Mesajları Göster
|
|
Sayfa: [1] 2 3
|
|
2
|
GENEL / Efsaneler & Garip Olaylar / tam 1 milyon aıds'li
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:44:19
|
|
Şehir efsanelerinin yayılmasında birinci sorumluluk kesinlikle basına ait. Basın zaman zaman işkembeyi kübradan atan muhabirlerin kurbanı olurken, bazen de "güvenilir" araştırma kuruluşlarının gazabına uğruyor. Hele ki konu AIDS gibi panik bir konuysa sapla saman karışıyor. Ortaya efsanevi haberler çıkıyor. İşte ABD basınının efsanevi AIDS haberleri:
1 Ocak 1985: New York Times AIDS'e yakalanan Amerikalı sayısının 1 milyon'a ulaştığını duyurdu. Gazeteye göre her gün 1000 ila 2000 bin Amerikalı AIDS'e yakalanıyordu.
6 Nisan 1986: New York Times AIDS'e yakalanan Amerikalı sayısını açıkladı: 1 milyon!
27 Ağustos 1989: Dönemin Sağlık Bakanı Luis Bullivan Los Angeles Times'a AIDS üzerine yapılan araştırmaların sonucunu açıkladı: "100 bininci vaka iki gün önce bildirildi."
25 Temmuz 1990: Hastalığın Afrika'da yayılma hızı hakkında yapılan bir araştırmayı baz alan Newseek, AIDS'e yakalanan Amerikalı sayısını açıkladı: 1 milyon!
28 Temmuz 1992: Times, Amerika Sağlık Bakanlığı Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi'nin (CDC) yaptığı araştırmayı yayımlıyor. CDC araştırması AIDS'e yakalanan Amerikalı sayısını da açıklamış. Bilim bakalım kaç? 1 milyon(!)
|
|
|
|
|
5
|
GENEL / Efsaneler & Garip Olaylar / 4 feet 8,5 inch
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:35:22
|
|
Dünyanın en gelişmiş ulaşım sistemi olan uzay gemilerinin füzelerinin genişliği 4 feet 8,5 inch imiş. Yani yaklaşık 1 metre 42 santim. Böyle modern bir araç için tuhaf olan bu rakamın ilginç bir hikayesi var.
ABD’de demiryollarının ray arası uzunluğu 4 feet 8,5 inch’miş. Niye 4 feet gibi düz bir rakam değil de, hesabı zorlaştıran küsürlü bir rakam seçilmiş?
Bu garip uzunluk ABD’de ilk demiryolları inşaatını yapanların İngiliz göçmenleri olmasına bağlanıyor. Çünkü İngiltere'de de rayların genişliği bu uzunluktaymış.
İngiltere’de demiryolu inşaatı tüm ölçülerini tramvay inşa geleneğinden devralmış. Yani eskinin tramvaycıları yeninin trencileri olmuş. Bu yüzden de ray genişliği 4 feet 8,5 inch kalmış.
Peki tramvay raylarının arası neden 4 feet 8,5 inch’miş? Çünkü bu uzunluk at arabalarının şaşe genişliğiymiş.
Zamanında tramvayın şasesi at arabalarının iki tekerlek arası uzunluğu baz alınarak belirlenmiş. O zamanlar iki tekerlek arası denince akla 4 feet 8,5 inch geliyormuş.
Vazgeçilmesi çok güç bir gelenekmiş bu. Çünkü malum uzunluğun İngiltere’deki tarihi taa Roma İmparatorluğu’nun adayı işgaline kadar uzanıyormuş.
O zamana kadar atlı araba görmeyen adanın yarı medeni insanları, atların araba çekebileceğini Roma savaş arabalarında görmüş. Dolayısıyla İngiltere’nin ilk yolları Romalı askerlerin savaş arabaları tarafından açılmış.
