+ | YORUMCUYUZ.NET | FORUM | Youtube | Dizi izle |indir download| Ödev Arşivi | Siyasi Forum | Eğitim Ögretim

Ağustos,08/30/08, 2008, 01:59:33 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



  Konuları Göster
Sayfa: [1] 2 3 ... 64
1  GENEL / Anket Odası / Marka ? : Temmuz,07/15/08, 2008, 11:04:22
Cevapları alayım gülümse
2  GENEL / Anket Odası / En Cok Hangisini Tüketirsiniz ? : Temmuz,07/15/08, 2008, 11:00:27
Süt vazgeCilmezimdir gülümse
3  GENEL / Anket Odası / Sevgilinizle .... ;) : Temmuz,07/15/08, 2008, 10:56:02
Cevapları aLayım gülümse
4  GENEL / Anket Odası / En Son Kimin Gözlerine Yirmi Saniyeden Fazla Baktınız? : Temmuz,07/15/08, 2008, 10:50:25
Cevapları alayım kahkaha
5  GENEL / Anket Odası / Sevgiliden Ayrıldıktan Sonra Farkedilen Şey? : Temmuz,07/15/08, 2008, 10:46:19
Cevapları alayım beyler bayanlar (;
6  GENEL / Sağlık / >> Uyusturucu << : Aralık,12/28/07, 2007, 04:11:13
TÜTÜN

NEDİR?

Tütün bitkisi (Nikotina tabacum) içinde çeşitli psikoaktif uyuşturucular bulunan bir maddedir. Tütün ürünleri içinde 4000'e yakın kimyasal madde vardır. Sigara ve mamulleri bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilir. Nikotin tüm bağımlılık yapan maddelerin en zehirli ve bağımlılık yaratanıdır .

Doğal olarak renksiz, yakıldığında kahverengi olan nikotin havayla temas ettiğinde tütün kokusu alır. Tüketim yolu fark etmeksizin kolayca kana karışmaktadır.

BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

Tütünün kullanımı fiziksel bağımlılığın ne kadar kuvvetli olduğunun bir göstergesidir. Sigara içmek 1900'lü yılların başından beri, nikotin tüketiminin tartışmasız en çok kullanılan yöntemidir. Sigaradan bir fırt çekmek nikotinin neredeyse anında kan sistemine yayılarak beyine ulaşmasını ve 10 saniye içersinde merkezi sinir sistemini etkilemesini sağlar. Diğer yandan, puro ve pipo içenler genellikle çok az ya da hiç duman çekmezler ve nikotin ağızlarındaki mukoza zarları tarafından emilir.
KULLANIM İŞARETLERİ

18 yaşında küçüklere tütün ürünlerini satmak yasaktır, ancak bunu kontrol etmek çok zordur. Çünkü ebeveynlerin kendisi çocuklarına sigara satın aldırmaktadırlar.

ETKİLERİ

Nikotin aynı zamanda hem uyarıcı hem de yatıştırıcı etkisi gösterir. Nikotin ani bir etkileşim gösterip kan basıncını ve kalp atışını artırır. Nikotinin anında beliren etkileri maddenin hazmından dakikalar sonra azalır ve bu durumun yeniden yakalaması ve yoksunluk yaşamamak için sürekli sigara içilir ve tabii ki tiryaki olunur.

Tütünü ilk defa kullananlar bulantı, baş dönmesi, ve baş ağrısı yaşayabilirler.

RİSKLERİ

Günümüzde sigara içenlerin çoğu günde neredeyse bir paket ya da daha fazla sigara içmektedir bu da çoğu hastalık için olan risklerini arttırmaya yeterlidir.
Çok sayıda çalışma göstermiştir ki günde bir paket sigara içenler, hiç içmeyenlerle kıyaslandığında on kat daha fazla akciğer kanserine ve iki kat fazla kalp krizi riski taşımaktadırlar. Ek olarak sigara içmek kronik bronşit, empisemi gibi diğer ciğer hastalıklarına sebep olabilir ve astımı arttırabilir. Sigara aynı zamanda ağız, gırtlak, mide, pankreas, böbrek, idrar yolu kanserine sebep olabilir. Ayrıca sigara içmediği halde pasif içici konumuna düşen binlerce insanda aynı hastalıklara yakalanabilmektedir. Hamile iken sigara içmek, doğmamış bebeği zehirlemektir.
Pipo ve purolar alternatif metotlar olsa da risksiz değillerdir. Vücutlarına gene nikotin girmekte ve dolayısıyla akciğer, dudak, ağız ve gırtlak kanserine yakalanma riskleri mevcuttur.
Tütün ve nikotinle bağlantılı olan riskleri azaltmak amacıyla duman olan yerlerden kaçınılmalı ve sigara tüketilmemelidir.
Ayrıca sigaradan kaynaklanan çeşitli tehlikeli hastalıkların riskleri göz önünde bulundurulmalı ve hiç kullanmamalıdır.

ALKOL
NEDİR?

Alkol dünyadaki en eski ve en geniş şekilde kullanılan uyuşturucu türüdür.
BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

Kanunların yaş sınırlaması olmasına rağmen, alkol gençler tarafından çok kolay elde edilebilir. Araştırmalara göre gençler alkolü genellikle evde bulurlar ve ev içerisinde tüketirler.
ETKİLERİ

Tüm psikoaktif uyuşturucularda olduğu gibi, sosyal durum ve aktivite alkolün etkisini doğrudan etkiler. İçe kapanıklık hissedebilirler veya tam tersi sosyal olabilirler. Yani sevinçli içersen şarkı söylersin, kederli içersen ağlarsın gibi.
KULLANIM İŞARETLERİ

Alkol almanın genel işaretleri ağızdaki sürekli bir alkol kokusu, konuşmada kayma, motor kontrolünün kaybı, zayıf yargılama, saldırganlık ve vahşi davranışlardır.
RİSKLERİ

Araştırmaların gösterdiğine göre alkol ile şiddet arasında bir ilişki mevcuttur. İstatistiklere göre şiddet içeren suçların, tecavüz dahil, yüksek oranı saldırganlar ve/veya kurbanlar alkolün etkisindeyken meydana gelmektedir. Riskleri azaltmak için ise aç karına içmemek, içkili araç kullanmamak, içkili olan bir kişinin sizi aracıyla bir yere götürmesine izin vermemek, içki yarışına girmemek, alkol ile diğer uyuşturucuları karıştırmamak (reçeteli ilaçlar dahil), kişinin alkole karşı olan tepkisini bilmesi (herkesin farklıdır), ve yabancılarla iken içmemek gerekmektedir.
ALKOLÜN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır

ECSTASY

NEDİR?

Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3, 4-metilendioksi°°°°mfetamin), ağızdan alınan bir haptır. Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı durumlarda MDMA toz halinde satılmaktadır. Hap şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla denetim altında değildir. Genel bir kullanıcının bir "doz" içerisinde hangi maddeleri bulunduğunu bilmesi bu sebeple imkansızdır.
BULUNABİLİRLİLİK & KULLANIM

Özellikle gece kulübü ve elektronik müzik organizasyonlarında popüler olan Ecstasy tabletleri bulunabilirliği mümkündür. Tipik bir doz olarak 100-125 mg dört ila altı saat etkisini gösterir.

ETKİLERİ

Kullananlar kendilerini açılmış, rahatlamış, güzel, korkusuz, toleranslı ve etrafındaki insanlara bağlı olarak tanımlarlar. Genellikle sosyal ortamlarda kullanılan Ecstasy duygusal (seksüel olması gerekmez) bir madde sayılır. Ecstasy alındıktan yaklaşık 45 dakika sonra kullanıcılar etkisine girerler. Bu madde sinir hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller. Ecstasyinin en önemli etkisi kişiyi aktive etmesi ve bilinç değişikliklerine neden olmasıdır. Bu etkiler alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma doğrudan bağlıdır. Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ertesi gün içinde de kimi zaman hafif derecede etkileri gözlenebilir.
Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir his algılanabilir.
Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme, görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. Kişi kendini enerjik ve aldırmaz hisseder.
KULLANIM İŞARETLERİ

Ecstasy kullananların göz bebekleri genişler ve ışığa hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma gözlemlenebilir efektlerdendir. Duyum artar ve kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma ve dokunarak ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı şevkat hareketleri gösterebilir.

RİSK

Bazı kullanıcılar tecrübeden sonra 48 saate kadar kendilerini depresif hissettiklerini belirtmektedir. Uzun süreli kullanımda etkilere ulaşmak daha zorlaşabilir. Fiziksel olarak bağımlılık yaratmasa da, "yaşanılan sanalı" kovalama veya ulaşma ihtiyacı olabilir, bu da doz artımına ve daha sık kullanıma sebep verebilir. Kullanımdaki artışla beraber kullanıcılar sık sık kendilerini yorgun hisseder, çeneleri ağrır ve mutlulukları azalır. Depresyondan ve tükenmeden kaçınmak isteyenler hem dozda hem de kullanım sıklığında artırma geliştirirler.

Çok sayıda ters etkileme olduğu bildirilse de vücut ısısındaki tehlikeli derecede artış Ecstasy'nin bilinen yaygın tehlikelerinden biridir. Vücut ısısının artması sıcak ve genellikle havasız ortamlarda uzun süre dans etmekten, vücuttaki sıvı miktarının azalması gerçekleşir. Ölüm; aşırı dozdan görülmekle birlikte, genellikle vücut ısısının artması, su ihtiyacı yada diğer bir uyuşturucu madde ile karıştırma ile bağlantılıdır.

Ecstasyinin uzun zamanlı etkileri halen araştırma altındadır. Bazı araştırmacılar uzun süreli kullanımların kalıcı beyin hasarlarına yol açabileceği değerlendirilmektedir. Bazı çalışmalar Ecstasyinin vücuttaki seratonin ve dopamin seviyelerini etkilediğini göstermektedir fakat bunun uzun süreli etkilerinin ne olabileceği halen açık değildir. Ecstasy kalbin ritim bozukluğuna sebep olabilir ve hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tetikleyicisi olabilmektedir.
ECSTASYİNİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.
ESRAR

NEDİR?

Esrar içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psiko aktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bir bitkidir. THC'nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir, fakat çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki olan Hint Keneviri bitkisi kağıt, giysi, inşaat malzemesi ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır.
BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

Genellikle sigara gibi içilen esrar elle sarılabilir ve "j", "joint", "co" olarak adlandırılan içi boşaltılmış sigara içine konularak kullanılır. Pipo veya cam, plastik ve odundan yapılmış pipolar vasıtasıyla da içilebilir. Bazı zamanlar çay gibi demlenir ya da kek gibi yiyeceklerin içine karıştırılabilir. Bu sinsiliği sebebi ile insanların emin olmadıkları insanlardan bir şey yiyip içmemeleri şarttır.

ETKİLERİ

Esrar efektleri alınan THC miktarına veya kullanım şekline göre (içilerek ya da yiyerek) değişir. Esrar içimi THC maddesini çabuk bir biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine karıştırır ve daha sonra da beyine ulaştırır. Efektleri neredeyse anında belirir ve bir ila iki saate kadar sürebilir. Yenildiğinde THC maddesi daha yavaş kana karışır bununla beraber etkisi daha yoğun ve uzun olur.

Esrar kullananlar değişik tepkiler olduğunu belirtirler. Bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissetseler de kan şekeri seviyesinde bir düşme yoktur.

KULLANIM İŞARETLERİ

Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar "ekmek kafa" olarak adlandırılır.

RİSKLERİ

Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık yapıcılardan ayırsalar da ve "ben bağımlı değilim" deseler de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha belirgin baş göstermesi sık görülür.
Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara içmekle birleştiğinde (ki, sigara ve esrar ayrılmaz ikilidir) potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir.

Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklanma, yargılanma ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir. Bununla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir.

ESRARIN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

EROİN

NEDİR?
Eroin morfin maddesinden üretilmektedir. Doğal olarak afyon bitkisinin kozalağında mevcut olan bir uyuşturucudur. Eroin afyonun içinde bulunan alkaloidlerden bir tanesidir. Baz morfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Sokaklardaki eroin genellikle saf değildir ve beyazdan koyu kahverengi bir renge kadar çeşitli yoğunluklarda değişebilir. Bu değişiklikler tipik olarak üretim safhasında meydana gelen kirliliklerden ve/veya içine karıştırılan diğer maddelerden dolayıdır.
Eroin; Güney Amerika, Güneydoğu ve Güneybatı Asya, ve Meksika'da üretilmektedir.
BULUNABİLİRLİK & KULLANIM
Eroin burundan çekilebilir, sigara gibi içilebilir veya enjekte edilebilir. Sigara yasal ve çok kullanır bir madde olduğu için, eroin genellikle ilk tuzak olarak insanlara bu yöntemle sunulur. Ülkemizin jeopolitik konumu sebebiyle, eroin yakalamaları çok olmakla birlikte, yakalanan miktar ile kullanım arasında bir illiyet bağı yoktur.
ETKİLERİ
Eroin ve diğer afyon bazlı uyuşturucular vücut hareketlerini yavaşlatan özelliktedir. Kullanıcılar sıcaklık, rahatlama, ve kopma hisleri uyandırdığını belirtirler. Fiziksel ve duygusal ağrılar azalmakla birlikte bunlara "ağrıların ertelenmesi" demek daha doğrudur. Bu etkiler çok çabuk ortaya çıkar ve alınan eroinin miktarına ve alış şekline göre birkaç saat sürebilir. İlk kullanımlar bulantı ve kusma ile sonuçlanabilir fakat bu tepkiler sürekli kullanımla giderek azalır.

KULLANIM İŞARETLERİ
Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar, kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı gibi küçülür. Ayrıca; iştahın kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları genellikle hoş olmayan, üşütmeye benzer bulgulardan yakınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vücutları ağrır, diyare olur, burun akması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık geçirirler. Eroin yoksunluğu, değişebilmekle beraber, son kullanımdan sekiz saat sonra ortaya çıkar ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve üçüncü günde zirveye ulaşır.

