’i olmuş oldu gerçekten.
Dünyada Rap soundu hangi yöne gidiyor? Bizim yaptığımız sounda doğru gidiyor. Biz de bunu fark ettik…
Bunun bir tanımı var mı? Bunun tanımı yok çünkü Rap bir çok müziğin birleşimi sonucu oluştuğu için hani şudur budur diyemezsiniz. Her zaman evrim geçirmiştir. İlk yapılan Rap’le şimdiki arasında baktığınız zaman dağlar kadar fark vardır. Hem müzikal hem de sözel anlamda. Zaten böyle bir hedef gösterebileceğimiz belli bir şey yok açıkçası. Yeni olan şeylerin ismi her zaman biraz geç konur. Dünyada buna New School Rap diyorlar. Yani Yeni Okul Rap’i. Önceden yapılana da Old School diyorlar. Biz şu anda New School yapıyoruz. Daha yeni bir müzik ama tam olarak bunun adının konulduğunu söyleyemeyeceğiz.
İstanbul Attack üyeleri bu albümü çıkarana kadar neler yapıyordu? Hepimiz ayrı ayrı Rap yapıyorduk zaten. Hepimizin ayrı projeleri var. Fuchs’un Nefret diye bir grubu vardı bundan önce. Ramiz’in Ondaon diye bir grubu vardı iki tane albüm sürdü piyasaya. Harun 3 tane albüm bıraktı stüdyolarda birtakım anlaşmazlıklardan dolayı. Ama bunun yanı sıra underground projelerde yer aldı. Timur’un iki tane underground albümü var bir tanesi Almanya’da bir tanesi Türkiye’de olmak üzere. Bu şekilde 10-12 senedir mücadele veriyoruz biz Türkiye’de. Şu anda görmüş olduğunuz bu çiçeklerin tohumlarını biz ektik. Çünkü gerçekten bu işin en başında biz vardık. İstanbul Attack’tan önce bu şekilde bir kulvarda yürüyorduk fakat fark ettik ki tek başına böyle bir piyasada mücadele vermek çok zor. Hepimizin yetenekleri de ayrı ayrı. İstanbul Attack’ta da bu yeteneklerimizi birleştirdiğimizde böyle bir albüm çıktı ortaya.
Ne zaman birbirinizi bulup hep beraber hareket edelim dediniz? Biz hep birlikteydik. Herkes bir firmaya bağlı herkesin projesi var albümü var... Öyle bir döneme denk geldik ki kimsenin bir firmaya bağlantısı yok hiç kimsenin uğraştığı bir projesi yok. Bizim böyle bir fikrimiz var. Ne yapalım dedik. Dünya soundu değişiyor. Türkiye’deki o kabuk kitleden Türkiye’nin bir Rap kitlesi vardır. Dinlediğiniz belli Mezar Rap’i dediğimiz bir Rap müziği vardır. O Rap Müziği’ni artık biraz daha aşmamız gerekiyordu çünkü ilerleyemiyorduk. O yüzden dünyada da gelişen Rap soundu takip ederek bunu Türkiye’de oturttuk. İstanbul Attack bunu yaptı.
Kendinizi Türkiye’deki Rap Müzik piyasasında nerede görüyorsunuz? Hepimiz çok yukardayız çünkü zaten bu işi Türkiye’de biz başlattık, öncüleri biziz. Baktığımız zaman Ceza benim (Fucsh) eski grup arkadaşım. Sagopa daha o zaman İstanbul’da yoktu. Kendi Rap gruplarımız vardı. Sagopa İstanbul’a Samsun’dan gelmişti Rap’in beat yazmasından tutun çoğu şeyini biz öğrettik kendisine. Bizim oluşturduğumuz bir kitle olduğu için hiçbir sorunumuz yok bu konuda.
Siz daha geç çıkmayı mı tercih ettiniz? Başarı, doğru zaman, doğru mekan ve doğru ilişkilerle gerçekleşebilir. Herkes doğru zamanda doğru yeteneklerle doğru yerde bir araya geldi. Bu zamana kadar Rap piyasasına baktığınız zaman bireysel öne çıkmalar kendini gösterme çabaları vardı. Biz onu bir tarafa attık. Dedik ki İstanbul bizim Rap’in başkenti olmalı ve İstanbul markasını taşıyabilecek en iyi insanlar olmalı grupta. Proje öyle başlıyor. 2000 yılında düşünülmüş bir proje İstanbul Attack. O zamandan beri bizim kemik kitle biliyordu zaten ama grubun kemik kadrosu belli değildi. Yavaş yavaş yapalım mı dedik. Ramiz Almanya’ya gidip geldi orda dostlukları gördü. Almanya’da insanlar birbiriyle çok sıkı arkadaşlar ve öne çıkma kaygıları yok. Bizde de öyle bir kaygı taşımıyor kimse İstanbul Attack 1 numara. O yüzden birleşme amacımız: Tamamen birlikte hareket edersek daha güçlü oluruz. Gerçekten Türkiye’nin artık yeni bir tarza ihtiyacı vardı ve biz bunu koymalıyız. Türkiye’de Rap’in başkenti İstanbul olmalı.