İki derin tekerlek izinden oluşan bu yollar, sonraları İngilizler tarafından yapılan at arabalarının şaşe genişliğini de belirlemiş. Şaseyi kırmak istemiyorsan, yoldaki at arabası izinin uzunluğunu ölçüp tekerlekleri de bu uzunluğa göre yerleştirmek zorundaymışsın.
Aynı şekilde Avrupa’da da tüm yollar standart olarak 4 feet 8,5 inch genişliğindeymiş.
Peki Romalılar bu uzunluğu nereden çıkarmış? Arabaya koştukları atın kıçından! İki atın kalça genişliği 4 feet 8,5 inch tutuyormuş.
Başa dönelim. Tüm bunların füze rampasıyla ilgisi ne?
Solid Rocket Boosters adı verilen füzeler dünyada sadece tek bir firma tarafından yapılıyormuş. Thiokol adındaki firmanın mühendisleri füzeleri ilk tasarladığında daha geniş bir şey yapmışlar ama hemen o vazgeçilemeyen 4 feet 8,5 inch genişliğine dönmek zorunda kalmışlar. Çünkü Utah’taki fabrikada üretilen füzeler tren yoluyla taşınıyormuş. Demiryolu üzerindeki tünellerin genişliği de iki atın kıçının genişliğinden biraz fazlaymış.
Kısacası ulaşım tarihi boyunca at kıçından bir türlü kurtulamamışız!
|
|
|
|
|
6
|
GENEL / Efsaneler & Garip Olaylar / aynadaki ruj lekesi
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:33:50
|
|
Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan kıllıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış.
Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemmen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür “Buyrun tuvalate” demiş. Düşmüş yola, şaşkın kızlar da peşlerinde, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş.
Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakım ve görün”. Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O gün bu gündür o yurtta tuvaletlerde dudak izine bir daha rastlanmamış.
|
|
|
|
|
8
|
GENEL / Efsaneler & Garip Olaylar / cok soguktu ve
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:31:37
|
|
Amerika'nın kuzeyinde bir yerlerde yeni tanışmış iki genç haftasonu kaçamağı için bir kayak merkezine gidiyorlarmış. Dışarıda fena bir soğuk varmış, acayip de kar yağmaktaymış. Çift tanışma çabaları içinde hafiften flört vaziyette, kikirdeyerek, oynaşarak hava koşullarının elverdiği ölçüde yol almaktaymış.
Ancak kızın çişi gelmiş. Delikanlı biraz dayanmasını rica etmiş. Bir süre daha gitmişler ama kız dayanamaz hale gelmiş: "Duralım, ben arabanın arkasında hallederim" demiş. Durmuşlar, kız inmiş arabayı kendisine siper etmiş, pantolonunu indirip işini görmeye başlamış. Çocuk centilmen bir tavır içinde kafasını çevirip bir kez bile bakmadan kızı beklemiş. Beklemiş... Beklemiş...
Kızcağız işini bitirmiş ama ayağa kalkmaya çabalıyor, ama bir türlü kalkamıyormuş. Çünkü çömelirken kalçasını metal tampona yaslamış, hava sıfırın altında olduğundan yapışıp kalmışmış. Pantolonu inik bir vaziyette olduğundan, yeni tanıştığı çocuğa da seslenip yardım istemekten utanıyormuş. Arabayı itmiş, montunu çıkarıp, kalçasına sürterek ısıtmaya çabalamış ama nafile... En sonunda can havliyle "İmdaaat" diye haykırmış.