RİSKLERİ
Enjeksiyon çok miktarda eroinin kan sistemine birden karışmasını sağlayarak ölümcül aşırı doz riskinin en çok olduğu kullanımdır. Burundan çekilmesi de aşırı dozla sonuçlanabilir, özellikle alışık olmayan bir kimse yüksek miktarda kuvvetli bir eroini veya alkol gibi başka uyuşturucu maddeleri karıştırarak alırsa ölüm gerçekleşebilir. Eroinden meydana gelen aşırı dozun belirtileri; ağır ve az nefes alma, kıvranma, koma, ve ölüm olarak listelenebilir.

Pis ve kullanılmış enjektörlerin kullanımı HIV, Hepatit B ve C gibi ölümcül enfeksiyon hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadır. Uyuşturucuları enjekte etmek veya enjektör paylaşmak diğer ciddi hatta ölümcül hastalıkların veya enfeksiyonlara sebep olabilir. Bunlardan bazıları endokartis, embolizma ya da kangren, botulizma, tetanoz, ve deri yiyen bakteri olarak nitelendirilebilirler. Son olarak enjeksiyon, apselere (acılı bir cilt yarası) ve takip edici olarak kan zehirlenmesine sebep olabilir.

Bazı kişiler, eroini burundan çekmenin ya da sigara gibi içmenin, bağımlılığa sebep vermeyeceği inancıyla özenebilirler. Fakat birkaç kullanım bile tolerans ve bağımlılıkla sonuçlanır. Bazı bağımlılar eroini sadece yoksunluk krizleri yaşamamak için kullanmaya devam ederler.

Eroin yasa dışı bir maddedir ve bulundurmak veya satmaktan hüküm giymek çok ciddi kriminal cezalarla sonuçlanabilir.
EROİNİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.


KOKAİN

NEDİR?

Kokain Güney Amerika'daki And Dağlarında yetişen koka bitkisinin yapraklarından elde edilir. Bölgedeki birçok yerli kabile halen hafif, uyarıcı bir etki amacıyla koka yaprakları çiğnemektedir. Bilim adamları kokaini bitkinin yapraklarından 1860 yılından kısa bir süre önce elde etmişlerdir.
Kokain hidroklorid (HCL) acı tatlı, beyaz, ince bir tozdur.Burundan çekildiğinde veya enjekte edildiğinde uyuşturur. "Crack" kokainin sigara gibi içilebilir küçük parçalar yada "kayalar" halindeki formuna verilen addır. Crack kokain HCL'nin amonyak veya sodyum bicarbonat (pişirme sodası) ve su ile karıştırılması ve ısıtılarak kokain alkoloidin "baz" karışımın tuzu (hidroklorid) ortaya çıkarılması sonucunda elde edilir. Bu işlem uyuşturucunun gerektiği gibi yanmasını ve daha fazla kokain içeren dumanın elde edilmesini sağlar. "Crack" Tanımı karışımın yakılarak içildiğinde çıkan kırılma seslerinden ortaya çıkmıştır.

BULUNABİLİRLİK & KULLANIMI

Çoğu kullanıcı kokaini buruna çektiği gibi enjekte de edilebilir. Crack yakılarak içilir. Tütün içerisinde ve nargile kullanılır.

Kokain kullanımı, kalp atışını artırır, sahte enerji oluşumunu ortaya çıkarır ve geçici olarak kullanıcılara keyif, güven ve coşku vererek yorgunluğu azalttığı sanılır. Kokain'in efektlerinin süresi alım yoluna ve yoğunluğuna bağlıdır.

Crack maddesi yakılarak içildiğinde yüksek miktarda kokaini ciğerlere göndererek damardan enjekte edilmiş kadar kuvvetli bir etki yaratır. Bu efektler neredeyse hemen ortaya çıkar, çok şiddetlidir ve 5-10 dakika sürer.
KULLANIM İŞARETLERİ

Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli kıpırdanır, ve normalden daha fazla çenesini sıkar. Aynı zamanda tetikte olurlar ve hep etraflarına bakarlar. Ortak fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah kaybıdır. Bunlarla beraber kalp atışı ve tansiyon da artar.

Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık, paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan beliren etkileri kilo kaybı, depresyon, ve bitkinliktir.
RİSKLERİ

Zamanla, kokaini her gün alan birçok kullanıcı uyuşturucuya karşı tolerans geliştirir, yani yarattığı etkileri yeniden yaşayabilmek için daha çok kullanmaya başlarlar. Kokain ve crakin etkilerinin kısa süreli olduğu da düşünülürse kullanıcı sürekli olarak ilk ulaştığı "sanalı" kovalar duruma gelir.

Felç, kalp krizi, ani krizler rapor edilmiş orataya çıkan durumlardır. Kalp hastası olan kişiler yüksek risk altındadır. Kokain / Crack maddesinin kronik, ağır kullanımı kilo kaybı, cinsel problemler, tutarsız düşünme, aşırı değişken ruh hali, paranoya, saldırganlık ve psikoz gibi şikayetler doğurabilir. Bir çok bu gibi kullanıcı fiziksel olarak tükenmiş, olur böylece hastalıklara karşı savunmasızdırlar yani bağışıklık sistemleri zayıflamış insanlardır.

Kokainin buruna sürekli çekilmesi burun zarlarının hasar görmesine sebep olur. Kokain/Crack'in yakılarak içilmesi ciğerlere hasar verir ve hızla artan emme kapasitesiyle birlikte daha fazla kullanıma neden olur. Kokainin enjekte edilmesinin bir çok ciddi riski vardır. Kokainin kan sistemine karışmasına ek olarak, enjektör veya diğer enjeksiyon araçları paylaşıldığında kullanıcılar HIV enfeksiyonu/AIDS ve/veya Hepatit B ve C virüslerine karşı savunmasız hale gelirler.

KOKAİN/CRACK kullanımının risklerini azaltmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır







 SOKAK İSİMLERİ

TÜTÜN
Cigara, tabut çivisi, izmarit, duman
ALKOL
Abartılı şekilde alkol alma işi sarhoş olmak, yıkılmak, küfelik olmak, zom olmak, fitil gibi olmak tanımlanabilir.
ECSTASY
EX, X, XTC, E, BEYAZ KUMRULAR, SODA, UÇUŞ, KANAT, PIT.
Ayrıca Ecstasy üzerindeki logolara göre adlandırılmaktadır.
ESRAR
Pot, weed, herb, grass, chron or chronic, blunt, Mary Jane, boom, sticky green, Bombay, Indo, frosty leaves, spliff, dagga, bomb, shwag, dank, tress, doja, esrar, ot, kubar, sarı kız, hint keneviri, haş haş, cigaralık, co.
EROİN
Smack, dope, H, junk, gevher, süPage Ranküntü, beygi, beyaz cevher, şey, kar, sır.
KOKAİN
Coke, C, K, Burun Açıcı, blow, Charlie, baz, çilek, beyaz, toz, free base, kaya, crack.
İÇE ÇEKİLEN MADDELER
Sıvı içe çekilenler: uhu, hava gazı, bali

Nitroxit: Kahkaha gazı, nitros, whippets, buzz bomb hipi crak

Nitratlar: poppers, snappers, locker room, rush, climax

İçe çekilenlerin kullanımıyla özdeşleşmiş genel sokak terimleri: çekme, koklama, bulut, duman olarak sıralanabilir.
LSD
Asit, trip, eski küpler, 25, zen, nef, nahin, şeker, topalı, cennet mavisi gibi isimlerle bilinir.
GHB
G, Sıvı Ecstacy, GBH, Sıvı X, Sıvı E
°°°°MFETAMİN
Speed, meth, kristal, cam, buz, tebeşir, viz
KETAMİN
K, Special K, vitamin K, Ketalar, Lady K, özel K, vitamin K, "Ketalar SV" ve "Cat Valiums". Ketamin kullanıcıları tecrübesine ve/veya efektlerine trip. K alanı veya K deliği olarak tanımlayabilirler.
ANABOLİK STEROİDLER
Kullanıcılar bunlara roid adı verirler. Ticari adları; Susta, Durabolin, Dianabol, Anavar, Stanozolol.







BUNDAN YÜZYIL SONRA BANKA HESABINIZDA KAÇ PARANIZIN OLDUĞUNUN, HANGİ TÜR BİR EVDE OTURDUĞUNUZUN YA DA NE ÇEŞİT ARABA KULLANDIĞINIZIN HİÇ ÖNEMİ KALMAYACAK.
ANCAK; BİR ÇOCUĞUN HAYATINDA ETKİLİ OLABİLİRSENİZ DÜNYA DAHA FARKLI OLACAKTIR.
TOPLUMUN TEMELİ AİLEDİR. SAĞLAM TEMELLERE OTURTULMUŞ AİLELERDEN OLUŞAN TOPLUM DA GÜÇLÜ OLUR.

AİLE VE YAKIN ÇEVRENİN DİKKATİNE!

Gencin içinde bulunduğu aile, okul, yakın çevre alkol kullanan, bağımlı olan genci ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olmaya çalışırsa, gencin bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar. Bu nedenle, erken teşhis belirtilerinin bilinmesi çok önemlidir. Teşhis belirtileri fiziksel ve ruhsal-toplumsal olarak iki grup içinde toplanır. Bunların birkaçının bir araya gelmesi alarmı harekete geçirir.

- Bitkinlik
- Dalgınlık
- Uyuklama
- Uyku bozukluğu
- Konuşma güçlüğü
- Burun akıntısı
- Terleme
- Titreme
- Dengesizlik
- Gözde kanlanma
- Göz bebeğinde daralama
- Yüzde kızarma-soğukluk
- Kabızlık
- İshal
- Mide-Bağırsak yakınmaları
- Yürüme bozukluğu
- Solunum güçlüğü
- Ağrılar - Duygu durumu değişikliği
- İlgi-istek kaybı
- Donukluk
- Bilişsel bozukluklar
- Başarıda azalma
- Bakımsız dış görünüş
- Gerçek dışı konuşma
- İçe kapanma
- Çevre değişikliği
- Konuşma içeriğinde değişme
- Aşırı para harcama
- Suç işleme eğilimi
- Evden uzaklaşma
- Madde kokusu

- Madde Kullanan Kişi Nasıl Anlaşılır?
Madde kullanan kişiyi anlamak için kesin bir ölçü yoktur. Kişilerde görülen davranış değişikliklerini hemen uyuşturucu kullanımına bağlamak yanlış olur. Unutulmamalıdır ki; ergenlik döneminde de bedensel değişiklikler görülür.
Uyuşturucu madde kullanan kişilerde görülen davranış değişiklikleri şöyle özetlenebilir:
- Arkadaş çevresi değişir.
- Aile ilişkileri azalır, odasında yalnız kalmayı tercih eder.
- Okul başarısı ve okula devamı azalır.
- Daha fazla para harcamaya başlar
- Bazen neşeli, sakin, bazen öfkeli, saldırgan davranışlar gibi ruhsal değişimler gün içinde gözlenir.

Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını Anlarsanız Bu Konulara Dikkat Edin!
Anne ve babalar; çocuğunuzun uyuşturucu kullandığını anladığınızda;
1- Paniğe kapılmayınız,
2- Öfke ile hareket etmeyiniz,
3- Sorunu görmezden gelmeyiniz,
4- Durumu gözlemleyiniz,
5- Çocuğunuzun sosyal çevresini inceleyip, sorunun kaynağını tespit etmeye çalışınız,
6- Çocuğunuzun arkadaş ilişkilerini gözden geçiriniz,
7- Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullanmasının sebeplerinin arasında, sizin de eksik ve yanlış davranışlarınızın olduğunu göz ardı etmeyiniz,
8- Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayınız, onu suçlamayınız,
9- Uzman bir hekimin bilgisine başvurunuz
10- Uzman hekimin tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediniz,
11- Çocuğunuzu sıkmadan, sevgi ve şefkatli bir yaklaşımla ona daha fazla zaman ayırınız,
12- Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip, güçlendirmeye çalışınız,
Gençlik ve Uyuşturucu
- Ergenlik

Ergenlik on üç yaşlarında başlayan ve yirmi yaşlarına kadar devam ettiği kabul edilen cinsel fizyolojik ve bilişsel yönden olgunlaşma süreci olarak adlandırılabilir.Tüm ergenlerin uyuşturucu madde kullanmaya başlama riski vardır. İradesizlik, kişilik zayıflığı madde kullanmak için mutlak etkenler değildir. Ancak madde kullanmaya başlayan gençlerde ortak bazı özellikler dikkat çekmiştir:
--- Ani tepkiler veren
---Saldırgan ya da asi davranışları olan
---Her şeyi reddeden
---Davranış bozukluğu gösteren
---Aykırı davranışlar içinde bulunan
---Erken yaşlarda davranış problemleri olan
---Çabuk heyecanlanan
---İçe dönük olan
---Fazlasıyla itaatkar olan
---Yaşıtlarından aşırı etkilenen
- Uyuşturucu Kullanan Gençlerin Ailelerinde Benzer Bazı Özellikler Bulunmuştur-
---Parçalanmış, boşanmış aileler
---Ebeveynlerden birinin kaybı
---Aile içinde uyuşturucu madde kullanan bir üyenin varlığı
---Aile içi iletişim eksikliği
---Baskıcı ve ilgisiz aile
---Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması



- Madde Kullanmaya Gençler Daha Çok Nasıl Başlıyor?

Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadır. Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir.
Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı olmak korkusu yaşanmaktadır. Gencin kendini kanıtlama güdüsü ile bir de buna merak eklenince kullanım kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, "hayır" diyebilmesi çok önemlidir.
Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır. Bir başka deyişle çaresizlik önlemi bir etkendir. Bu nedenle gençlere sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bu sorun karşısında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir.












UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI
-Fiziki Etkileri
Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde :
Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.

Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.
Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .
Sindirim Sisteminde:
Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.
Karaciğer ve Böbreklerde:
Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları
Gözlerde:
Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz
adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.
Solunum Sisteminde:
Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
Kan organlarında:
Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
Solunum Sisteminde:
Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.

Kan organlarında:
Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.

Zehirlenme:
Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.
-Sosyal ve Maddi Etkileri
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.

Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür)

Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.

İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.

İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar.

Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır














TEDAVİ

Evet! Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.
Kullanıcılar arasında "bu hastalığın tedavisi olmadığı" yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır.
Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi uyuşturucu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman kullanmamalıdır. Bir kez kullanması onun eski günlerine dönmesine neden olabilir.
Tedavinin ilkeleri
Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.
Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir:
1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir. Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapabilecek fazla bir şey yoktur.
Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi daha güç olacak ve daha uzun sürecektir.
Ayrıca, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının giderilmesi için anne ve babanın da tedaviye katılması gerekir.

