Kulluk ve İbâdet
Ana madde: İslam'da ibadet
İslâm'da ibâdetler çok çeşitlidir ve dindeki durumları farklıdır. İslâm'da kişi, yaptığı her ibâdetle sevap kazanırken şart olmasına rağmen yapmadığı ibâdetlerle günaha girer[18]. Kur'an'da inananların yapması emredilen eylemler farz hükmündedir.
Kulluğun İslâm akîdesinin bir parçasını teşkil edip etmediği tartışılmıştır. Mâturîdîyye mezhebine göre ibâdet, imânın ve dolayısıyla akîdenin bir parçası değildir; kişinin ibâdetlerini aksatması veya ibâdet etmemesi onu dinden çıkarmaz. Bununla birlikte kişinin bağlılığının azalabileceği ve îmânının daha zayıflayacağı (korumasız bir hâle geleceği) benzeri fikirler de sık sık öne sürülür. Selefiyye mezhebine göre ibâdet, îmânın bir parçasıdır[19]. Buradan hareketle ibâdetin seviyesine göre kişinin îmânının artıp azalabileceği fikri de ortaya atılmıştır[20]. Kur'an'da ibâdetin îmânın bir parçası olduğuna dâir bir ifâde yoktur. İbâdetin îmânın bir parçası olmadığını savunan âlimler ve mezhepler, Kur'an'da geçen Müslüman (İslam'a giren) ve Mü'min (İslam dinine inanan) ayrımına dikkat çekmişlerdir; Hucurat suresi 14. ayeti gibi:
" Bedeviler: 'İman ettik.' dediler. De ki: 'Siz henüz iman etmediniz, fakat henüz iman kalplerinizin içine girmemiş olduğu halde 'İslama girdik' deyin. Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edendir.' "[21]