Delikanlı zaten iyice meraklandığından kopup gelmiş ki, manzara fena. Bir süre apışıp kaldıktan sonra, durumu anlayıp kızı kurtarmaya çabalamış. Ne yaptılarsa olmamış. En sonunda çocuğu aklına bir fikir gelmiş, ama bu yaşadıkları rezaleti ikiye katlayacağından, söyleyemiyormuş. Kız yerde kıçı-başı açık otururken donma raddesine geldiğinden, fazla dayanamamış ve aklına gelen çözümü kıza açmış. Kız haliyle duyar duymaz "Hayıır! Olamaz" şeklinde nida etse de; biraz düşününce başka çare olmadığını kabul etmiş. Böylece delikanlı fermuarını indirip, kızın kalçasına işemeye başlamış. Sonuçta kız kurtulmuş. Ama çift kayak merkezine kadar birbirleriyle tek kelime konuşmadan gitmiş ve ayrı odalar tutmuşlar. Böylece muhtemel bir beraberlik, son yılların en garip sakarlığı yüzünden başlamadan bitmiş.
|
|
|
|
|
9
|
GENEL / Efsaneler & Garip Olaylar / DÖNMÜŞ,DÖNMÜŞ,DÖNMÜŞ
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:30:20
|
Bir lunaparkın gece bekçisi olarak işe başlayan bir vatandaşımız, bir gece çok sıkılmış ve "Bari oyuncaklara binip eğleneyim diye" düşünmüş. Hep binmek istediği ama bir türlü fırsat bulup da binemediği zincirli sandalyeleri gözüne kestirmiş. Hani şu sekolin denilen zincirle yukarıdan bağlı olup dönmeye başlayınca merkez-kaç kuvvetiyle dışarı doğru açılan bi oyuncak vardır ya; işte ona. Vatandaş sandalyeye oturmuş, eline aldığı uzun bir çubukla aletin şalterini açmış. Şalter iner inmez zincir dönmeye başlamış. İçini çocuk gibi bi sevinç kaplamış. Çığlıklar atıp, klasik zincir ayılıkları yapmaya başlamış. Dönmüş, dönmüş, dönmüş... Otomatik olarak duracağını sandığı zincir, bir türlü durmuyormuş. Doğal olarak bir süre sonra vücudu isyan etmeye başlamış; başı dönüyor, midesi bulanıyormuş. Sonuçta sabaha kadar dönmüş durmuş. Sabah mesaiye gelen lunapark çalışanları cesedini hala dönmekte olan zincirde bulmuşlar. Yapılan otopside, bekçinin beynindeki denge merkezi damarlarının patlaması sonucu beyin kanamasından öldüğü ortaya çıkmış. Bu efsaneyi Ali Ölmezoğlu gönderdi. Sağolsun, varolsun Bu efsane çeşitli biçimlerde anlatılır. Hatta değişik anlatımlarıyla zaman zaman yazılı basında da yer almıştır. Kim bilir belki bir yerde bir zamanlar gerçekten olmuştur. En bilinen versiyonlarından biri; bekçinin sayısı her anlatılışında değişen arkadaşlarını gece lunaparka beleşten eğlenmeye çağırdığı, arkadaşlarını kıskandığı için zincire kendisinin de binip, şalteri indirdiği şeklindedir. Ölüm nedenleri de anlatıcıya göre değişiyor: kiminde talihsiz kurbanlar kusa kusa ölür, kiminde korkudan ödleri patlar, kiminde de dayanamayıp aşağıya atlarlar.
|
|
|
|
|
10
|
GENEL / Efsaneler & Garip Olaylar / tuvallet de acı süpriz
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:26:35
|
|
Bir arkadaşım İstanbul'a sevgilisi ile buluşmaya gideceği gün ishal olmuş. Fakat ne çare ki gitmek zorunda. Deniz otobüsüyle zorlu bir yolculuktan sonra (habire tuvalete taşınarak) buluşma yerine ulaşmış. Beklemeye başlamış. Çok sıkıştığı bir anda tam tuvalet arayacakken kız arkadaşının geldiğini görünce gidememiş. Ancak o sırada epey bir miktar altına kaçırmış. Renk vermemek için, "Buraya kadar gelmişken gel bir pantolon alalım" diyerek kızı bir mağazaya götürmüş.