ÖNLEME

Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için uygulanabilir kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar.

İnsan ihtiyaçları, sonsuzdur.Çocuğunuzun yaşını sosyal çevresini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ne kadar harçlık vereceğinizi belirleyiniz. Belirlenen bu rakam ihtiyaçların üzerinde yada bu ihtiyaçları karşılayamayacak miktarda olmamalıdır.
(Çok verme arsız edersin. Az verme hırsız edersin.)
atasözü

1. Değerlerin öğretilmesi
Her ailenin bazı prensip ve standartlarla belirlenmiş davranış beklentileri vardır. Sosyal, ailesel ve dini değerler gence alkole ve maddeye hayır demeleri için nedenler bulmasını ve kararlılıklarını kesin bir şekilde sürdürmelerini sağlar.
Aile değerlerinizi çocuğunuza açık bir şekilde öğretebilmeniz için:
İzin alması için gerekli olan değerleri açık bir şekilde belirtin ve dürüstlük, sorumluluk alma ve kendine güvenin neden önemli olduğunu, bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun.
Kendi davranışlarınızın çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini sakın unutmayın. Çocuklar kendi anne-babalarının davranışlarını taklit ederler. Örneğin sigara içen anne ve babaların çocuklarının sigara içme yüzdesi daha yüksektir. Sigara içme, alkol ve yatıştırıcı ilaçları alma davranışlarınızı yeniden gözden geçirin. Unutmayın ki sizin bu maddeye karşı tutumunuz çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp kullanmamaya karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir. Bu zaman zaman aldığınız alkolü tamamen kullanmamanız anlamına gelmektedir. Çocuklar bağımlılık düzeyinde, kendisine ve ailesine zarar verebilecek düzeyde alkol kullanımı ile sosyal içicilik arasındaki farkı anlayabilirler.
Çocuğunuzun asla sizin içkinizden tatmasına izin vermeyin. Böylece çocuk, erişkinler için yasal ve kullanılabilir olan alkolün çocuklar için yasal olmayan bir madde olduğunu görebilir.
Kendi söz ve davranışlarınız arasında ki uyuma dikkat ediniz. Çocuğunuzun sizinle özdeşim kurduğunu unutmayınız. Çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları sizin gösterdiğinizden emin olunuz. Çocuğunuz sizi model alır. Sizin davranışlarınızın, tutumlarınızın, sorunlarla başa çıkma yollarınızın benzerlerini çocuğunuzda görebilirsiniz.
Çocuğunuzun sizin aile değerlerinizi anladığından emin olunuz. Aileler bazen çocuklarının nadiren veya hiç konuşmadan değerleri aldıklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Bunlar, aile yemek için bir araya geldiğinde konuşulabilir.

2. Alkol ve Diğer Maddelere Karşı Kuralların Konması ve Bunların Uygulanması:

Kuralların konması işin sadece başlangıç kısmıdır. Önemli olan bunların uygulanmasıdır. Kurallara uyulmadığında uygulanacak yaptırımlar da önceden belli olmalıdır.
Açık olun. Kuralların nedenlerini açıklayın. Kuralların neler olduğunu ve nasıl bir davranış beklediğinizi söyleyin. Kurallara uymamanın sonuçlarını, yani yaptırımın ne olacağını, nasıl uygulanacağını ve ne kadar süreceğini tartışın.
Tutarlı olun. Çocuğunuzun alkol veya madde kullanmaması konusundaki kuralların evde, arkadaşında ve her yerde geçerli olduğundan emin olun.
Makul olun. Daha önce kararlaştırılmamış yeni kuralları ve cezaları çocuğunuzla tartışmadan uygulamayın. "Baban eve geldiğinde seni öldürür" gibi gerçekçi olmayan tehditlerden kaçının. Bunun yerine sakin bir şekilde tepki verin ve daha önce kararlaştırmış olduğunuz cezayı uygulayın.
3. Alkol ve Maddelerin Etkileri Hakkında Bilgi Sahibi Olma:

Aileler; alkol ve uyuşturucu maddeler hakkında bilgilenmeli, tehlikeyi kendilerinden ve çocuklarından çok uzaklarda görmemeli, tehlikeden uzak kalabilmek için tedbirler geliştirmelidirler.

4. Çocuğunuzla Konuşma ve Onu Dinleme:

Bir çok aile çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Bazıları kendi çocuklarının böyle maddelerle karşılaşmayacağını düşünür. Bazıları ise bunu nasıl konuşacağını bilmediği için veya böyle fikirleri çocuğun kafasına koymak istemediği için konuşmaz.
Çocuğunuz böyle bir problem yaşayıncaya kadar beklemeyin. Tedavi programlarına giren bir çok genç ailelerin öğrenmesinden önceki en az iki yıldan beri madde kullandıklarını açıklamaktadırlar. Çocuğunuzla madde ve alkol hakkında daha erken konuşmaya başlayın ve iletişim kanallarını açık tutun.
Tüm cevapları bilmeme olasılığından endişe etmeyin. Çocuğunuz bununla ilgili olduğunuzu bilsin yeter. Birlikte cevapları araştırabilirsiniz.
Aşağıda çocuğunuzla alkol ve madde hakkında konuşabilmenizi sağlayacak bazı ipuçları bulacaksınız.
İyi bir dinleyici olun. Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun. Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin. Öfkenizi kontrol edin, şiddetten kesinlikle kaçının. Gerekiyorsa, sakinleşmek için kendinize süre verin. Çocuğunuzun ne söylediğine çok dikkat edin. Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsediyorsa, okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun.
Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin. Gençler, kendileri için önemli konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine inanmak isterler.
Ödüllendirin. Sadece yanlışlar üzerinde odaklanmayın, iyi yaptığı şeyleri de fark edin ve bunları belirterek pekişmesini sağlayın. Aileler ödüllendirmekte eleştirmekten daha cömert olursa çocuklar kendilerini daha iyi hissederler ve kendi kararlarına güvenerek özgüveni yüksek gençler olurlar. Burada kastedilen sözel ödüllendirmedir. Yani çocuğunuzun yaptığı davranışı beğeniyorsanız onu takdir ettiğinizi söyleyin.
Açık mesajlar verin. Alkol veya madde hakkında konuşuyorsanız çocuğunuza kullanmama mesajını açık şekilde verdiğinizden emin olun. Böylece çocuğunuz kendisinden beklenenleri tam olarak bilecektir.
Doğru davranışlarınızla model olun. Çocuğunuzdan beklediğiniz dürüstlük, ahlaklı olmak gibi davranışları kendiniz gösterdiğinizden emin olun.
5. İletişim İpuçları:

Dinleme;
 Dikkatle dinleyin
 Sözünü kesmeyin
 Çocuğunuz konuşurken kendi söyleyeceğinizi
 Hazırlamakla meşgul olmayın
 Çocuğunuzun sözünün bittiğinden emin olana kadar bekleyin.
Gözleme;
 Çocuğunuzun yüz ifadesi ve vücut dilini anlayın.
 Çocuğunuz sinirli ve rahatsız mı veya rahat mı görünüyor?
 Konuşma süresince çocuğunuzun söylediklerini ona eğilerek, omzunu tutarak ve başınızı sallayarak ve
göz teması kurarak dinleyin.
 Çocuğunuzun konuşmalarını ciddiye alın.
Cevap verin;
 "Şunu yapmalısın", "senin yerinde olsam" veya "ben senin yaşındayken" ile başlayan cümleler yerine
"çok ilgimi çekti" , "anlıyorum ki bu bazen zordur" gibi cümlelerle başlamak cevap vermek için daha uygundur.
 Eğer çocuğunuz size duymak istemediğiniz şeyler söylüyorsa, sakın bunları yadsımayın.
 Her durum için çocuğunuza önerilerde bulunmayın. Bunun yerine anlattığı şeylerin ardında ki duyguları anlamaya çalışın.
 Çocuğunuzun kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun.
 Çocuğunuzun içinde bulunduğu güç durumu sizinle paylaştığı için pişman olmasına neden olmayın. Her zaman onun yanında olacağınızı hissettirin.
















Uyuşturucu kullanma yaşı 11'in altına indi
AK Parti'li Ergenç'in Türkiye'deki 'uyuşturucu' gerçeğini gözler önüne seren raporuna göre, uyuşturucu bağımlılığı 11 yaşın altına inerken, bebek denecek yaşta uyuşturucu müptelası çocuklar olduğu ortaya çıktı.

Sokak çocuklarının problemleri ve çözüm yollarını tespit amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun Başkanı, AK Parti Siirt Milletvekili Öner Ergenç, Türkiye'deki "uyuşturucu" sefaletini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren çarpıcı bir rapor hazırladı. Rapora göre, uyuşturucu bağımlılığı 11 yaşın altına inerken, bebek denecek yaşta uyuşturucu müptelası olan çocuklar ortaya çıktı. Ergenç, DİE verilerine göre, 2 milyon 250 bin çocuğun gecekondularda yaşadığını belirterek "Sadece rapor yazmayıp sokaklara da ineceğiz" dedi. Ergen "Sevgi Köyü" projeleri için de Cumhurbaşkanı ve Başbakan'dan destek isteyeceklerini söyledi.

Toplumu tehdit ediyor

Ergenç'in "Uyuşturucu ve Gençlik" raporunda, uyuşturucu bağımlılığının Türk toplumunu tehdit edici noktalara ulaştığı ortaya kondu. Uyuşturucu ve madde bağımlılığının 11 yaşın altına indiği belirtilen rapora göre; 2004 yılının ilk 9 ayında 11 yaş altında 102 kız, 179 erkek olmak üzere 281 çocuk sigara, 2'si kız 1'i erkek olmak üzere 3 çocuk alkol, 7 çocuk çözücü, 33 çocuk yapıştırıcı (uhu-bali), 3 çocuk hap, 1 çocuk uyuşturucu madde bağımlısı. 11 yaşın altında bebek denecek yaşta uyuşturucu ve madde bağımlısı olan toplam 328 çocuğun yanısıra Türkiye'de yüzlerce "bebek müptela" olduğu, ancak bunların kayıtlara girmediği belirtildi.

Raporda, madde kullananların yüzdelik değeri de ortaya çıkartıldı. Buna göre, madde bağımlılarının yüzde 96'sı erkek, yüzde 4'ü ise kadın. Uyuşturucuya ilk başlama yaşının 0-18 yaş arasındaki istatistiği yüzde 34 olarak ortaya çıktı. Madde bağımlılarının eğitim ve medeni durumlarının da incelendiği raporda, bağımlılığın ilkokul çağında başladığı vurgulandı. Raporda, uyuşturucu kullanımına arkadaşların ve merak duygusunun yol açtığı vurgulandı. Raporda, uyuşturucunun yol açtığı ölüm vakaları ve illerdeki suç dağılımlarına da yer verildi. 2003 yılında 6 kişi uyuşturucu kullanımı nedeniyle öldü. İstanbul ve Diyarbakır, uyuşturucu nedeniyle yaşanan ölüm olaylarında birinci sırada. 2003 yılı içinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın 3 bin 736 farklı uyuşturucu madde olayında 7 bin 934 kişiyi yakaladığı kaydedilen raporda, kaçakçılığın en çok İstanbul, İzmir, Adana, Gaziantep, Hakkari, Kilis, Ankara, Adana, Van, Edirne, Kayseri, Antalya ve Hatay gibi illerde ortaya çıktığı belirtildi. Raporda, iller bazında sokak çocukları ile ilgili kayıtların yetersiz olduğu belirtildi.

Gelir düzeyi de önemli rol oynuyor

Kişilerin gelir düzeyi de uyuşturucu bağımlılığında önemli rol oynuyor. Gelir gruplarına göre bağımlılık oranı şöyle:

· 0-250 milyon TL 358 kişi (yüzde 35)

· 251-500 milyon TL 252 kişi (yüzde 24)

· 501-750 milyon TL 93 kişi (yüzde 9)

· 751-1 milyar TL 34 kişi (yüzde 3)

· Geliri olmayan 43 kişi (yüzde 4)

· Bilinmeyen ise 202 kişi (yüzde 20)

Ürkütücü rakamlar

· Bin 911 kız, 18 bin 781 erkek çocuk olmak üzere toplam 20 bin 692 sigara bağımlısı.

· 144 kız, 2 bin 577 erkek olmak üzere toplam 2 bin 721 alkol bağımlısı.

· 2 kız, 683 erkek olmak üzere toplam 685 çözücü bağımlısı.

· 17 kız, bin 355 erkek olmak üzere toplam bin 372 yapıştırıcı bağımlısı.

· 12 kız, 328 erkek olmak üzere toplam 340 uyuşturucu bağımlısı.

· 40 kız, 548 erkek olmak üzere toplam 588 hap bağımlısı.

· 11-18 yaş arası uyuşturucu ve madde bağımlısı çocukların sayısı 26 bin 398 olurken, 11 yaş grubunun altındaki 328 bağımlı çocuk sayısı da eklenince bu sayı 26 bin 726'ye yükseliyor.






14 yaşındaki kız uyuşturucu krizinde

14 yaşındaki bir kız, polis ekibine “Uyuşturucu verin bana” diye yalvardı.

Araştırmaların uyuşturucu kullanma yaşının sürekli düştüğün gösterdiğine bir kanıt da dün gece Doğan Haber Ajansı kamerasının kaydettiği görüntüler oldu. 14 yaşındaki bir kız, polis ekibine “Uyuşturucu verin bana” diye yalvardı

A.S. adlı kız çocuğu herkesin gözü önünde Bakırköy Devlet Hastanesi’nde uyuşturucu krizine girdi. Vatandaşların ısrarı üzerine olay yerine gelen polis, kriz halindeki kız çocuğunu hastaneye götürmek yerine, ifadesini almak için emniyete götürdü.

Esenler'de dün saat 21.00 sıralarında uyuşturcu krizine giren A.S’ye ilk müdahaleyi olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptı. Bakırköy Devlet Hastanesi’ne götürülen A.S, görgü tanıklarının ifadesine göre hastanenin otoparkına bırakıldı.


