Onbaşı
Üye No: 10
Mesaj Sayısı: 0
Nerden: Gözlerinin derinliklerinden...
Rep Puan: 170
|
 |
« : Aralık,12/21/06, 2006, 08:48:36 » |
|
Karabekir, Musul'un işgali ve İngilizlerin yenilmesiyle M. Kemal'in imparatorluğunu ilân edeceği kanısındadır Bu kuşkusunu Fevzi Paşa'ya da anlatır. Fevzi Paşa. «bizim vazifemiz hükümetin emrine itaattir» der. Karabekir, Fevzi Paşa'nın Diyarbakır'daki Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa'ya (Eğilmez) verdiği son emri de öğrenir. Bu son emir şöyledir56: (İcap ederse eşkiyayı Londra'ya kadar takip edeceğiz.) Günlerden 18 Ekim'dir. Mustafa Kemal, doğu gezisinden Ankara'ya dönmektedir. Karabekir, M. Kemal Paşa'yı Ayrancı sırtlarında karşılar. M. Kemal, Karabekir'! görünce arabasını durdurur. Arabada İsmet Paşa da vardır. Karabekir, M. Kemal Paşa'ya : — Paşa Hazretleri; bir harp tehlikesi karşısında ol duğumuzu ve. zat-ı samilerine dahi arz ettiğim mütalâala rıma rağmen Musul Harekâtı'na başlamanın buna sebep olduğunu öğrendim. Paşam, netice felâket olur. Mustafa Kemal, Karabekir'in sözünü keserek şunları söyler: — Büyük Millet Meclisi'ni acele topladık. Söz mille tindir! Karabekir, bu konuşmadan sonra günlüğüne şu notlan düşer: «Artık kararımı vermiştim. Söz milletindir; söz milletin, kabul!» Karabekir, dört gün önce de Millî Savunma Bakanlığı bütün kolordulara gizli bir emir yollamıştır: 1643 sayılı emirde, ordu müfettişlerinin Bakanlıktan izinsiz gezilere çıkmamaları gereği bildiriliyordu! Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey'le de konuşmuş ve kararlarını vermişlerdi. Parti kuracaklardı! Şu satırlar Karabekir'indir: «Harp felâketinin önüne ancak Büyük Millet Meclisi'nde bir blok halinde görünebilirsek durabiliriz. Esasen Cumhuriyet'in kökleşmesi için icabında bir parti halinde çıkmaya da karar vermiş bulunuyorduk.» «Ordu müfettişliğinden çekilmeden önce kimi komutanlarla kendileriyle birlik olmaya kandırmak için çalıştılar. Bu bir yıl içinde, Cumhuriyetin ilânı, halifeliğin kaldırılması gibi işlerimiz, ortaklaşa düzen kuranları birbirlerine daha çok yaklaştırdı ve birlikte çalışmalara yol açtı. İşe, siyasadan başlayacaklardı. Bunun için uygun zaman ve fırsatı bekliyorlardı. Siyasa alanındaki ve ordudaki hazırlıklarını yeterli görüyorlardı. Gerçekten- Rauf Bey ve benzerleri parti içinde sürdürmeye başladıkları durumlarıyla. Meclisin dinlenme dönemine rastlayan zamanda milletvekilleri üzerinde ve yeni seçimde başarı kazanamayan İkinci Grup üyeleri aracılığı ile bütün yurtta, ulusu bize karşı kışkırtmak için çalışmak fırsatını elde ettiler. Yurt içinde birtakım gizli örgütler kurmaya ve girişimler yapmaya da başladılar»57 Kurtuluş Savaşı'na başlarken birbirlerine bu kadar güvenen, birbirlerine bu kadar inanan iki komutan arasında güven duygusu kalmamıştı. Karabekir, kendisinin devre dışına çıkarıldığı ve kendisine hiç güvenilmediği kanısındadır. Bu kanılar kuşkulara dönüşür. M. Kemal de Karabekir'in kendisine karşı komplo düzenlediğinden kuşkulanmaktadır. Erzurum'da birleşen yollar Ankara'da ayrılmıştır. Karabekir'in anlattığı olayları bir de Söylev'den izleyelim. Atatürk diyor ki: «Hakkari bölgesinde Nasturi ayaklanmasını bastırmaya