Tezgahtarın tüm ısrarına rağmen hiç denemeden mağazadan bir pantolon alıp ayrılmış. Gittikleri bir kafede, "İçime sinmedi. Ben şunu tuvalette bir deneyeyim" demiş. Hemen kirlenmiş çamaşırını ve pantolonunu daracık havalandırma boşluğundan atmış.
Rahatlamanın verdiği huzurla çantanın içindeki poşette duran yeni pantolonu almak üzere eğilmiş. Fakat o da ne! Poşette bir kazak varmış! Gözlerine inanamayan arkadaşım hemen kafasını havalandırmadan sokarak eski pantolonuna ulaşmaya çalışmış ama becerememiş.
Bu arada tuvaletin önünde uzun bir kuyruk oluşmuş. Kapıyı vurmalarına rağmen içeriden tepki gelmeyince kafenin işletmecisi, "Bir delikanlı tuvalete girdi, çıkmıyor. Sanırım içeride eroin kullandı" diyerek polis çağırmış. Emniyet güçleri geldiğinde tabii acı gerçek ortaya çıkmış!
|
|
|
|
|
11
|
KÜLTÜR & SANAT & EDEBİYAT / Sinema / Pars: Kiraz Operasyonu
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:07:17
|
|
Yönetmen Osman Sınav Senaryo Yazarı Osman Sınav Aybars Bora Kahyaoğlu Tür Macera, Polisiye Anahtar Kelimeler Aksiyon, Macera, Polisiye... (diğer) Konu Uyuşturucu satıcıları ve kullanıcıları ile onlara engel olmaya çalışanlar arasında geçen; fakat özünde bireysel bir hikâyeyi konu edinen “Pars: Kiraz Operasyonu”; okullardaki öğrenciler, uyuşturucu baronları ve narkotik polislerinden oluşan bir üçgen üzerinde anlatılıyor.
|
|
|
|
|
12
|
KÜLTÜR & SANAT & EDEBİYAT / Yabancı Sinema / Sözün Bittiği Yer
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:05:30
|
|
Konu Turgut oğlu Umut’a bakabilmek için okul gösterilerine çıkan, hayatını müsamerelerde palyaçoluk yaparak kazanan bir oyuncudur. Oğlunun annesi Simay onu terk edip başka biriyle yaşamaya başlamış, gününü gün etmektedir. Bir gün yine gösterilerden birinin ortasında gelen bir telefonla Umut’un okulda fenalaştığını ve hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Umut’a kan kanseri (lösemi) teşhisi konur. Artık Turgut’un tek bir amacı vardır: Oğlunun tedavisi için gerekli parayı bulmak. Bu olaylar olurken yıllar sonra Umut’un annesi Simay çıkagelmesi işleri Turgut için daha da içinden çıkılmaz bir hale sokar.
|
|
|
|
|
13
|
KÜLTÜR & SANAT & EDEBİYAT / Yerli Sinema / Beyoğlu'nda Atıf Yılmaz Caddesi
|
: Temmuz,07/01/07, 2007, 04:02:03
|
|
Beyoğlu Belediyesi’nin cadde ve sokak levhalarını yenileme projesi kapsamında ünlü ve sevilen yönetmenimiz Atıf Yılmaz’ın adı bir caddeye verildi. İstiklal ve Tarlabaşı Caddelerini Ağacamii yanından birleştiren Sakızağacı Caddesi bundan böyle Atıf Yılmaz Caddesi olarak anılacak.
Sinema sanatçısı adı taşıyan en bilinen sokaklar Beyoğlu’ndaki Ayhan Işık Sokağı ve Sadri Alışık Sokağı. Mecidiyeköy’de Altan Erbulak, Pangaltı’da Sadık Şendil sokakları var. Ayrıca Harbiye’deki Üftade sokağının adının da zamanının ünlü kadın oyuncusu Üftade Kimi’den alındığı söyleniyor.
|
|
|
|
|