Hastane bahçesinde kendinden geçmiş haldeki A.S.’yi çevredekiler fark etti. A.S.’nin kendine gelmesi için başına su döken çevredekiler polise haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri A.S.’ye “Ne İstiyorsun?” diye sorudu. Kızın ağzından çıkan sözcük ‘uyuşturcu’ oldu. Polisin “Kim getirdi seni?” sorusunu ise bir vatandaş yanıtladı, A.S.’yi hastane bahçesine ambulansın bıraktığını söyledi.

A.S.’ye adını soran polisler kendinden geçmiş kız çocuğunu polis otomobiline bindirerek önce Ataköy Polis Merkezi’ne götürdü. Polis otomobilindeki kız çocuğunun ağzından “uyuşturucu verin bana” cümleleri döküldü.
Karakola götürülen kız işlemlerin ardından polis otomobiliyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Acil Psikiyatri Bölümü'ne götürüldü.

A.S. hastane koridorları içinde kendinden geçmiş halde görenlerin şaşkınlıkları kameraya yansıdı. Sürekli saçları ile oynayan ve istem dışı hareketler yaptığı gözlenen A.S.’ye burada serum takıldı. İlk müdahalenin ardından hasta nakil aracı ile Bakırköy Devlet Hastanesi acil servisine götürüldü. Yarı baygın haldeki kız çocuğu müşahade altına alındı.


7  GENEL / Sağlık / Seker Hastalarına Tavsiyeler ..!! : Aralık,12/28/07, 2007, 04:07:58
Türkiye�de 4 milyon şeker hastası var Türkiye�de şeker hastalığı teşhisiyle hastaneye yatanların sayısı her geçen gün artıyor. Uzmanların tavsiyesi şöyle:
Uzmanlar, hastalığa karşı bol sebze ve meyve yenilmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması tavsiyesinde bulunuyor...

Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü�den yapılan açıklamaya göre, Türkiye�de yaklaşık 4 milyon şeker hastası var. Hastalık için en önemli risk faktörleri, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, ailede diyabetli bireylerin olması ve aşırı kilo.

Açıklamada, şeker hastalığının sağlık sistemine 580 milyon YTL yük getirdiğine dikkat çekiliyor ve şeker hastalığından korunmak için öneriler sıralanıyor. Şeker içeriği az olan besinleri, ayçiçek, soya gibi doymamış yağları tüketin. Bol sebze ve meyve yiyin ve özellikle fiziksel etkinliğinizi artıracak spor yapmayı ihmal etmeyin.

�2. GLOBAL DİYABET YÜRÜYÜŞÜ� TÜM DÜNYAYLA AYNI ANDA İSTANBUL�DA DÜZENLENDİ

�14 Kasım Dünya Diyabet Günü� nedeniyle tüm dünyayla aynı anda �2. Global Diyabet Yürüyüşü� düzenlendi. Tünel-Taksim arasında yapılan yürüyüş, Türk Diabet Cemiyeti, Türkiye Diyabet Vakfı, Türk Diyabet ve Obezite Vakfı ile Çocuk ve Adolesan Diyabetikler ve Diyabetli Yaşam Dernekleri�nce organize edildi. Tünel�den başlayan yürüyüşşün sonunda, Taksim Gezi Parkı�nda düzenlenen törende konuşan Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, Türkiye�deki diyabet hastalarının 2,5 milyonunun hasta olduğunu bilmediğini, hastalığın ortaya çıkmadan önce özellikle gözde ve böbreklerde hasarlara yol açtığını işaret etti. Yılmaz, Türkiye�de Avrupa�dakinin aksine 18 yaş altı Tip 1 diyabet hastası çocukların devlet güvencesi altında olmadığını, ayrıca kan şeker ölçüm çubuğuna ulaşma konusunda da hastalar için çok zor bir prosedür uygulandığını bildirdi.

BU YILKİ DİYABET GÜNÜ�NÜN LOGOSU �AYAK�

Türk Diabet Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık da bu yılki Dünya Diyabet Günü�nün logosunun �ayak� olduğunu belirterek, hastalığın en çok sevdiği iki organdan birinin bacak olduğunu söyledi. Hastalardan bacaklarını çok iyi korumalarını isteyen Prof. Dr. Bağrıaçık, �Bacak damarlarınızı yılda iki kez kontrol ettirin. Egzersiz yapın. Komşularınızı değil doktorunuzu dinleyin� dedi.

Yapılan diğer konuşmalarda da çocuklar için insülinin önemine işaret edilerek, devletin, 18 yaş altı tüm diyabetlilere bunu sağlaması gerektiği bildirildi.

Kaynak: NTV-MSNBC VE AJANSLAR
8  GENEL / Sağlık / >> Agız Ve Dis Saglıgı << !! : Aralık,12/28/07, 2007, 04:06:45
AFT (AGIZDA YARA)

En sik rastlanan tekrarlayici agiz yaralarindan birisi aft (aftöz ulser) dir.|Aft nedir?|Aft dilde, yumuSak damakta, dudak ve yanaklarin iç kisimlarinda görulen kuçuk, yuzeysel ulserlerdir. cok agrilidirlar ve 5-10 gun surerler.|Nedenleri|Neden olabilecek etkenler arasinda stres, travma, asitli yiyecekler (domates, turunçgiller, vs.) gibi lokal tahriS edici maddelere sayilabilir.|Aft baSkasina bulaSir mi?|Hayir. Bölgesel yayilimi veya bir baSkasina bulaSmasi söz konusu degildir.|Tedavi|Tedavi direkt olarak az önce bahsedilen rahatsizlik verici durumlarin ortadan kaldirilmasi ve enfeksiyondan korunma ile olur.|Kenacort-A orabase gibi haricen kullanilan bir kortikosteroid veya pyralvex solusyon gibi ilaçlar tedavide kullanilmaktadir. Ayrica aSiri agri duyuluyorsa aft in uzerine kisa sure için (7-10 dakika) bir adet aspirin koymak (emmeyin veya yutmayin) faydali olacaktir. Sik olarak meydana gelen veya uzun sureli devam eden aft durumunda bir hekime görunmeniz gerekir.
(Lutfen Uçukla ilgili bilgileri de okuyun)

AĞIZ KURULUĞU

Dişhekimli inde bu hal için "xerostomia" terimi kullanılır.Tükürük bezlerinin tükrük salgılama fonksiyonlarının azalması sonucunda oluşur. Tükürük salgısındaki azalma a ızda oldukça ciddi sorunların oluşmasına yol açabilmektedir.

Sebepleri:

- Biyolojik yaşlılık: Bu etkili bir faktördür, tek başına etkili de ildir.

- Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar(Sjogren s sendromu), Ba ışklık sistemi hasarı (AIDS), Hormonal bozukluklar (Şeker hatalı ı), Nörolojik bozukluklar (Parkinson)

- Çi neme kabiliyetinin azalması: E er beslenme alışkanlıklarınızda sıvı ve yumuşak gıdalar a ırlıktaysa çi neme fonksiyonu azalır.

- Tükrük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması

- Radyoterapi (Radyasyon tükrük bezlerinde kalıcı hasar yapar.

- İlaçlar (400 ün üstünde ilaç türü a ız kurulu u yapar: deconjestanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları,antidepresanlar, antihistaminikler,...)

- kafein ve alkol tüketimi

Belirtileri:

- dilde yanma hissi

- özellikle kuru yiyecekler için yeme zorlu u

- konuşma zorlu u

- sık susama

- protez kullanmada zorluk

- dudaklarda çatlaklar ve kuruluk

- tat bozuklu u

- kötü a ız kokusu

A ız kurulu u nelere yol açar?

- tükrü ün az olması ciddi problemleri de beraberinde getirebilir.

- bakteri pla ı ve yiyecek artıkları kolayca birikir. bu, dişeti hastalıkları ve çürü ü hızlandırır. tükrü ün kendi başına yıkama-temizleme mekanizması diş yüzeylerini temiz tutmaya yardımcıdır.

- tükrük çürükleri önler, diş yüzeyini temizler ve asitleri nötralize eder. böylece çürük önlenir.

A ız kurulu u nasıl kontrol altına alınır? nasıl tedavi edilir?

- sık sık yudum yudum su içilmeli. gece yatarken yanında sıvı içecek, su bulundurulmalı

- şekersiz sakız çi nenmeli

- sigara,alkol,şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı

- yaşanılan mekanın nemi ayarlanmalı

- gerekirse eczanelerden temin edilebilen yapay tükrük tabletleri kullanılmalı

- bakteri pla ı kontrol altına alınmalı

- floridli diş macunu, jel, gargara kullanılmalı


C vitamini kullanılmalı

- bileşiminde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan a ız ve diş bakım ürünlerini kullanmamalı


AGIZ BOSLUGU

A ız boşlu u, sindirim sisteminin birinci bölümü olup dudaklar, yanaklar, sert ve yumuşak damakla dilin sınırladı ı bir boşluktur. A ız boşlu unun giriş kapısı, dudakların çevreledi i açıklık (a ız), çıkış kapısı ise yuta a açılan, tepesinde küçük dil sallanan darlıktır. A ız boşlu unun yüzeyi sümüksel bir gömlekle kaplanmıştır.
Dişlerin görevi yiyecek maddelerini kesmek, parçalamak, ezmek ve ö ütmektir. Dişlerin konuşmada da büyük rolleri vardır. Bir diş kök, kron ve boyuncuk olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Diş kronunun üzeri diş minesi adı verilen çok sert bir maddeyle kaplıdır. Diş boyuncu u ile kökü de mineye göre daha sarımsı renkli ve kemi e benzer bir dokuyla kaplıdır. Bu örtü seman tabakası adını alır. Mine ve seman tabakalarının altında dişin esas yapısını oluşturan fildişi tabakası (dentin), dişin kron (taç) bölümünde içinde damar ve sinirlerin bulundu u ve diş özü adı verilen bir yapının yer aldı ı diş boşlu u, diş köklerinin ortasında çok ince bir diş kökü kanalı vardır. Kan damarları ve sinirler, kök uçlarında bulunan diş ucu deli inden girerek diş boşlu una ulaşırlar. Dişler köpekdişleri, azıdişleri ve kesiciler olmak üzere üç türdür. Azıdişleri de büyük ve küçük azıdişleri olarak iki tiptir. İnsanın a zında alt ve üstçenede 16 şar olmak üzere 32 adet diş vardır. Üst ve altçenelerdeki dişler de sa lı sollu 8 er adettir. Çocuk do duktan 6-7 ay sonra dişleri çıkmaya başlar ve iki yaşına kadar dişlenme tamamlanır. Sütdişi adı verilen bu dişler geçicidir ve 20 tanedir. Çocuklar bu dişleri ço unlukla yedi yaşına kadar taşırlar ve yedi yaşından itibaren bu dişler dip taraflarında bulunan asıl diş taslaklarının oluşmasıyla itilir ve atılır. Sütdişlerinin dökülmesi genellikle 11 yaşına do ru tamamlanır. Dökülme sırasında dökülen dişlerin yerine hem 20 diş, hem de bunlara ek olarak her çenede 4 er tane fazla diş çıkar. Böylece 11-18 yaşlarındaki bir çocu un dişlerinin sayısı 28 i bulur. Genel olarak 20 ya da daha sonraki yaşlarda alt ve üstçenenin en sonlarındaki akıldişi adı verilen 4 azıdişi daha çıkar ve böylece insan a zındaki dişlerinin sayısı 32 yi bulur.

Dil, üzeri epitel dokuyla kaplı, kastan yapılmış ve a ız boşlu unda ön bölümü serbest olan tat alma organıdır. Dilin ucu, kenarları ve arka bölümleri tada karşı en duyarlı olan bölgelerdir. Dilin üst yüzeyi ipliksi memecikler adı verilen birçok kabarcıklarla örtülmüştür. İpliksi memecikler arasında şapkalı mantar görünümünde olan mantarsı tat memecikleri, dilin dip tarafında ise 8-12 daha büyükçe çanaksı tat memecikleri bulunmaktadır. İpliksi memecikler dokunum, mantarsı memecikler tat duyusu görevini yaparlar. Çanaksı tat memecikleri ise, en önemli tat alma yapıları olan çok küçük ve yuvarlak tat keseciklerini taşırlar. Tat keseciklerinin uçlarında tat duyusu hücreleriyle destek hücreleri yer almıştır. Tat hücreleri sinirlerle beyine ba lantılıdır. Tat hücrelerinde olan uyartı sinirlerle beyine ulaşır ve orada tat duyusu halinde algılanır.

Tükürük, yapısındaki pityalin enzimi aracılı ıyla nişastayı şeker ve suya yıkarak maltoza (arpa şekeri) dönüştüren bir salgıdır. Tükürük, kulak, çene ve dilaltı tükürük bezleri tarafından salgılanır. Tükürük salgısı bu bezlerin kanalları ile a ız boşlu una verilir. Tükürük bezlerinin en büyü ü olan parotis (kulak altı tükürük bezi) salgısını, son ikinci azıdişin karşısına açılan küçük bir kanalla a ız boşlu una verir. Çene ve dilaltı tükürük bezlerinin salgıları ise küçük kanallarla dil altına dökülür. Tükürük salgısı, a ız içi ve yemek borusunun iç yüzeylerini kayganlaştırıp yutmayı kolaylaştırır.

Yutma, yutkunma hareketiyle oluşan bir işlemdir. Yutma sırasında soluk alışverişi durur, genzin yuta a açılan bölümü yumuşak damak tarafından kapanır. Gırtlak yutma sırasında yukarı kalkar ve gırtlak üzerinde bulunan gırtlak kapa ı dilin köküne dayanır. Kapa ın bu şekilde ileri itilmesi sonucu soluk borusuna giden gırtlak yolu kapanmış olur.

AGIZDA KOTU KOKU

A ızda kötü koku (HALİTOZİS); kişinin yediklerine (sarımsak, so an, baharat gibi), içtiklerine (rakı, şarap, sigara, bira gibi) veya aldı ı ilaçlara ba lı olarak gelişebilir. Hastalı ından dolayı sadece sıvı tüketenlerde mekanik olarak besinlerin temizlenmesi mümkün olmayaca ından a ız kokusu olabilir.
Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da kişi her şeyin kötü koktu unu sanır (dysosmia).