Rap de sıkışmıştı. Dünyada Snoop Dogg, Dr.Dre, Eminem, Lil'John, Fat Joe… değiştiyse, hani bunlar hepsi çok önemli insanlardır. Rap soundunu değiştirmek için çaba harcadılarsa biz Türkiye’de geri kalmamalıyız diye düşündük. Biz de Türkçe Rap’i hak ettiği yere getirmek için uğraşıyoruz.
Türkiye biraz daha mı yavaş değişiyor? Şöyle bir şey söz konusu: İnsanlar Rap’le yeni tanıştığı zaman bu Rap’i ilk yapan insanları dinledikleri için Rap yapmaya başladıklarında 1980 dönemindeki Rap’i yapmaya başladılar. Fakat biz bu kalıpları kırıp 2005 yılının Rap’ini yapmaya çalıştık bu albümde. Bizdeki en büyük fark bu. Direk sound olarak bir fark var açıkçası. Bir tane zaman makinesi yaptık diyelim. Biz o zaman makinesine binip bu seneye indik. Buradaki en önemli nokta şu: Biz onların yaptığı şeyin aynısını yapmak istemedik. Onların yaptığı şeyin aynısını yapsaydık bu sefer Türk Rap’i olmayacaktı.
Yurtdışına da gönderilecek mi “İstanbul Geceleri”? O plak şirketinin alacağı bir karar. Talep var. Talep olduğu için plak şirketi de buna kayıtsız kalmayacaktır. 3 milyon tane Türk var yurt dışında bunun yüzde 80’ni genç.
Yurt dışından da Türkiye’ye geliyorlar… Onlar buradaki Rap’i takip ediyor. Çünkü Türkçe Rap Türkiye’de yapılır. Çünkü gündelik hayatımızda Türkçe konuşuyoruz. Türkçeyi istediğimiz gibi eğip bükebiliyoruz şekil verebiliyoruz. Ama tabi ki yabancı ülkede yaşayan bir Türk genci sürekli Almanca konuşuyorsa bu işte zorlanacaktır diyebiliriz.
Bu müziği yaparken kullandığınız dil önemli midir? Mesela derler ya hani İngilizce Rock Müziği’ne daha yatkındır. Rap Müziği’nde böyle bir durum var mıdır? En önemli nokta düzgün Türkçe konuşabilmenizdir. Düzgün Türkçe konuşamayan insanlar da var aramızda bunlar çok doğal çünkü yöreye göre aksanımız ve konuşma tarzlarımız değişir. İstanbul’da olduğumuz için biz çok şanslıyız bu konuda. Çünkü gerçek Türkçeyi konuşuyoruz.
Yani öncelikle dili mi iyi konuşmak gerekiyor? Tabi ki…
Bir de Rap’deki en önemli maharet çok hızlı konuşabilmek midir? Hayır. Hepimizin ayrı ayrı yeteneği var. O da bir yetenektir ki Ramiz de çok hızlı Rap yapabilir. O da bir yetenektir ama bu yeteneği müzikle süslemek lazım. Sadece bu yeteneğin üzerine giderseniz yine bir yerde takılır kalırsınız. Koşmuyoruz sanat yapıyoruz hız hiç önemli değil. O şova giriyor.
Sanki Rap eşittir çok hızlı konuşabilmek olarak algılanıyor… O hızı, TV programlarında, sahnelerde bir şov öğesi olarak kullanıyoruz. Asla bizim kişisel Rap gücümüzün üstüne çıkamaz. Çünkü bizim bir stilimiz var, akıcı olmak zorundayız her şeyden önce.
Biz diyoruz ki grup olarak siz susun ben söyleyeceğim değil. Hep beraber eğlenelim istiyoruz. Hep birlikte Rap’in eğlenceli tarafını da göstermek ve insanları Rap’ten uzaklaştırmamak amacımız. Çünkü baktığınızda sert, ona buna küfreden bir şeyler oluyor. Bunlar yanlış, Rap yanlış tanıtılmasın.