çalıştığımız bir sırada İngiltere hükümeti de hükümetimize kesin bir nota verdi. İngiltere'nin kesin notasına bildiğiniz biçimde yanıt verdik, savaşı bile göze aldık, işte Söz konusu ettiğimiz kişiler, bu çetin günlerde, bir yabancı devletin bize sal-dırabileceği günlerde kendilerinin de bize saldırarak ereklerine kolaylıkla ulaşabilecekleri kuruntusuna kapıldılar. Savaşa hazır bir durumda bulundurmaya zorunlu olduk-, ları ordularını başsız bırakıp, daha önce sevmediklerini söyledikleri siyasa alanına koştular.» Atatürk, Söylev'de Karabekir'in ordudan ayrılmasını böyle anlatır. Olay M. Kemal Paşa'nın Söylev'deki tanılarına göre bir «komplo» muydu? Yoksa Karabekir'in ileri sürdüğü gibi bir savaş tehlikesini önleyen hareket mi? Bu soruya yanıt verebilmek güç; güç değil olanaksız. Gelin o zaman olayların akışını hem Söylev'den hem Karabekir'in anılarından izleyelim: Karabekir, Fevzi Paşa'ya giderek ordudan ayrıldığını bildirmiş; Fevzi Paşa, Karabekir'! kararından caydırmaya çalışmıştır.. Karabekir, anılarında Fevzi Paşa'ya M. Kemal ve çevresi ile ilgili eleştirilerini yinelediğini; Fevzi Paşa'nın da kendisine hak vererek «ordudan ayrılma» dediğini yazıyor. Evet; köprüler atılmış; güven duyguları yok olmuştur. Karabekir. Fevzi Paşamdan bütün bu olaylara karşı tavır almasını ister. Olup bitenlerden acı acı yakınır. Sert eleştiriler yapar. Fevzi Paşa'ya «ordunun başı sıfatıyla susuyor ve daha fenası bizi hiçe sayıyorsunuz» diye sitem eder.. Kendi durumundan yakınır; «ordu müfettişliği emir zabitliği .vaziyetinde..» der. Fevzi Paşa'yı do «Milli Müdafaa Vekâleti de sizin ka-lem-i mahsusunuz halinde» diye eleştirir. Düşünce ayrılıkları güven bunalımına/güven bunalımları kuşkuya; kuşku da duygusal tepkilere dönüşmüştür.
Evet, savaş başlamıştır.
Bu savaşta Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı ile Doğu Cephesi komutanı artık iyice karşı karşıyadırlar.
Komplo
Atatürk, Söylev'de Karabekir. Ali Fuat Paşa ile Re-fet ve Cafer Tayyar Paşa'ların bir komplo düzenledikleri kanısındadır. Bu olayları ve duyduğu kuşkuları şöyle anlatır: Söylev'in bu bölümünü bugünkü Türkçeye yapılan çevirisinden okuyalım: «Şimdi sayın baylar, isterseniz, size büyük bir «komplo» üzerine bilgi vereyim. 1924 yıl» Ekim'inin 26. günü geç saatlerde birinci ordu müfettişinin görevinden çekildiğini bana bildirdiler. Müfettiş Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığına verdiği çekilme dilekçesi şudur: Genelkurmay Başkanlığına 26.10.1924 Bir yıllık ordu müfettişliğim sırasında gerek teftişlerim sonunda verdiğim raporların gerekse ordumuzun yükselmesi ve güçlendirilmesi için sunduğum tasarıların dikkate alınmadığını görmekle üzüntüm ve kaygım çok büyüktür. Üzerime düşen görevi milletvekili olarak daha çok gönül rahatlığı ile yapacağıma inandığım için ordu müfettişliğinden çekildiğimi bilgilerinize sunarım efendim. Milli Savunma Bakanlığına da yazılmıştır. Kâzım Karabekir