A ız boşlu undan kaynaklanan kötü kokular
- Kötü a ız hijyeni : Dişler arasında kalmış olan besin artıkları, çürük dişler, temiz tutulmayan protezler, paslı dil
- Piyore :
- A ız içi iltihapları : aftlarda, a ız içi yaralarında (özellikle vincent stomatiti), agranülostoz hastalı ında ve akut lösemiye ba lı gelişen a ız içi iltihaplarında
- Bazı tonsillitler (bademcik iltihabı)
- Bazı kanserler : dil, bademcik, damak, a ız tabanı, arka duvar (farinks) kanserleri ülserleşince fena kokuya neden olurlar.

A ız arka duvarından (farinks) kaynaklanan kötü kokular
- Burnun iç yüzeyini döşeyen derinin hastalıkları
- Burun orta duvarında iltihabi harabiyet : sifilise ba lı olabilir.
- Sinüzitler : özellikle kronikleşmiş maksiller sinüzütler
- Nazofarinks kanseri
- Burun polipleri, e rilik (septum deviasyonu) :
- Adenoid hiperplazi : küçük çocuklarda sık rastlanır, burunla a ız arka duvarının kesişim yerindeki lenf dü ümlerinin büyümesidir.
- Nazofaringeal kist (Thornwaldt kisti): enfekte olursa koku yapar.
- Burunda yabancı cisim : özellikle küçük çocuk, akıl hastaları ve ileri yaştakilerde göz ardı edilmemelidir.

Bronş ve Akci er Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- Bronşektazi
- Akci er absesi ve özellikle gangreni (tüm odada duyulur).
- Üzerine enfeksiyon binmiş verem (tüberküloz) kaviteleri
- Bronş kanserinin ileri aşaması
- Bronşlara açılan abse veya ampiyem

Sindirim Sistemi Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- yemek borusu kanseri
- yemek borusu darlı ı, mide ilk bölümünde genişleme bozuklu u
- yemek borusu ve a ız arka duvarında keseler (divertiküller)
- diyafragma fıtıkları
- mide kanseri

Di er Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- Asidozis : şeker hastalı ı ve di er bazı hastalıklarda görülebilen ve komaya kadar gidebilen acil durumlar. Aseton (ekşi elma) kokusu
- Üremi : böbrek yetmezli ine ba lı gelişen bir durum. Amonyak kokusu
- Karaci er yetmezli inde : fare idrarı kokusu
- Alkol koması

YUKARIDA SIRALANA NEDENLERİN HİÇ BİRİ SAPTANAMADIĞI HALDE YİNE DE AĞZI KÖTÜ KOKAN KİŞİLER BULUNABİLİR. DİŞ DOKTORU, KBB UZMANI, GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANI, GASTROENTEROLOJİ UZMANI TARAFINDAN İNCELENMEDEN KESİN TANI KONMAMALIDIR

AGIZICI ILTIHABI (STOMATIT)

A ıziçinin tipik iltihapları a ızdaki nedenlerden kaynaklanıyorsa birincil, başka hastalıklardan kaynaklanıyorsa ikincil olarak nitelenir.
Yunanca da stoma "a ız", itis "iltihap" demektir. Stomatit geniş anlamıyla a ız içindeki bütün iltihapları içerir. Dar anlamıyla ise gerçek a ız boşlu u mukozasıyla sınırlı olarak kullanılır. İltihap dildeyse glossit, dişeti mukozasındaysa jinjivit adını alır. A ız mukozası do rudan do ruya a ızdaki nedenlerle kolayca hastalanır. Ayrıca bazı genel hastalıkların da ilk belirtileri a ızda ortaya çıkar. Bu nedenle a ız içi iltihapları birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılır, îlki başka hastalıklara ba lı olmadan gelişir, ikincil olanlar başka organların hastalanmasından sonra ortaya çıkar.

A ıziçi iltihabının başlıca türleri arasında a ız nezlesi ile eksüdalı, ülserli, kangrenli, kanamalı ve aftlı iltihaplar sayılabilir.

A ız Nezlesi

En sık görülen ve en az zararlı türdür. A ızdaki yerleşik bakteri florasının, genel ve yerel çeşitli durumlara ba lı olarak hastalık yapabilme yetene i kazanmasından kaynaklanır. Her yaşta görülebilir. Özellikle iyi beslenmeyen çocuklarda, diş çıkaran bebeklerde ve kızamık, kızıl, suçiçe i, kızamıkçık gibi döküntülü hastalıklar sırasında ortaya çıkar. Erişkinlerde başlıca nedenleri diş taşlan ve uygun olmayan diş protezlerinin kullanılmasıdır. Sindirim bozuklukları, yüksek ateş, örseleyici yiyecekler, çok sıcak içecekler ve sigara da a ızda bu tip iltihap yapabilir. A ız nezlesinin sık rastlanan bir başka nedeni vitamin eksikli idir. Artık iskorbüt ve beriberi gibi a ır vitamin yetmezliklerinden kaynaklanan hastalıklar dengeli beslenme bilinci ve olanaklarının bulundu u ülkelerin gündeminden çıkmıştır. Ama yetersiz ve dengesiz beslenmeye ya da vücuttaki işlev bozukluklarına ba lı olarak gizli vitamin eksikli i hastalıktarı görülmektedir.

A ız nezlesi genellikle a ız boşlu unda kırmızılıkla ortaya çıkar. Ço u kez dil ve dudaklarda yaygın ve tekdüze kızarıklıklar görülür. Hasta a zında kuruma ve yanma duyar. Yutma ve çi neme hareketleri güçleşir. Bu tip a ıziçi iltihapları, mikrop öldürücü gargaralar kullanılarak tedavi edilebilir. Ayrıca a rı ve yanma duyumunu ortadan kaldıran hafif uyuşturucu ve mikrop öldürücü ilaçlar yararlı olabilir. İltihap vitamin eksikli ine ba lıysa tedavi eksik olan vitaminlerin karşılanmasına dayanır.

Eksüdalı A ıziçi İltihabı

Mukozada üstü beyaz renkli a ır bir iltihaplanma biçiminde ortaya çıkar. Genellikle ülserli stomatitin başlangıcıdır. Başlıca nedenleri a ız nezlesininkiyle aynıdır. Bazı meslek hastalıkları ve kimyasal maddelerin yol açtı ı kronik zehirlenmeler de a ızda bu tip iltihaba neden olur. Bunların başında gelen kurşun ve cıva zehirlenmeleri özellikle dişeti ve bazen dil iltihabına yol açar. A ızdaki iltihaplanma bütün vücudu etkileyen hastalıkla birlikte tedavi edilir.

Ülserli a ıziçi iltihabı

A ız nezlesinden de, eksüdalı a ıziçi iltihabından da a ırdır. Genellikle salgın biçiminde ortaya çıkar ve a ız boşlu unun temizli ine özen gösterilmemesi durumunda kolayca bulaşır, iltihap dişetlerinde başlar. Daha sonra bütün a za yayılır. Diş köklerine, hatta dudaklara da yayılan sarımsı bir eksüdaya ve a rılı şişkinli e neden olur. Ülserli a ıziçi iltihabı Fusobacterium ve spiroketlerin etken oldu u Vincent anjini gibi yutak enfeksiyonlarına ba lı olarak ortaya çıkabilir. İlk şişkinlik evresinin ardından çok yavaş iyileşen ülser ve yaraların belirdi i bu tip a ıziçi iltihabında mikrop öldürücü gargaralar yeterli de ildir. Ayrıca antibiyotik ve sülfamitlere dayanan genel bir tedavi uygulanır; bazı olgularda kortizon da gerekebilir.

Kangrenli A ıziçi İltihabı

Ülserli tipin son evresidir. Organizmanın aşırı ölçüde güçten düştü ü durumlarda görülür ve doku ölümüne yol açar.

Kanamalı A ıziçi İltihabı

Kanamalarla ortaya çıkan a ız mukozası iltihabıdır. Genellikle a ızdaki belirli bir nedenden kaynaklanmaz. Pıhtılaşma bozuklukları, karaci er ve kalp-damar hastalıkları, zehirlenmeler ve vitamin yetmezlikleri (niyasin ve C vitamini eksikli i) gibi genel hastalıkların bir belirtisidir. Akut lösemi, B12 vitamini eksikli ine ba lı kansızlık, tifo, sıtma gibi hastalıklar sırasında da sık görülür. Tedavi genel hastalı a ba lı olarak yürütülür.

Aftlı A ıziçi İltihabı

Ço u kez virüslerden kaynaklanır. Genellikle sütçocuklannda, gebe kadınlarda ve sindirim bozuklu u çekenlerde görülür. Bazı insanlarda ceviz, badem, çilek gibi belirli besinlerin yenmesiyle aftlı oluşumların yinelendi i göz önüne alınırsa bu hastalı ın alerjik bir boyutu da oldu u söylenebilir.

Hastalık titreme ve ateş yükselmesiyle birden ortaya çıkar. Daha sonra a ız boşlu unda çok a rılı ülserlere dönüşen sıvı dolu kabarcıklar görülür. Hastalık hızlı gidişlidir ve 1-2 haftada iyileşir. Gargara biçiminde bölgesel tedavinin yanı sıra antibiyotikler ve kortizonla genel tedavi uygulanır.

Kronik bakteri ve mantar enfeksiyonlarına ba lı a ıziçi iltihabı

Actinomyces a ız boşlu unda iltihaba yol açan önemli bir bakteri grubudur. Bu bakteriler a ızdaki kemik ve kas dokusuna yerleşir. Oluşturdukları fistüllerden çıkan irin çok miktarda tipik tanecikler içerir. Bu bakterilerin giriş yollan genellikle diş çürükleridir.

Oldukça sık rastlanan pamukçuk a ızda mantarlara ba lı bir iltihaptır. A ız boşlu u mukozasında Candida albicans türü mikroskopik bir mantarın gelişmesiyle oluşur. Dişetlerini, dili, yanak iç yüzeylerini ve bademcikleri kaplayabilen kesilmiş süte benzer. A ızda birbirleriyle birleşmeye e ilimli beyaz alanlar ortaya çıkar. Kolayca kaldırılabilen bu oluşumların altında kırmızı bir yüzey görülür. Pamukçuk daha çok yenido anlarda görülür. Yerel olarak uygulanan mantar öldürücü ilaçlar ve metilen mavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Ama bu hastalık zayıf düşmüş ve organizmanın savunma yetenekleri azalmış yaşlılarda da ortaya çıkabilir. Bu durumda enfeksiyon derindeki dokulara, yani solunum ve sindirim mukozalanna yayılabilir.

İkincil A ıziçi İltihapları

Genel bir hastalı a ba lı olarak ortaya çıkar. Kızıl, kızamık, kızamıkçık ve suçiçe i gibi döküntülü hastalıklar, iskorbüt ve hemofili gibi kanamalı hastalıklar, lösemi, agranülositoz ve B12 vitamini eksikli ine ba lı kansızlık gibi kan hastalıkları, cıva, bizmut, kurşun, gümüş, bakır gibi kimyasal madde zehirlenmesine ba lı çeşitli meslek hastalıkları sırasında görülür.

Özgül mikropların neden oldu u başlıca a ıziçi iltihapları şunlardır: Frengide birinci evre lezyonu, ikinci evreye özgü kabartı ya da kızarıklıklar ve üçüncü evreye özgü göm (yumuşak şişkinlikler) ve ülserler biçiminde iltihaplar (frengi stomatiti); veremde ülserler ve çatlaklarla birlikte görülen iltihaplar (verem stomatiti); cüzamda zamanla ülserleşen derin dü ümcük oluşumlan (cüzam stomatiti); belso uklu unda hastalık etkeni olan gonokoklara ba lı iltihaplar; difteri, yılancık ve impetigo etkenlerine ba lı a ıziçi iltihapları.

DIS APSESI


Bazı kişiler diş çürümesini ciddi bir sa lık sorunu olarak görmezler. Ancak, zamanında ve do ru şekilde müdahale edilmedi inde, daha çok sorun yaratan bir hastalı a yol açabilir. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemi e yayılır. Bu apse olarak bilinir. E er enfeksiyon kemi e ulaşırsa, diş kaybedilebilir. Enfekte diş kökü ve şişmiş doku a rıya neden olabilir. E er kök ölürse, a rı yok olacak, ancak yavaş yavaş da bitişik kemi e zarar verecektir. Enfeksiyonun bir bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol açabilir.

Belirtiler


- Dişte sürekli ya da zonklama şeklinde a rı;


- Sıcak ya da so uk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet;


- çi nerken a rı;


- Boyunda şişmiş lenf dü ümleri


- Ateş ve genel kırıklık.


Teşhis


E er dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir a rı varsa, çi nerken a rı duyuyorsanız ya da sıcak ya da so uk yiyecek ve içeceklere karşı hassassanız apseli bir dişiniz olabilir. Hafif ateş, boyunda şişmiş lenf dü ümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz.


Sızlayan dişin yanındaki diş eti üzerinde oluşan şişme bir noktada patlayabilir ve patlarken a zınızda kötü tat ve koku bırakan yo un bir sıvı çıkarabilir. Aynı anda, a rı büyük bir olasılıkla geçecektir. E er bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, derhal dişçinize başvurun. Dişçiniz dişinizi muayene eder ve ne yapılması gerekti ine karar verir.


Tedavi


Diş hekiminize gitmeden önce, aspirin ya da başka bir a rı giderici alarak apse a rısını geçirmeye çalışabilirsiniz. Yalnız, aspirini do rudan dişinizin ya da çevre dokunun üzerine uygulamayın. A zınızı saat başı ılık, tuzlu suyla çalkalamak yatıştırıcı olabilir ancak tedavi edici de ildir.


Geçmişte, apseli bir dişe yapılan tek tedavi, dişin çekilmesiydi Belirli koşullar altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak, günümüzde diş hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler.


İlk adım olarak, dişçiniz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak. böylece enfeksiyonun vücudunuzun di er bölümlerine yayılmasını önleyecektir. Rahatlamanız için ayrıca reçeteye a rı giderici ilaçlar yazabilir.


Dişinizi kurtarmak için diş hekiminiz, o bölgeyi uyuşturabilir ve daha sonra o dişin diş özü yuvasına bir delik açabilir. Bu basıncı azaltacaktır. Diş özü yuvası temizlenir, dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek şekilde bir maddeyle doldurulur. Apseli diş temizlendikten sonra e er şişme devam ediyorsa, dişçiniz aktinomikoz adı verilen bir hastalık olup olmadı ını anlamak için özel bir kültür yapmayı isteyebilir.