Sizce Rap de en önemli olan ne? İlla karşı mı olmak gerekir? Rap Müziğin oturmuş şekilleri daha doğrusu tarzları var. Eğlencelisi, protesti, ırkçısı, politiği var. Türkiye’de Rock’ın çok sertleri, biraz yumuşakları, süslenmişleri, Pop’u, Anadolu Rock’ı var. Rap de böyle bir şeydi. Ama Türkiye’de bir tek Mezar Rap’i yapılıyordu.
Mezar Rap’i nasıl bir türdür? Sert, her şeyden bunalmış, hep acılı, dertler… Böyle bir şey yok ama hep bunu yapmak zorunda gibi hissetti insanlar kendilerini. Yeni çıkan örnekler de eskileri dinlediği için hep böyle gidiyor. Biz gündelik hayatımızı ele alıyoruz. Gülen insanlarız niye dert anlatalım. Tamam sinirlendiğimiz anda da yazıyoruz ama biz gülen insanlarız.
Siz albümünüzdeki sözlerinizde ne anlattınız? Bütün şarkılar arasında konsept olarak bir bütünlük var mı? Her parçada farklı bir şeyden bahsettik. Sonuçta özelikle parçaların konulu olmasına ve nakaratların anlaşılır olmasına dikkat ettik. Mesela bir konsere çıktığımız zaman insanlarla iki dörtlük nakarat döşediğimiz zaman insanlar aman nerde kalmıştık gibisinde olup nakaratı sizinle birlikte söyleyemiyorlar. Bu da çok büyük bir problemdi açıkçası. Dinlemesi keyifli olabilir ama bunu insanlarla paylaştığınız zaman böyle sorunlar ortaya çıkıyor. Nakaratları basit, anlaşılır, eğlenceli tuttuk. Parçalarda özellikle bir konu üzerinde yoğunlaşıp, o konuda herkesin o konu üzerinde yazması gerektiğini düşünerek de hareket ettik. Mesela “Kontağı Çevir” diye bir parçamız var. Bu sadece arabalarla ilgilidir arabaları hız tutkunlarını konu alan bir parçadır. “Bazen” diye bir parçamız var orda herkes en duygusal şeylerinden bahseder. Dil sürçmelerini konu alan bir paramız var. Çeşit çeşit konularla süsledik albümümüzü.
Ne oldu da Rap Müziği’nin aktığı mecra genişledi? Dünya Rap Müziği’ne bağlanmaya başladı biz de dünyaya şu an ayak uyduruyoruz. Çünkü 2000 yılında dünyayı kurtaracak müzik seçildi Rap. Gramyleri topluyor. Rap Müziği sözlerden ziyade müzikal anlamda çok zengindir. Çünkü bir sürü müzik tarzının ortak yönleriyle senteziyle oluşmuş bir müziktir. Bunun içerisinde Arap ezgilerini, Batı kültürünü bulabilirsiniz. Her türlü müziği bir araya topladığınız zaman ortak bir şey çıkıyor ortaya damarları çok geniş olduğu için.
Yeni bir programda izledik otoriteler şunu kabul etmiş: Mariah Carey, biliyorsunuz 150 milyonluk albüm satışından sonra çok sancılı bir dönem geçirdi. Film çekilmesine rağmen albümü hiç tutmadı. İnanılmaz psikolojik bunalıma girdi. İntihara kalktı. Ancak Busta Rhymes ile yaptığı düetten sonra Mariah Carey, patladı. Şimdi yine inanılmaz satıyor. Bunun sebebi bir Rap elemanı. Şöyle söyleyebiliriz: Türkiye’ye baktığımız zaman popçular rapçileri yukarı çıkarırken yurt dışında rapçiler pop veya o tarzdaki insanları yukarı çıkarıyorlar. Biz de yavaş yavaş o kıvama getirmeye çalışıyoruz. Türkiye’de de onun örneklerini görüyoruz. Artık popçularla rapçilerle bir şey yapmaya çalışıyor çünkü bizim müzik piyasasının Türkiye’deki müzik piyasasındaki payımız büyüdü. Rap albümleri çok satılıyor ve bizim kemik kitlemiz arşivci bir kitle kesinlikle albümleri alıyorlar. Korsana kaçmıyor, popçuların korsanları çok rahat bulunuyor ve korsana onların talepleri çok olduğu için o yüzden satış rakamları bizim satış rakamlarımızın altına düştü. Böyle olunca popçular da rapçilerle düet yapmaya başladı. Onların da soundu yavaş yavaş değişmeye başlayacak. Hatta Türkiye müzik piyasasında popçuların bile R&B’ye dönme ihtimali çok yüksek.