Bu çekilme yazısının altında renkli kalemle şunlar yazılıdır: «Çekilmesini uygun bulmadığımı bildirdim. Düşüncesinde direndi. Yarın milletvekilliği görevine döneceğini bildirdi.» Bu satırların altında imza yoktur; ama Genelkurmay Başkanının yazdığı anlaşılıyor. Daha aşağıda da kırmızı mürekkeple yazılmış şu notlar vardır: (Gelen rapor ve taşanların hepsini göreyim. Bunların hangi maddeler üzerinde neler yapılmış ve hangi maddeleri yapılmamış; onları da dosyalattır da göreyim.) Bu notların altındaki tarih 28 Ekim'dir. Baylar, Kâzım Karabekir Paşa'nın raporları ve tasarıları Genelkurmay'da ilgili bölümlerde incelenmiş, bunlardan kabul edilip uygulanabilecek olanlar dikkate alınmış ve uygulanmış idi. Ancak uygulanması devletin gücü dışında bulunan ya da bilimsel değeri olmayıp kendi kişisel ve düş gücüne dayanan önerileri doğallıkla dikkate alınmamıştı. Kâzım Karabekir Paşa'ya raporlar ve tasarılarından dolayı bir beğence verilmesi de gerekli görülmemişti. 30 Ekim günü de 2. Ordu Müfettişi Ali Fuat Paşa'nın Konya'dan geldiği bildirildi. Kendisini akşam yemeğine Çankaya'ya çağırdım. Geç vakte kadar bekledimse de Paşa gelmedi. Kendisini aratırken öğrendim ki, Fuat Paşa'yı Ankara'ya gelişinde Rauf Bey karşılamış, Fuat Paşa Millî Savunma Bakanlığı'na uğradıktan ve kimi arkadaşlarla da kısa görüşmeler yaptıktan sonra Genelkurmay Baş-kanlığı'na gitmiş, bir süre Fevzi Paşa ile görüşmüş, çıkarken de Fevzi Paşa'nın emir subayına şu kâğıdı bırakmış : Genelkurmay Başkanlığı Yüksek Katına 30.10.1924 Milletvekili görevime başlayacağımdan 2. Ordu müfettişliği görevimden bağışlanmamı saygı ile dilerim efendim. Ankara Milletvekili Ali Fuat Baylar, milletvekilliğinden çekildiğini Meclis Başkanlığına bildirmiş olan Refet Paşa'nın da çekilme yazısını Rauf Bey'in geri aldırdığını öğrenmiştim.Atatürk, bu gelişimlerden kuşkulanmış ve olaylara şu tanıyı koymuştur: Komplo! Söylev'de «komplo olarak nitelenen bu olaylara karşı şu önlemler alındığı anlatılır ilk iş, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'nın milletvekilliğinden ayrıldığını TBMM başkanlığına telefonla bildirmesidir. M. Kemal Paşa, bundan sonra ikinci adımını atar. ikinci adım, milletvekili de olan komutanlar Cevat Paşa, İzzettin Paşa, Ali Hikmet Paşa. Şükrü Naili Paşa, Fahrettin Paşa ve Cafer Tayyar Paşa'lara ivedi telgraflar çekerek, bu komutanlardan ya milletvekilliğini ya da komutanlığı seçmelerini istemek olur. izzettin Paşa, Ali Hikmet. Şükrü Naili ve Fahrettin Paşalar, orduda kalmak istediklerini bildirirler. Diyarbakır'da bulunan 3. Ordu Müfettişi Cevat Paşa'-dan68 gelen yanıt oldukça serttir: — Yüksek kişiliğinize karşı olan güvenime ve sevgime inanmanızı saygı ile dilerim. Ancak, böyle bir yurt görevinden ivedilikle çekilerek ulusa ve seçim bölgem halkına karşı sorumlu ve suçlu duruma düşmemekliğim için çekilmemi gerektiren nedenlerin açıklanmasına yüksek buyruklarınızı saygıyla rica ederim.. Aynı içerikteki' bir telgraf da yine Diyarbakır'daki Yedinci Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa'dan gelmiştir. «1 — Siz yüce Cumhurbaşkanına karşı beslediğim saygı ve sevgiye güvenilmesin! rica ederim. 2 — Bu dakikada seçim bölgem halkı ile görüşme den yüksek önerinizi kabul etmekliğim beni ulus önünde sorumlu duruma düşürebilir. 