Bir sonraki adımda diş hekimi diş içine geçici bir dolgu koyacaktır. Enfeksiyon temizlendikten sonra (genellikle birkaç hafta içinde), dişinize kalıcı dolgu yapılır.


Diş hekimi büyük bir olasılıkla sizi birkaç ay içinde tekrar görmek isteyecektir. Tekrar gördü ünde ise apsenin bıraktı ı boşlukta kemik ve dokunun büyüyüp büyümedi ini saptamak için dişin röntgeni çekilecektir. E er boşluk sa lıklı görünüyorsa, tedavi biter. Enfeksiyon devam ederse, ek tedaviler gereklidir ve diş hekimi sizi hastalıklı dokunun (zaman zaman kökün ucunu da içeren bir küçük kısım) ortadan kaldırılması için ameliyat edecek olan bir uzmana gönderebilir.

DIS CURUMESI VE FLOR

Bundan on, yirmi sene önce, bilim adamları floru eksik içme suyuna flor ekleyerek, bu suyu içen çocuk ve ergenlerde çürük sayısının azaldı ını buldular. Günümüzde, bilim adamlarının delili ise kesin: içme suyuna ve diş macununa flor eklenmesi, özellikle çocuklar arasında çürükleri önlüyor. Özellikle çocukluk dönemi başlangıcında flor almak dişlerin gelişimine yarar sa lar. Flor, mine yapısı içine girer ve sürekli koruma sa lar.
Siz ve aileniz her zaman flor içeren diş macunu ile dişlerinizi fırçalamalısmız.

Çocuklara cazip kılmak için özel olarak tatlandırılmış olanlar da dahil çeşitli florlu diş macunları vardır.

Flor kullanımının sonuçları öyle etkileyicidir ki, günümüzde sadece diş macunları de il bazı içme suyu kaynaklan da florid içerir. Flor ucuz, güvenilir ve etkilidir. Yine de, insanların çok azı florlu su içmektedir. E er çocu unuz varsa ve içme suyu şebekesi böyle bir işlem görmemişse, okullarınızda içme suyu için florlama isteyin. Buna ek olarak, florlu su içemeyen her yaştaki kişi, diş hekimi ya da doktor reçetesiyle elde edebilece i flor damlaları ya da tabletleri kullanarak yarar sa layabilir.

Büyük yaştaki çocuklar, ergenler ve erişkinler diş çürümesine en duyarlı olanlardır. Bunlar için, diş hekimi tarafından uygulanacak flor tedavisi kadar, florlu a ız çalkalama sulan (diş suyu) da yararlı olabilir.

DIS CURUMESININ ONLENMESI

Başarılı bir diş çürümesini önleme planı üç aşama içerir: Dişinize iyi bakmanız, do ru diyet ve çocukların durumunda ve tüm dişlere florid uygulanması. Böyle bir plan, günlük temelde, baştan sona tam bir fırçalama ve diş ipiyle diş aralarını temizlemeyi, kontroller için diş hekimine düzenli olarak gitmeyi, diyetinizde aldı ınız şeker ve karbonhidratı denetlemeyi ve çürü ü önlemek için florid kullanımını içerir. İdeal bir dünyada herkes her ö ün ve atıştırmadan sonra dişlerini fırçalamalıdır. Daha gerçekçi bir hedef ise dişleri bir sabah ve bir gece yatmadan önce olmak üzere günde en az iki kez fırçalamak ve en az bir kez diş ipiyle diş aralarını temizlemektir. çürüme süreci ço u kez, gece a zınız tükürük yoklu undan kurudu unda ve diliniz a zınızı temizleme hareketleri yapma konusunda hareketsiz kaldı ında başlar. Gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalamanız ve diş aralarını temizlemeniz çok önemlidir, çünkü aksi halde çürümeye neden olabilecek yiyecek ve bakteriler dişlerin çevresinde birikir.
Di er bir yöntem, atıştırmalardan sonra a zınızı su ile çalkalamaktır.Yaşam boyu sürecek iyi alışkanlıkların kazanılması erken yaşlarda olur. çocuklarınıza. tam takım dişleri olmadan önce fırçalama alışkanlı ını kazandırın. Benzer şekilde, çocu unuzun diş hekimi de diş ipiyle dişlerin arasını do ru olarak temizlemeyi size ve çocu unuza gösterecektir.

Aldı ınız şeker ve Karbonhidrat Miktarını Denetleyin

Şekerin, diş çürümesine katkısı oldu u düşüncesi yeni de ildir. Ancak mayalı karbonhidratlar da buna neden olur. Mayalı karbonhidratlar şeker ve ço unlukla pişirilmiş nişastayı içerir.

Karbonhidratlar, sa lıklı bir diyetin önemli bir bölümü olduklarından, karbonhidratı kesmeyin. Bunun yerine, diş çürümesini önlemek için aşa ıdaki ipuçları yararlı olabilir. Bu, hiçbir zaman kendinizin ve çocu unuzun dondurma, kek, turta ya da şeker yemesine izin vermeyin demek de ildir. Yedi iniz şeker miktarı, nasıl ve ne zaman yendi inden daha az önemlidir. ö ünler arasında yenilen tatlılar ö ünde yenenlere nazaran daha çok zarar verir.

Aşa ıdaki önerileri, sizin ve çocu unuzun yeme alışkanlıkları haline getirmeye çalışın:

1. Atıştırmalık yapışkan yiyeceklerden uzak durun. şeker, şeker kaplı fındık-fıstık, yapış-kan kuru tahıl, hamur ekmek, kuru üzüm, kurutulmuş meyva gibi yiyecekler dişlerinize yapışır. Kuru üzüm ve kurutulmuş meyve yemeye son vermeyin. Bunun yerine, bunları yedikten sonra 20 dakika içinde dişlerinizi fırçalayın (bakteri, diş çürümesine neden olan asidi bu süreden sonra üretmeye başlar) ya da a zınızı su ile çalkalayın.

2. Atıştırdı ınız yiyecekleri dikkatle seçin. Diş çürümesine neden olan yiyecekleri ö ün aralarında yemek, aynı yiyecekleri ö ünde yemekten daha zararlıdır. Gün boyunca azar azar atıştırmak bakterinin dişiniz üzerinde sürekli asit bulundurmasına izin verir. Sürekli şekerli içecekler içmeyin ya da şeker, şekerle tatlandırılmış nefes açıcı, öksürük tabletleri ya da sakız yemeyin ve çi nemeyin.

Bebekler dahi diş çürümesi riski taşırlar. Biberonla (süt ya da meyva suyu) uykuya yatırılan bebekler, diş çürümesi riskine maruz kalırlar. Hem süt hem meyva suyu şeker içerir. Bebe inizin yatışması için biberona gereksinimi varsa. biberonu su ile doldurun.

Yakın zamanlarda yapılan araştırmalar, karbonhidratlarla birlikte alındı ında bazı yiyeceklerin diş üzerindeki şekerin etkisini nötralize etti ini ileri sürmektedirler. Ö ünlerde, genellikle çeşitli yiyecek bileşimleri olur. Bu bileşimler, bakterilerin etkisini de iştirebilir ve diş çürümesini azaltma potansiyeline sahiptirler.

Floridin Önemi

Belediye suyunun optimum düzeyde florid içerdi i yerlerde yaşayan kişilerde hemen hemen hiç diş çürümesi olmadı ı ortaya çıkarılmıştır. Bazı yerlerde, içme suyundaki do al florid içeri i o kadar yüksektir ki dişler üzerinde kahverengi lekeler oluşur. Floridin do ru miktarda kullanılmasıyla bu kozmetik risk giderilir, Floridin, su kaynaklarına da eklense, do al olarak oluşsa da herhangi bir sa lık riski içerdi inin bir delili yoktur.

Florid, özellikle dişleri gelişmekte olan çocuklar için yararlıdır. Florid. mineli yapıyla birleşir ve sürekli bir koruma sa lar.

Amerika Birleşik Devletlerinde birçok belediye, içme suyu tesislerine az miktarlarda florid eklemektedir. Bu yaklaşım hem güvenli hem de ekonomiktir. içme suyunuzu floridleme hakkında bilgi alabilirsiniz.Doktorunuz size reçeteyle florid tabletleri yazabilir.

Diş çürümesine karşı en hassas olanlar çocuklar, ergenlik ça ındakiler ve yaşlılardır. Bunlar için, florid içeren diş macunları dahil olmak üzere florid uygulaması istenir. Ayrıca, floridli a ız çalkalama suları da etkili olabilir. Ayrıca, birçok diş hekimi çocukların dişierine,düzenli check-uplarının bir bölümü olarak florid uygularlar.

Florid, dişlerinizin pürüzsüz, çi nemeyen yüzeylerindeki oyukları önlemenin en etkili yöntemidir. Sonuç olarak, oyukların ço u çi neyen yüzeylerde meydana gelir. Bunun nedeni, arka dişlerinizin (premolar ve molar) bir diş fırçası olmadan temizlenmesi imkansız olan yarık ve oyuklar içermesidir.

Diş Koruyucuları (Sealant)

İyi bir a ız hijyeninin yanında, arka dişlerin çi neyen yüzeylerinin çürümesini önlemenin en iyi ve tek yöntemi diş koruyucularının kullanılmasıdır. Sealantlar ço unlukla saydam ya da beyaz olan plastik benzeri ince bir kaplama sa larlar. Uygulama a rısız ve kolaydır. İlk önce, dişçiniz azı dişlerinin çi neyen yüzeylerini temizler. Sonra, bu yüzeyler ayrı parçaların birbirine yapışmasının önlenmesi için hafif bir asitle yakılır. Dişler iyice yıkanır ve kurutulur. Daha sonra, dişçiniz aynı tırna a oje sürer gibi dişinize kaplamayı sürer. Kaplama daha sonra sertleşir, çukur ve yarıklarda pla ın oluşumunu önler.

Her ne kadar çeşitli koşullar etkinliklerini azaltsalar da diş koruyucuları 10 yıl dayanır. Diş hekimine düzenli giderek, bu koruyucuların ömrünü uzatmak için gerekli önlemleri alabilirsiniz. koruyucu kaplama düşerse, bunun yerine yenisi konabilir; zarar görürse, hiç kaplama yapılmamış dişten daha fazla çürük riskine maruz kalmaz.

Sealant koruması çocuklar için en uygundur. 6 yaş civarında, kalıcı azı dişleri ilk çıkmaya başladı ında uygulanmalıdır. Yine, 11-13 yaşları civarında kalıcı ikinci azı dişleri çıktı ında uygulanmalıdır.

Bakımevlerinde yaşayan sakat, yaşlı insanlar ve diş çürümesi olasılı ı yüksek olan kişiler de sealantlardan yararlanabilir.

DIS CURUMESININ TEDAVISI

Oyukların (çürükler) ço unun farkına bir diş muayenesi sırasında varılır, çünkü çürümenin erken evreleri a rısızdır. Diş çürümesini erken saptamak ve tedavi etmek a rıyı, masrafı önler ve en önemlisi size dişinizi kazandırır.
Bir oyuk keşfedilir keşfedilmez, durum daha a rısız gibidir, çünkü dişin dış bölümleri, diş minesi ve dentin a rıya karşı diş özüne nazaran daha az hassastırlar. Çürü ünüz olup olmadı ını saptamanın bir yolu diş röntgeni çekmektir. Dişçiniz, diş öykünüz ve dişlerinizin durumu temelinde röntgenin gerekli olup olmadı ını ya da kaç röntgen çekilmesi gerekti ine karar verecektir.

Dişinizde çok ciddi bir çürük varsa, modern dişçilik, tedavi sürecinin rahatsızlı ını gidermek için donanmıştır ve genellikle diş dolgusu (onarılma) ya da kanal tedavisi (dişin hastalıklı bölümünün alındı ı ve etkilenmemiş kök ve dişlerin yerinde bırakıldı ı) gibi işlemlerle diş kurtarılabilir.

Diş Dolguları

Ço u kez, belirtileri fark etmişsinizdir. ancak düzenli muayeneniz için dişçinize gitti inizde, dişçiniz çürü ü bulur. Ancak, bazı durumlarda. tatlı, çok sıcak ya da çok so uk bir şey yedi inizde dişinizde hafif bir a rı hissedebilirsiniz. Bu, diş çürümesinin en erken belirtisidir. E er, tatlı, sıcak ya da so uk yiyecekler yerken keskin bir a rı duyuyorsanız, bu daha ciddi bir çürümenin işaretidir. Bu durumların her birinde, çürüme süreci, dişin çürüyen kısmı temizlenerek (oyularak) ve bunun yerine dolgu konularak durdurulabilir

E er çürüme yaygınlaşmış ise ya da siz özellikle çok hassassanız, a rıyı kesmek için lokal anestezi (diş etlerine yapılan i ne yoluyla) uygulanabilir. Duruma göre bazı diş hekimleri rahatsızlık ve endişeyi azaltmak için diazot monoksit verebilirler. E er, ilaçla tedavi görüyor iseniz, herhangi bir anestezik almadan önce bunu mutlaka diş hekiminize söyleyin.çünkü, birlikte alınan belirli ilaçlar ve anestezikler ters reaksiyonlar do urabilir.

Etkilenmiş bölüm bir kez temizlendi inde, dişçiniz artık dişinizi iyileştirmeye hazırlanacaktır. Kullanılan dolgu tipi dişin konumuna ve işlevine ba lıdır çi neme işlevinin ço unu yapan azı dişleri daha fazla basınca maruz kalırlar ve ön dişlerden daha dayanıklı bir maddeye gereksinimleri vardır. Buna ek olarak, e er mümkünse ön dişdeki bir dolgu, dişin kendi rengiyle uyumlu olmalıdır.

Bazen, çürüme yaygın oldu unda, dişinizin tedaviye reaksiyonu ve hassasiyetinin gözlemlenmesini sa lamak için geçici bir dolgu yapılabilir. Birkaç hafta sonra, ters belirti ya da şikayetler yoksa, dişçiniz dolguyu çıkarır ve yerine kalıcı dolguyu koyar.

En yaygın onancı malzeme gümüş amalgamdır ve arka dişlerde kullanılır. Bu tür dolgular aslında civa, gümüş ve di er metal alaşımlarıdır. Standart alaşıma yakın bir zamanda eklenen bakır, günümüzün gümüş dolgularını birkaç yıl öncekinden daha dayanıklı bir hale getirmiştir.