Popçularla şarkı söylemek gibi bir projeniz var mı? Şimdi yok ama düşüncemiz var.
Siz kiminle isterdiniz? Çok yetenekli insanlar var. Biliyorsunuz Rock da alternatif bir tarz bizim gibi. Dünyada bundan önce düşülen Rock, Rap kavgalarına asla girmeden çok tatlı bir şekilde sıyrıldık ve hep beraberiz. Çilekeş’le, Direc- t ile beraberiz. Şebnem Ferah, Atena, Manga, Mor ve Ötesi ve neden bu isimlerden biri olmasın ki. Tabi bunu biz şimdi söyleyemeyeceğiz. Bu bir sürpriz. Bu saydığımız isimler gerçekten bu işin hakkını verecek kaliteli isimler. Banu Alkan olmayacağı kesin
Büyük konuşmayın. Büyük konuşmayın diyorsunuz ama yine de önümüzü görüp fikirlerimiz neyse onu yıllarca savunabilecek insanlarız. Bakıyoruz ve görüyoruz. Bakıp da görmemek var. Bizim değirmenimiz parayla dönmez. Popçulara baktığınız zaman en iyileri kimler: Tarkan, Sezen Aksu. Tarkan bile birRr&B grubunu aldı turnesine. Popçuların en iyisi oysa o yapabilmeli bizimle. Kuzu kuzu diye bir parçası vardı, buna bir Rap versiyonu yapıldı albüme girmedi ama yapıldı. Tarkan bile bunu gördüyse demek ki bir şeyler var.
Türkiye’deki rapçi’lerden kimleri dinleyip seviyorsunuz? Türkçe Rap dinlemiyoruz açıkçası çünkü Türkçe Rap’i dinlediğimiz zaman yerimizde sektiğimizi hissediyoruz. Biz bu işin mutfağında olan insanlarız biz ancak bizi geliştirebilecek şeyler dinlemeliyiz. Bunun içinde biz madem Türkiye’deki Rap’i dinlemek istiyoruz değiştirmek istiyoruz dünyayı takip etmek zorundayız. Ben Türkiye’yi takip edersem geride kalmış olurum. Çünkü öncülük yapan biziz herkes bizi dinliyor. Gelen çok genç insan var Bize demolar geliyor. Görüyoruz neler olduğunu ama biz bunlara örnek olmalıyız. Bir şeyler katmalılar bizden. Dört tane farklı tarzda rapçiyiz. Biri cool, biri daha eğlenceli, yavaş ya da hepsinin birleştiği parçalarda çok enteresan parçalarda iniş çıkışlar var. Tek düze gitmiyor. .
Niye Türkiye’de daha önce böyle bir şey yapılmadı biliyor musunuz? Bu, işin öncülerinin yapması gereken bir şeydi. Öngörü sahibi olmak cesaret istiyordu. Devri daim olmaması gerekiyordu ben albüm yaptım aa benim kankam da albüm yapmış ben onu dinleyeyim ne yapmış. O beni dinlemiş kendi aralarında paslaşıyorlar. Oysa biz bunu bıraktık ve dünyaya baktık. Eminiz ki bizim soundumuza çok yakın insanlar çıkacak hemen bizim ardımızdan hatta şu konudan da eminiz daha önce farklı eski tarzda dinlediğiniz rapçiler bile bizim tarzımızda olacaklar. Bu işte biz bir tarih yazdık onlar bizim peşimizden gelecekler. Göreceksiniz büyük konuşmayın diyorsunuz haklısınız ama göreceksiniz bunu…
Herkes 50 Cent dinliyor, neden bunun Türkçe’sini dinlemesinler.
İstanbul Attack isminin bir hikayesi var mı? Tabi ki. İstanbul atağa kalkıyor. En önemli noktası da madem bir öncülük sıfatımız var şu an bu konuda dünyanın peşindeyiz. İstanbul bizce çok önemli bir markadır. Dünyada iki kıta üzerinde olan tek şehir.
Peki İstanbul marka olarak New York, Londra… gibi hak ettiği yerde mi? Rap olarak değil. İnsanlarımızın kompleksleri var. New York’a gitmeden sadece Manhattan’ı görüp burayı oradan ibaret sanıyorlar. Oysa gece konduları hepsi unutuyor. İnsanlar yıkık binalarda karın tokluğuna çalışıp uyuşturucuyla ayakta duruyorlar. Büyüklük her zaman kaosu getirir. Bu çok normal. 16 milyon bir şehirde oturuyorsunuz tek eksiğimiz bazı medeni hamleler, metro gibi. Ama onun haricinde İstanbul’u kötüleyemeyiz.