3 _ Yurdun ve ulusun çıkarları milletvekilliğinden he men çekilmemesini gerektiriyorsa, kesin karar verebilmek- liğim için durumun aydınlatılmasını saygı ile rica ederim.» M. Kemal Paşa ertesi gün Cevat ve Cafer Tayyar Paşalara şu telgrafı gönderir: Komutanların milletvekili de olmalarının orduda ve komuta işlerinde beklenilen düzenbağı ile bağdaşmadığı kanısına varılmıştır. 1. ve 2. Ordu müfettişliklerinin görevlerinden çekilip Meclise dönerek orduları elverişsiz bir zamanda başsız bırakmış olmaları bu görüşü pekiştirmiştir. Seçim bölgeniz halkı, ordu düzenbağının esenliği için vereceğiniz karardan kuşkusuz kıvanç duyar. Daha önce yazıldığı üzere kararınızı bildirmenizi rica ederim.» Müfettiş Paşa ikinci adım da başarıyla sonuçlanmış; sıra üçüncü adımı atmaya gelmişti. Cevat ve Cafer Tayyar Paşalar, görüşlerinde direnirler. Üçüncü adım atılır. Üçüncü adım, Cevat ve Cafer Tayyar Paşaların ordu ile ilişkilerinin kesilmeleriydi. Hemen bu işlemlere başvuruldu. Karabekir, anılarında, ordudan çekilme kararını «İngilizlere •karşı Musul nedeniyle açılacak savaş» nedenine bağlar. Ve komutanların ordudan çekilmesinin bu savaş tehlikesini önlediğini yazar. M. Kemal Paşa da olayı iç siyasete dönük bir «komplo» olarak görür. Siyaset bir satranç oyunudur. M. Kemal, bu satranç oyununda Karabekir'in «komutanların siyasetten ayrılması» taktiğini Karabekir ve arkadaşlarına karşı uygular! M. Kemal, siyasal savaşı da kumanda eder. Millî Savunma Bakanlığı, Karabekir ve Ali Fuat Pa-şa'dan görevlerini yeni komutanlara devir etmeleri buy- ruğunu verir. Ordudan ayrılan Karabekir ve Ali Fuat Paşa hemen Meclise girerler. Mecliste o gün kendilerini bir sürpriz beklemektedir: Meclis başkanlığınca TBMM salonundan çıkarılırlar! Karabekir, durumdan yakınır. TBMM'deki görevini yeğlediğini,, bu nedenle yerine atanan komutanı beklemenin «uydurma bir neden» olacağını söyler. M.Kemal'in yanıtı acı ve serttir: «Ordumuzun (yükselmesi ve güçlendirilmesi için) tasarılar sunduğundan söz eden ve onlar dikkate alınmadığı için (üzüntüm ve kaygım büyüktür) diyen eski Müfettiş Paşa, yurdun üçte birini kaplayan koskoca bir orduyu gönlünün istediği-anda, beş satırlık bir yazı yazarak başsız bırakmanın ne denli yeğni ve ordunun yükseltilip güçlendirilmesi bakımından temel olan düzenbağını ne kertede bozucu bir davranış olduğunu kavramış görünmüyor. Dikkate alınmadığını savladığı rapor ve tasarılarıyla yapamadığı işi; devletin kesin süreli bir nota aldığı ve bundan dolayı olağanüstü toplantıya çağırdığı Mecliste yapmaya kalkıştığını ileri süren Müfettiş Paşa, kendisi gibi davranan arkadaşlarıyla birlikte, pek elverişsiz bir zamanda, orduya ne kötü kargaşa örneği gösterdiğini anlamak istemiyor.» Karabekir, gereken devir-teslimden sonra TBMM'de-ki görevine başlar. Ve arkadaşlarıyla birlikte «Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası» adıyla bir parti kurar. Karabekir, anılarında bu oluşumu şöyle anlatır: «Az sonra biz Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla Mecliste faaliyet için resmen Dahiliye Vekâletine müracaat edince M. Kemal Paşa da Halk Fırkası'nın başına Cumhuriyet kelimesini koydurarak Cumhuriyet Halk Fırkası adını verdi. 