Daha pahalı bir onarım olan altın dolgu, daha fazla kuvvet ve destek gerekti inde amalgamın yerine kullanılır. Böyle bir dolgu kararmaz.

Ön dişlerdeki dolguların mümkün oldu u kadar görünmemesi gerekmektedir. Porselen sementin bir biçimi olan ve diş minesine benzeyen asit silisit tuzu, yakın geçmişe kadar standart bir seçimdi. Artık, daha sıklıkla plastik reçine kullanılmaktadır. Her iki biçim de doldurulan dişin rengiyle uyum sa layacak biçimde renklendirilebilir Gelecekte, bileşik malzemeler azı dişleri ve köpek dişlerinin çi neme yüzeylerinde kullanılabilecek kadar güçlü yapılabilir.

Ara sıra, ön dişlerdeki küçük oyuklar için onarım malzemesi olarak altın kaplama kullanılmaktadır. Porselen ya da plastik bileşik malzemelerden daha pahalı ancak daha dayanıklıdır.

E er dişiniz, birkaç dolguyu ya da bir büyük dolguyu kırma tehlikesi olmadan destekleyemeyecek kadar çürümüşse, dişçiniz çürü ü temizleyebilir, boşlu u sement ya da amalgama doldurabilir ve bir porselen kaplama, metal bir kron ya da bir birleşik metal ve porselen kron ile doldurabilir. Kalıp genellikle dişinize göre yapılır ve kron laboratuvarda imal edilir. Daha sonra bu kron yerine oturtulur, şekil verilir ve son olarak dişinizden geriye kalan parça üzerine yapıştırılır.

Kanal (diş kökü kanalı) Tedavisi

E er şiddetli biçimde çürümüş bir dişiniz varsa ya da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelecek kadar iltihaplanmışsa, diş hekiminiz ya da endodontist bir kanal tedavisi uygulayabilir. Bu işlem, sinir ve damar dokusunun (diş özü), kökten ve diş özü yuvasından ve ilişkili herhangi bir çürümüş diş yapısından temizlenmesini içerir. Kök ve dişin temelinin yerinde kalmasına izin verir.

Kanal tedavisi, bir muayenehane işlemidir ve lokal anestezi gerektirir. Bu çok aşamalı işlemde, diş özü temizlenir, yaratılan oyuk sterilize edilir ve hareketsiz bir malzeme (guttapercha) ve sement ile doldurulur. Diş yapısı artık öncekinden daha kolay kınlabiıir bir yapıdadır. Bu nedenle, genellikle kron gibi kalıcı bir onarım gerektirir

DIS FIRCASI SECIMI

Dişlerinizin ve diş etlerinizin temizli i için en iyi diş fırçası yumuşak, ucu yuvarlatılmış ya da parlatılmış kılları olanlardır. Sıkı ya da sert diş fırçaları diş eti dokularınızı zedeleyebilir.
Diş fırçasının büyüklü ü ve biçimi, her dişe ulaşabilecek şekilde olmalıdır. Çocuklar ve erişkenler için çeşitli büyüklükte diş fırçaları oldu u gibi, çeşitli kıl şekilleri olan diş fırçaları da bulunmaktadır. Unutmayın, diş fırçasındaki kılların yalnızca uç kısımları temizlik işlemi yapar, bu nedenle diş fırçasını büyük bir kuvvetle bastırmaya gerek yoktur.

Diş fırçanızı her 3-4 ayda bir ya da fırçanın kılları büküldüyse daha önce yenileyin. Böylece, her zaman, dişlerinizin ve diş etlerinizin yüzeyinden pla ı (bakteri ve şeker) daha iyi temizleyen kılları olan bir diş fırçası kullanıyor olursunuz. Dışa do ru e ilen kıllar, diş fırçanızı yenileme zamanının çoktan geçti ine işaret eder.

Sizin ve aileniz için en uygun diş fırçasının hangisi oldu u konusunda şüpheleriniz varsa, diş hekiminizden size uygun diş fırçasını önermesini rica edin.

DIS HEKIMLERI VE UZMANLIK ALANLARI

Tüm olası sa lık sorunlarıyla baş edebilen tek bir hekim olmadı ı gibi, diş hekimlerinin de çeşitli uzmanlık alanları vardır. Diş hekiminiz çeşitli alanlarda özel uzmanlı a sahip olabilir, ancak onun e itimi dışında olan belirli sorunlar için, o konunun uzmanı olarak bilinen başka bir diş hekimine baş vurabilirsiniz. Bu uzmanlar:
Dişleri destekleyen ve çevreleyen (diş etleri ve kemik) doku hastalıklarını teşhis ve tedavi eden periodontistler;

Çocukların do umundan bulu ça ına kadar olan tedavisinde uzmanlaşmış olan pediyatrik diş hekimleri;

Dişlerin ve çenelerin yerinden çıkma ya da yer de iştirmesini teşhis eden ve bunları düzelten ortodontistler;

Diş özü ve çevre dokuların hastalık ve yaralanmalarını teşhis ve tedavi eden endodontistler;

Dişleri çeken ve yaralanmaları, hastalıkları, çene, yüz ve a ız kusurlarını teşhis ve tedavi eden a ız, üstçene ve yüz cerrahları; ve Diş kronları, köPage Ranküler (sabit kısmi takma diş) dahil olmak üzere hasarlı ve kayıp dişlerin yerine yapaylarını yapan ve takan prostodonti uzmanları.

DIS RONTGENLERI

Hemen hemen hepimiz diş röntgeni çektirmişizdir. Tıbbın di er alanlarında da oldu u gibi bu röntgenler, hastalık ya da yaranın teşhis edilmesinde kullanılır. Röntgenler ço unlukla, diş çürükleri, periodontal hastalıktan dolayı kemi in zarar görmesi, diş apseleri, sıkışmış dişler, çene kemi inde ve dişte kırılma ile dişler ve çene kemi indeki di er bozukluklarının varlı ını ve boyutunu teşhis etmekte yararlıdır.
Çürüklere gelince, röntgen özellikle, çürük, dişlerin ya da diş eti çizgisinin arkasına gizlendi inde, diş minesi sa lıklı gibi dursa da dişteki gösterebilir. Diş hekiminiz, bir sorun oldu undan şüphelenirse, dişinizin bir röntgenini çekebilir.

Diş röntgeni çekmek için kullanılan radyasyon miktarı son derece azdır, işlem ise çok basittir.

Çürüklerin saptanması için, diş hekimlerinin ço u, aynı röntgen yöntemini kullanırlar. A zınızın içine, dişin yanındı küçük bir film yerleştirilir. Siz filmi, filmi sara n ka ıdı aşa ı do ru ısırarak yerinde tutarsınız Bu arada, röntgen aleti sorunlu dişi hedefler ve röntgen çekilir. Birkaç dakika süren filmin hanyosundan sonra, diş hekiminiz yapılması gerekenleri belirleyebilir.

Özellikle dişlerin tümünün röntgeni, düzenli muayenenin bir parçası olarak de il, yalnızca teşhis amaçlı çekilmelidir. Hiç kimse, gerekti inden fazla radyasyon almamalıdır. Özel bir amaç için gerekmedikçe, tüm a zın röntgeni, her beş yılda bir kezden fazla çekilmemelidir. Diş hekiminiz size, çektirmeniz gereken do ru röntgeni önerecektir.

Fazla radyasyona karşı bir önlem olarak, diş hekiminiz size, gö üsten baca a do ru ön tarafınızı kaplayan bir kurşun önlük giydirebilir. Herkes bu önlü ü giymelidir, ancak bu önlü ü giymek özellikle hamile kadınlar ve emziren anneler için önemlidir.

DIS TASI (TARTAR)

Diş hekiminizin kalkülüs olarak adlandırdı ı diş taşı yani tartar, tükürii ünüzdeki minerallerin ve plakların bir ürünüdür. Taş, diş eti iltihabı ve periodontit gibi diş eti hastalıklarının başlıca nedenidir.
Taş, özellikle diş eti çizgisinin altında oluştu unda en büyük surunu yaratır. Taş. kireçli ve serttir; temizlenmesi ise güçtür. Düzenli diş kontrollerinin bir bölümü dişlerinizin ve taşların temizlenmesini içerir. Bu temizleme işlemi, özellikle diş eti çizgisinin altındaki taşlar için gratuar ve küret adı verilen aletlerle dişi kazıyarak yapılır, işlem, rahatsız edicidir ve diş etlerinizi kanatır. Di er bir yöntem ise, taşlan temizlemeye yardımcı "lan bir titreşim aleti kullanmaktır.

Şu günlerde, tartar karşı diş macunları için fazlaca reklam yapılmaktadır. Bu diş macunlarının, diş etinin üstündeki dişler üzerinde taş birikmesini azalttı ı, iîncak diş eti çizgisinin altındaki taşlar için çoK az etkisi oldu u ya da hiç olmadı ı bulunmuştur. Ne yazık ki, diş kaybıyla sonuçlanabilen bir diş eti hastalı ı olan periodontite yol açan da, diş etinin altında oluşan taşlardır (tartardır). Tartar kontrollü diş macunlarının estetik bir görünüme etkisi olabilir ve diş hekiminize gitti inizde dişlerinizin daha iyi temizlenmesine .yardımcı olabilir, ancak gerçek, zararlı taşların oluşmasını önlemekteki yararı çok azdır.

Ayrıca, sigara içmiminin neden oldu u diş lekelerini temizlemek için tasarlanmış özel diş macunları da bulunmaktadır. Biz bu diş macunlarını Önermiyoru2: Diş etleri zaten çekilmiş olan kişiler, diş eti çizjgisi altındaki daha yumuşak tabakaların maruz kalaca ı bu tür diş macunlarından zarar görebilirler. Bu tür diş macunları, aynı zamanda dişlerinizin sıcak ya da so uk yiyeceklere karşı daha da hassaslaşmasına neden olabilir.

Bazı tartara karşı diş macunları üzerinde bulunan uzman kuruluşların onayı, anti-tartar nitelik için de il, diş macununun içerdi i flor için verilmiş bir onaydır


DISLERIMIZ CURUYOR

A ız bakımının ve sa lıklı dişlere sahip olmanın temelini oluşturan, diş fırçalamak gibi basit ve sadece birkaç dakika alan bir işlemi niçin yapmıyoruz?
Toplum olarak, a ız bakım ve diş sa lı ına yeterli özeni göstermedi imiz bir gerçek.

Dişlerimizi neden çürüklere teslim ediyoruz? Yapılan tüketici araştırmalarına göre, tüketicilerin yüzde 50si zaman bulamadı ı için dişlerini düzenli olarak fırçalamadı ını belirtmiş. Yüzde 29unun nedeni tembellik, kalan yüzde 21lik kısım ise çeşitli nedenlerle dişlerinin günlük bakımını yapmıyor. Bu nedenler arasında diş macununun tadını sevmemek, gerek görmemek, dikkatsizlik, unutkanlık ve hatta diş macunu ve fırçası gibi diş bakım malzemelerine sahip olmamak da bulunuyor. Son grup ankete katılanların yüzde 1ini oluşturuyor. DİŞ MACUNU TÜKETİMİ Ülkemizde diş macunu tüketimi kişi başına yılda 60 ile 70 gr arasında de işiyor. Bu rakam İngilterede 350 gr, İtalyada 270gr, İspanyada 250gr ve Amerikada ise 650gr. Yine İngilterede 2.4, İspanyada 2.5 olan kişi başına yıllık diş fırçası kullanımı ülkemizde 3 kişiye 1 fırça olup oldukça düşüktür. Türkiyede nüfusun yüzde 40ı dişlerini ara sıra, yüzde 26sı günde 2-3 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 10u dişhekimine hiç gitmemiş, yüzde 43ü ise son bir yıldır dişhekimine gitmemiş. Gelişmiş ülkelerde nüfusun dişhekimini ziyaret etme aralı ı ise yılda 2. Türkiyede diş macunu pazarı büyüklü ü 2001 yılı rakamlarıyla 48,1 milyon dolar ve yaklaşık 3,800 ton. Diş fırçası pazarı ise 17,3 milyon adet ve 23 milyon dolar. Diş macunlarında pazarı İpana, Colgate, Signal, Sanino, ve Sensodyne paylaşıyor. Diş fırçalarında ise Oral B, Colgate, Signal, İpana, Banat, ve Vepa markalarını bulmak mümkün. HERKESİN BEKLENTİSİNİ KARŞILAYACAK BİR DİŞ MACUNU VAR! Diş macunları özelliklerine göre çok büyük bir çeşitlilik gösteriyor. Diş macunları, formülleri ve etkileri ile birbirinden ayrılıyor. Dişleri beyazlatan, diş çürümelerine karşı koruyan, a ızda uzun süre ferahlık sa layan veya uzun süreli tam koruma sa layan diş macunları farklı beklentilere sesleniyor.

DISLERINIZIN BAKIMI

Dişleriniz sahip oldu unuz en de erli organlarınızdan biridir. Kökleri, güçlü kaslarla çalışan çeneye gömülü olan dişleriniz, sindirimi kolaylaştırmak için yiyeceklerinizi çi nememizi sa lar.
Dişlerin elbette estetik bir boyutu da vardır. Ço unlukla, karşımızdaki kişide ilk farketti imiz şey o kişinin gülüşüdür.

Temiz ve sa lıklı görünen dişler, genel sa lı ın bir işaretidir. Geçmişte, sa lıklı bir gülüş sadece gençlere aitti, çünkü yakın bir geçmişe kadar birçok kişi orta yaşa geldi inde dişlerini kaybediyordu. Ancak günümüzde, diş bakımı, iyi beslenme ve ev hijyeni (temizli i), dişlerimize tüm yaşamımız boyunca sahip olmamıza olanak sa lamıştır.

Sa lıklı dişler elde etmek için yaşam boyu sürecek iyi bir diş hijyeni programı gereklidir (erken yaşta başlanılan ve sonraki yıllarda ısrarlı bir şekilde uygulanan bir program). Bu program, şeker ve karbonhidratların etkilerini azaltmak, için diyetinizde bazı de işiklikler yapmanızı da gerektirir.

