Konuları Göster
|
|
Sayfa: [1]
|
|
3
|
KÜLTÜR & SANAT & EDEBİYAT / Şiir / Hayal
|
: Temmuz,07/12/08, 2008, 08:23:36
|
|
Bu aksam bir sizi duyup etimde Kadın, kadın diye içimi oydum Ruhuma bir serin yer istedim de Alnimi mermerin üstüne koydum
Birden karanliklar sökülüverdi Odama bir hayal dökülüverdi Karsimda kivrildi,bükülüverdi Onu gözlerimle çirılçiplak soydum
Artik ben ne günah olsa islerim Yumusak yastiga geçti dislerim Bir an kadar sürdü can verislerim Ey kadin bu aksam sana da doydum N.Fazıl KISAKÜREK
|
|
|
|
|
4
|
KÜLTÜR & SANAT & EDEBİYAT / Şiir / Bu Hayat
|
: Haziran,06/04/08, 2008, 03:17:34
|
|
Bu hayat seni üşütür. Öyle böyle değil, yaz güneşinin altında için üşür. Terlesen ne fayda, yüreğini ısıtacak kimsen yoktur. Kimsesizliğin çölünde, çok kimse gelip geçer hayatından. Her geçen biraz daha soğutur içini.
Bu hayat seni küstürür. Ve insan önce kendine küser. Kimse anlamaz bunu da. Herkes kendine… Oysa yoktur kimseyle bir alıp veremediğin. Sadece, hayat borcunu ödememiştir sana. Ve sen hayata küsmüşsündür. Ama hayatın umurunda bile değildir...
Bu hayat seni ağlatır. Çok ağlatır hem de. Yüzüne bakan anlamaz bunu. Yüreğine bakan bulunmaz. Tebessümün, kan ağlayışının maskesi olur. Damla içine düşer ve ne fırtınalar kopar da halden anlayan çıkmaz...
Bu hayat ezer seni. Ezip geçer üstünden ve hayallerin hayatın altında kalır. Hayallerin çiğnendiği yerde, gerçek kirlenmiş demektir. Ve hayallerinin üstünden çekilmeyen bir ağırlığa dönüşür hayat...
Bu hayat seni yalnız bırakır. Halbuki her yan kalabalıktır. En kötüsü de budur: Kalabalık içinde bir başına kalmak! İnsanı insana yakın eden güvendir ama baban söylemiştir “Babana bile güvenmeyeceksin” lafını...
Bu hayat seni kızdırır. Alıp başını gitmek istersin. Ama nereye gitsen, geçmez kızgınlığın. Çünkü gittiğin her yer, yine hayatındır. Kızarsın ve hatta “lanet olsun” dersin ama hayat seni duymaz.
Bu hayat seni aldatır. Önce hayat seni aldatır ve sonra sen hayatı aldatacağım derken, kendini aldatırsın. Ve her gün biraz daha ihanet edersin kendine. En berbatının kendini kandırmak olduğunu bilmene rağmen, hala hayatı aldatmaya kalkarsın.
Bu hayat seni aç bırakır. Ve işsiz ve hatta evsiz bırakır. Çünkü bu hayatın sana vereceği başka bir rol yok. Senaryosunu başkasının yazdığı ve adına hayat denilen bu dizi filmde, senin rolün sadece bu kadar. Senin dışında kurgulanmış bir hayatın figüranı mısın sen? Ah vah etmek dışında, bu rolün bir repliği bile yok. Çünkü senin hayatının rolünü yazıp yönetenler böyle buyuruyor. Unutma, bu hayat bir çöplük ve horozu sen değilsin. O çöplüğün figüranı olduğun sürece, gözlerini kapayacak vazifeni yapacaksın.
Hayatı, sana böyle bir rol biçenler yaşayacak. Sen sana emredilenin dışına asla çıkmayacaksın. Gerekirse biraz sızlanabilirsin. Ama esas olan sızmandır. Bunun için içki de gerekmez. Hayatın sızılarını kanıksamak, sızmaktır zaten. Böyle buyurdular ki, buyur oyna rolünü. Sızıp sızlan ve sus ki, hayatın en iyi figüranı ödülünü sana versinler. Ödülün, rolünün devamıdır.
Ve sen, bu rolün senaryosunu yazıp, bu hayatı yönetenlerin çarkına çomak sokmadıkça figüran kalmaya mahkumsun. O halde, hayatın hakkını vermek ve hakkımız olan her şeyi almak için bu oyunu bozacağız. İşte o zaman bu hayat bizi güldürecek ve ağlayanlarsa hayatı bize zindan edenler olacak.
İşte böyle dostum, ya cellatların bize biçtiği celladına aşık mazlum rolü, ya da tarihsel rolümüz. Ama arası, ortası yok bunun. Ya isyan ya boyun eğiş... Ya hayatımızın sahibi olacağız ya da hayatımızın sahibi olarak kalacak cellâtlar.
O halde...
|
|
|
|
|
5
|
EĞLENCE / Fıkralar / Mektup
|
: Haziran,06/02/08, 2008, 04:52:51
|
|
BABAYA MEKTUP.... > > > > > > Adam oğlunun odasının önünden geçerken > > hayretle bakakaldı. Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç > > olmadığı kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam yastığın üzerine > >> bırakılmış mektup zarfını farketti. Üzerinde -Babama- > > yazıyordu. Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı > > ve titreyen elleriyle mektubu okudu: > > Sevgili baba; > > Sana bu satırları > > derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum. Kız arkadaşımla > > kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak > > tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben jale ile buldum ve o öyle > > tatlı ki anlatamam... Şunu biliyordum siz onun vücudunun her > > yerine taktığı küpeleri, derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o > > çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden > > çok büyük olması da bir sorundu. Fakat benim için bunlar değildi > > gerçek tutku ve gerçek aşk... Baba jale hamile! Jale'nin dediğine > > göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış > > yetecek kadar da yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi > > rüyalarımızı süslüyor. Jale benim gözlerimi esrar gerçeğine > > açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez. Esrar > > yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız > > olan kokain ve ekstaziye ulaşacağız. Artık tam anlamıyla bilime > > yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Jale > > sağlığına kavuşsun diye..... O kesinlikle iyileşmeyi > > hakediyor. Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın > > çaresine bakabilirim. Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi > > torunlarını tanıyacak, seveceksin > > Oğlun > > NOT: > > Baba yazdığım > > mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Kemal'lerdeyim. Sadece > > sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin > > olduğunu hatırlatmak istedim. :-):-):-)
|
|
|
|
|