21 Kasım'da da İsmet Paşa başvekillikten, hastalığı bahanesiyle istifasını verdi. Yerine Fethi Bey başvekilliğe getirildi. Ben, fırkanın liderliğine, Rauf ve Adnan Beyler ikinci liderliğe, Ali Fuat Paşa da Umumî Kâtipliğe intihap olunarak Meclis önünde hürmet edilmesi lâzım gelen bir fırka He ise başladık»»». Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası nasıl bir partiydi? İdeolojisi neydi? M. Kemal, o etkili ve hünerli konuşma biçimi (üslûbu) ile bu soruları şöyle yanıtlıyor: «(Parti dinsel düşünce ve inançlara. saygılıdır) sözlerini ilke edinip bayrak gibi kullanan kişilerden, uzdilek (iyiniyet) beklenebilir mi idi? Bu bayrak yüzyıllardan beri, ^bilgisizleri, bağnazları ve boş inançlara saplanmış olanları aldatmaya kalkışmış kimselerin taşıdıktan bayrak değil mi idi? Türk ulusu yüzyıllardan beri sonu gelmeyen yıkımlara, içinden çıkabilmek için büyük özveriler isteyen pis bataklara, hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi? Cumhuriyetçi ve ilerici oldukları sanısını vermek isti-yenlerin, yine bu bayrakla ortaya atılmaları; dinsel bağnazlığı coşturarak, ulusu, cumhuriyete, ilerlemeye ve yenileşmeye karşı kışkırtmak değil miydi?
Yeni parti, dinsel düşünce ve inançlara saygı' perdesi altında (Biz halifeliğin yeniden kurulmasını isteriz. Biz yeni yasalar istemeyiz. Bize din yasaları yeterlidir. Medreseler, tekkeler, bilgisiz softalar, şeyhler, müritler, biz sizi koruyacağız; bizimle birlik olunuz! Çünkü M. Kemal Paşa'nın partisi halifeliği kaldırdı, müslümanlığı zedeliyor, sizi gâvur yapacak, size şapka giydirecek ) diye bağırmıyor muydu? Yeni partinin ilke edindiği bu^ sözler, bir gerici haykırışlarla dolu değildir denebilir mi? (Parti dinsel düşünce ve inançlara saygılıdır) ki, Terakkiperver Cumhuriyet Partisi izlencesi en yaygın kafaların ürünüdür. Bu parti, yurtta can kıyıcıların, gericilerin sığınağı ve dayanağı oldu; dış düşmanların yeni Türk Dev-leti'ni, körpe Türk Cumhuriyeti'ni yıkmayı öngören planlarının kolaylıkla uygulanmasına yardım etmeye çalıştı. Tarih; gizli amaçlarla düzenlenmiş genel ve gerici doğu ayaklanmasının nedenlerini inceleyip araştırdığı zaman, onun önemli ve belirli nedenleri arasında. Terakkiperver Cumhuriyet Partisi'nin dinsel konularda verdiği sözleri ve doğuya gönderdiği sorumlu yazmanın kurduğu örgütleri ve yaptığı kışkırtmaları bulacaktır.» Karabekir, ordudan ayrılmalarıyla Türkiye Cumhuri-yeti'nin bir savaşa girmesinin önlendiği kanısındadır. Şöyle yazar: «Çok çetin mücadelelere ve iftiralara uğradık"0. Yarınımız mahv oldu. Fakat yılmadım. Hakikat ve hürriyet uğruna ölümü de hiçe sayarak sonuna kadar didiştim. Gerçi ben ve arkadaşlarım sağ kalanlar da çok çektik. 44 yaşımda genç bir kumandan ve bütün rütbelerini ateş altında ve millet için feda etmiş olan ben ve emsalim eski tekaüt kanunu mucibince tekaüde sevk olunduk. Tevkif olunarak İstiklâl Mahkemesine verildik. Ön beş yıl bir düziye takip ve taciz olduk. Bütün bunlar çok acıdır. (..). Sine-î millete biz girmekle (..) çok daha mesut ve bahtiyar olduk. Karabekir, anılarını şöyle bitirir: «Vatandaş, Milletin hürriyetini tehlikede görürsen karşısındaki kim olursa olsun tek dağ başı mezar oluncaya kadar mücadelene devam etmek vazifendir. Çünkü insanlarda hayat denen "şeyin kıymeti ancak hürriyet iledir. Hür ol, esir yaşama!»
|