İstanbul marka biz o markayı aldık. New York’da nasıl Rap çok yaygın ve Amerika’da da hani başı çekiyorsa İstanbul’un da öyle bir Rap şehri olması gerekiyor dünya çapında. İstanbul dedikleri zaman şu rapçiler var demeleri lazım. Bunun peşindeyiz. Bir şehri markalaştırmanın en büyük faktörlerinden bir tanesi kültürel anlamda bir takım insanların çıkması.
Yurtdışına gidip konser verdiğimiz zaman insanlar şaşırıyorlar. Türkiye’de İstanbul’da Rap mi yapılıyor. Bizi dinledikleri zaman gerçekten şaşırıyorlar ve hayatımda ilk defa Türkçe bilmediğimi için üzülüyorum diyorlar.
Dünyaya adapte olmak nedir? Önce kültürel anlamda bizim adapte olmamız gerekiyor. Şimdi Türkiye’de biz türkü yaparak bunu başaramayız. Kesinlikle bu yanlış anlaşılmasın tabi ki türkü olacak o bizim özümüz biz de oradan öğrendik her şeyi. Ancak Rap olduğu zaman yurtdışında insanlar bunlar gerçekten bizim gibi diyorlar. Ben gidip İstanbul’u gördüğüm zaman çok da yabancılık çekmem diyorlar. Aslında İstanbul’a çok büyük bir katkı sağlıyoruz. Amerika’dan bir çok arkadaşımız geldi sırf Rap’imizi dinleyip. Kültürel anlamda dünyaya adapte olmaya çalışıyorsak neden bazı insanlar hala geri kafalı. Bu çocuklar bıdı bıdı konuşuyor da müzik mi oluyor diye düşünüyorlar. Lütfen bunları aşalım. Fotoğraf da ilk bulunduğunda sanat olarak kabul edilmemişti. Sinema da çok zor kabul edildi. Hep yaşlı sanat eleştirmenleri yeni gelen şeyleri kabullenmek de çok zorlandı. Genç nesil geliyor yarının sanat eleştirmenleri onlar olacak. Onlar oturdukları yerden bıdı bıdı yapıyorlar biz hiç olmazsa dünyaya bıdı bıdı yapıyoruz.
Asla dinleyemem dediğiniz bir müzik türü var mı? İçinde müzik barındırmayan çok saçma sözleri olan hiçbir şeyi dinleyemeyiz. Sanatçı parçasını anlatamıyorsa onu da dinleyemeyiz. Birisi bir albüm yapıyor programa çıkıyor. Kendisi albümden bahsedeceğine müzikleri şu, tasarımını bu, kıyafetimi şu seçiyor diyor. Sesiyle de bin kere oynanmış. O zaman sen ne yaptın.
Yemek seçmeyiz. Yeter ki güzel yemek yapılsın aşçısı iyi olsun. Müzikte aynı bunun gibi aşçısı iyi olsun dinleyelim.
Bir ilki de söylemek istiyoruz. Biz bir ilki başardık. Türkiye’de belki en çok radyo gezen rapçileriz. Parçamızı çalmaktan ziyade konuk alıyorlar. Bizden önce bir kişiyi bile çağırmamışlar. Eğer öyleyse Rap’iniz Türkiye’de gördüğümüz örneklerdense sakın yanımıza bile gelmeyin dediler. O kadar kötüymüş imajımız. Biz dedik ki gayet eğlenceli insanlarız alın dinleyin hoşunuza giderseniz çıkarız. Kırdık kapıları.
İstanbul Geceleri şarkısından yola çıkarsak siz nasıl eğlenirsiniz? Gerçekten dans ederiz. Çok sayılı ve güzel mekanlar var. Babylon, Balans, Roxy gibi. Ama gece hayatına çıkıyorsanız dans edin. Alıp birayı elinize şöyle kenara çıkıp onu bunu kesmeyin. İnsanlar tacizin dışında tanışabilsin. Biz pek çıkmıyoruz. Çıktığımız zaman çok seçiciyiz, eğlenmeliyiz rahat olmalıyız. Güzel eğleniyoruz, dans ediyoruz. Sosyal olmayacaksak niye dışarı çıkıyoruz asosyal evimde de takılıyorum. Ha kulüpte ha evimde asosyal olmuşum.
Son sözünüz… Türkiye’de artık Rap müzik konuşulup dinleniyor artık birileri bizim önümüzü kapatmaya çalışmasın.
|