Çocukların ve erişkinlerin ço unda, başlıca sorun diş çürü üdür. Diş çürümesine esas nedeni bakteriler ve karbonhidratlardır. Bakteriler, dişlerinizin üzerinde ince, hatta görünmez bir tabaka halinde bulunurlar. Tükürü ünüzdeki enzimler, a zınızda nişastayı şekere çevirir. Bakteriler ise şekeri, dişlerinizi çürüten bir asite dönüştürürler.

Çocu unuza, erken yaştan başlayarak düzenli bir diş fırçalama ve diş aralarını temizleme programı uygulatmaya başlayın. Diş çürükleri, çocu unuzun ilk (bebek) dişleri patlamaya başlar başlamaz oluşmaya başlayabilir..

Hiç bir zaman bebe inizin elinde meyve suyu ya da süt içeren bir biberonla uyumasına izin vermeyin. Bu içeceklerin içindeki şeker çürümeyi artırır. E er bebe iniz uyuma esnasında biberonla yatıştırılmaya gereksinim duyuyorsa, biberonu suyla doldurun.

Yeni yürümeye başlayan bebe inize günde iki kez dişlerini fırçalamasını ö retin. Siz de ona iyi bir örnek oluşturarak bu alışkanlı ı kuvvetlendirin. Çocuklarınızın dişlerini florlu diş macunuyla fırçaladı ından emin olun ve 3 yaşından geç olmamak kaydıyla düzenli diş kontrollerine başlayın.

Erişkinlerde, diş kaybının başlıca nedeni çürüklerdir. Buna ek olarak, ilerlemiş periodontal hastalık da, diş kaybına yol açabilir (bkz. A ız ve Diş Bozuklukları).

Periodontal hastalık, dişleri destekleyen diş eti ve di er dokuların enfeksiyonudur. Diş eti iltihabının (jinjivit eriodontal hastalı ın hafif şekli) ortaya çıkma oranı tüm yaş gruplarında yüksektir ( 45 yaş ve üzeri erişkinlerde bu oranın % 80 in üzerinde oldu u rapor edilmiştir). Periodontitin (hastalı ın daha ciddi şekli) ortaya çıkma oranı ise yaşa ba lıdır ve yaş ilerledikçe artar. 45 yaş ve üzeri kişilerin % 50 sine yakın bir oranının bundan etkilendi i düşünülmektedir.

İleri periodontit, dişlerin salanmasına ve sonuç olarak da kaybına yol açar. Ancak, do ru, günlük bir bakımla diş eti hastalıklarını önleyebilirsiniz.

Diş eti hastalıklarının en sık görünen belirtisi, özellikle fırçalama ve diş aralarının temizli i sırasında kolayca kanayan, şişmiş diş etleridir. Di er belirtiler ise, kötü kokan nefes, yumuşak ya da hassas diş etleri, diş eti çizgisinde (diş etinin diş çevresinde bir kuşak oluşturdu u yer) iltihap, diş etinin aşa ı çekilerek büzülmesi, sallanan diş, diş hizasının bozulması ve ısırmadaki de işikliklerdir.

Diş çürümesi gibi, periodontal hastalı ın da nedeni plaklardır (yiyecek artıklarının diş çevresinde oluşturdu u tabaka). Plak, diş yüzeyinde toplanmış olan bakteri ve şekerleri içerir. Plak, sürekli olarak a zınızda oluşur ve dişlerinizin yüzeyinde toplanır. Plak, diş eti çizgileriniz boyunca biriktikçe, diş etlerinizi hassaslaştırarak ve kanar hale getirerek diş etlerinizi rahatsız eder. Bu durum, dişeti iltihabı olarak adlandırılır (bkz.Diş Etleri iltihabı). E er hergün dişlerinizi fırçalayarak ve diş aralarını temizleyerek pla ı kaldırmazsanız, birikmeye devam eder ve taş (tartar) olarak bilinen kireçlenmiş birikmeleri oluşturmak üzere tükürü ünüzdeki minerallerle birleşir.

Plak, taşın üzerinde biriktikçe, diş etleri yavaş yavaş dişlerden ayrılır ve diş kovuklarının bakteri ve zaman zaman da irinle dolmasına neden olur. Hastalık tedavi edilmedi inde, dişleri destekleyen kemi e geçer ve zarar verir. Sonuçta, tedavi edilmedi inde, sa lıklı olan çürümemiş diş gevşer ve kaybedilebilir.

Plak ve taşı kontrol etmenin en iyi yöntemi dişlerin her yerini düzenli olarak (günde en az iki kez) fırçalamak ve günde en az bir kez diş aralarını temizlemektir. Diş çürümesiyle birlikte, özellikle ö ün aralarında yedi iniz şeker miktarını sınırlayın.

DOGRU DIS FIRCALAMA VE DIS TEMIZLIGI

Tam a ız bakımı, herhangi bir ürünün kullanılmasından çok, diş fırçalama ve diş aralarını temizleme tekniklerine dayanır. Anti-plak ya da anti-tartar olarak adlandırılan diş macunlarına fazladan ücret ödemek yerine, do ru teknikleri ö renerek uygulayın.
Diş fırçalama ve diş aralarını temizleme, diş sorunları başlamadan önce bakterileri ve yiyecek parçalarını temizlemenin en iyi yollarıdır. Diş bakımına, diş aralarınızı günde en az bir kez temizleyerek ve dişlerinizi en az iki kez (sabah ve gece yatmadan önce) fırçalayarak başlayın. Ancak daha da iyisi, her ö ün ya da atıştırmadan sonra bir kez fırçalamaktır. Florlu diş macunu, diş fırçası ve diş ipi ile yapılan tam bir temizlik en az 3 ila 5 dakika sürmelidir.

Do ru sıra ise, önce diş aralarını temizlemek, sonra fırçalamaktır. Bu şekilde, diş arasını temizlerken gevşetti iniz yiyecek parçaları ve bakterileri fırçalayarak temizleyebilirsiniz.


Diş sorunlarını önlemek için, dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş aralarınızı temizleyin. Tüm dişlerinizin dış yüzeyleri ve arka dişlerinizin iç yüzeyleriyle başlayın. Diş fırçanızı yatay olarak tutun, arkaya ve öne sürterek fırçalayın. (A) Daha sonra, üst ve alt ön dişlerinizin iç yüzeylerini temizlemek için dikey olarak fırçalayın (B). Diş fırçanızı hem dişler hem de diş eti üzerinde hareket ettirin. Diş ve diş etlerinizin aralarını temizlemek için, 45 derecelik bir açıyla fırçalayın (ortadaki resim). Mumlanmış ya da mumlanmamış diş ipini her iki elinizin orta par_maklan çevresine dolayın. Alt dişler için (O, diş ipini işaret parmak_larınız çevresine dolayın ve arada kalan bölümü dişleriniz arasına sokun. Sonra, dişinizin altından üstüne do ru yavaşça ileri-geri hareket ettirin. Üst dişler için (D), baş par_mak ve işaret parma ını kullanmak en iyi yön_temdir.DOGRU DIS FIRCALAMA VE DIS TEMIZLIGI

Tam a ız bakımı, herhangi bir ürünün kullanılmasından çok, diş fırçalama ve diş aralarını temizleme tekniklerine dayanır. Anti-plak ya da anti-tartar olarak adlandırılan diş macunlarına fazladan ücret ödemek yerine, do ru teknikleri ö renerek uygulayın.
Diş fırçalama ve diş aralarını temizleme, diş sorunları başlamadan önce bakterileri ve yiyecek parçalarını temizlemenin en iyi yollarıdır. Diş bakımına, diş aralarınızı günde en az bir kez temizleyerek ve dişlerinizi en az iki kez (sabah ve gece yatmadan önce) fırçalayarak başlayın. Ancak daha da iyisi, her ö ün ya da atıştırmadan sonra bir kez fırçalamaktır. Florlu diş macunu, diş fırçası ve diş ipi ile yapılan tam bir temizlik en az 3 ila 5 dakika sürmelidir.

Do ru sıra ise, önce diş aralarını temizlemek, sonra fırçalamaktır. Bu şekilde, diş arasını temizlerken gevşetti iniz yiyecek parçaları ve bakterileri fırçalayarak temizleyebilirsiniz.


Diş sorunlarını önlemek için, dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş aralarınızı temizleyin. Tüm dişlerinizin dış yüzeyleri ve arka dişlerinizin iç yüzeyleriyle başlayın. Diş fırçanızı yatay olarak tutun, arkaya ve öne sürterek fırçalayın. (A) Daha sonra, üst ve alt ön dişlerinizin iç yüzeylerini temizlemek için dikey olarak fırçalayın (B). Diş fırçanızı hem dişler hem de diş eti üzerinde hareket ettirin. Diş ve diş etlerinizin aralarını temizlemek için, 45 derecelik bir açıyla fırçalayın (ortadaki resim). Mumlanmış ya da mumlanmamış diş ipini her iki elinizin orta par_maklan çevresine dolayın. Alt dişler için (O, diş ipini işaret parmak_larınız çevresine dolayın ve arada kalan bölümü dişleriniz arasına sokun. Sonra, dişinizin altından üstüne do ru yavaşça ileri-geri hareket ettirin. Üst dişler için (D), baş par_mak ve işaret parma ını kullanmak en iyi yön_temdir.

--------------------------------------

Diş Arasını Temizleme

En az 45 cm uzunlu unda, mumlanmış ya da mumlanmamış (hangisi sizin için daha rahatsa) bir diş ipi alın ve bunu bir elinizin orta parma ı çevresine dolayın, ipi di er elinizin orta parma ı çevresinde iki parmak arasında 5 -8 cm uzunlu unda diş ipi kalacak şekilde bir ya da iki kez döndürün .

Üst dişleriniz için, diş ipini bir elinizin baş parma ı ve di er elinizin işaret parma ı üzerine yerleştirin. Daha iyi ulaşmak için baş parma ınızı kullanarak yana ınızı geri itin . Dişleriniz arasındaki her boşlu a 2,5 cm civarında iplik girsin. Her dişin iki yanınım da ovmak için ipli i sıkıca tutarak yavaşça aşa ı-yukarı hareket ettirin.

İp diş eti çizgisine ulaştı ında C harfi şeklinde dişinizin etrafında bükün ve yavaşça diş duvarına sürterek aşa ı ve yukan hareket ettirin. Diş ipinin kullandı ınız parçasını orta parma ınız çevresine dolayın ve böylece yeni, temiz bir bölümle bir sonraki işleme başlayın. Bu işlemi her diş için yineleyin. Alt dişler için, diş ipini işaret parmaklarınız çevresine dolayın ve dişleriniz arasına sokun. Üst taraftaki dişleriniz için açıklanan hareketlerin aynını uygulayın ve işlemi her dişiniz için yineleyin.

Diş ipini ilk kez kullandı ınızda diş etlerinizde bir kanama olursa telaşlanmayın. Ancak, diş ipini her kullanışınızda kanama oluyorsa, diş hekiminize başvurun. Sorun, diş ipini yanlış kullanma olabilir. Diş hekiminiz sizin için uygun olan yöntemi gösterebilir.

Diş Fırçalama

Dişinizi fırçalarken, diş fırçasını dişinize yatay olarak tutun. Tüm dişlerin üst ve alt yüzeylerini etkin bir şekilde temizlemek için, kısa fırça darbeleriyle ileri-geri ve yukarı-aşa ı hareket ettirin.

Diş etlerinize bitişik yüzeyler için, fırçayı kısa, ileri-geri darbelerle ya da hem dişler hem de diş etleri üzerinde daire çizercesine hareket ettirin. Diş fırçanızı belli bir açıyla tutmak, dişleriniz ve diş etleriniz arasındaki bölümü daha etkin temizlemede yardımcı olacaktır.

Dişeti Hastalıkları
(Periodontal Hastalıklar)
Periodontal hastalık nedir?

Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen di er dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70'inden periodontal hastalıklar sorumludur. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalı ın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür.
Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Periodontal cep varlı ı infeksiyonun yerleşimini ve hastalı ın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.

Dişeti hastalı ının belirtileri nelerdir?

Dişeti hastalı ının pek çok bulgusu vardır; Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması) Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin de işmesi Bölümlü protez uyumundaki de işiklik, bozulma. Sürekli kötü a ız kokusu.

Dişeti hastalı ının nedeni nedir?

Dişeti hastalı ının en önemli nedeni "bakteriyel diş pla ı" adı verilen, dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipli i kullanımı ile diş pla ının uzaklaştırılması sa lıklı bir a ız için temel gereksinimdir. E er plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca ba layan lifler yıkıma u rar, dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir, bakteriler daha derine; kemi e kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemi inde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

Dişeti hastalı ı nasıl önlenir?

Periodontal hastalı ın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sa lıklı bir durumda sürdürmek için, günlük a ız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipli i kullanma) bakteriyel diş pla ının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük a ız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipli i veya di er temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından de erlendirilmesi mevcut diş pla ı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.

Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?

Dişeti hastalı ının erken döneminde tedavi, dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sa lanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sa lar. Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalı ının erken döneminde vakaların ço unlu unda, diştaşı temizli i, pla ın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sa lanmasını takiben günlük etkin a ız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sa lamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.

Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük a ız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.

Başlangıç Periodontal Tedavi Sonrası Öneriler:

Bilindi i gibi, komplike olmayan, basit gingivitis interdental ve marjinal dişetini etkileyen en yaygın dişeti hastalı ıdır. Dişeti kanamasının başta gelen nedenlerinden biridir. Tedavisindeki başarısızlık yıkımın daha derin periodontal dokulara ilerlemesine ve erken diş kayıplarına neden olabilir. Diş pla ını ve plak birikimini artıran ve/veya uzaklaştırılmasını engelleyen faktörlerin eliminasyonu başlangıç tedavi girişiminin ana hedefi olmalıdır. Basit gingivitis tedavisinde; dikkatli bir muayene yapılarak diş pla ı, diştaşı, besin birikimi (food impaction), taşkın veya bozuk konturlu restorasyonlar, irritasyon oluşturan hareketli protezler ve cep derinlikleri de erlendirilmelidir.

Basit gingivitis tedavisi tek seansta bitirilmemeli ve sırasıyla şu aşamaları içermelidir.
1. Komplike olmayan gingivitis tedavisi plak kontrolünün öneminin hastaya anlatılması ve ö retilmesi ile başlamalıdır.
2. Dişler plak, diştaşı, boya gibi tüm eklentilerden arındırılmalı ve iyi bir polisaj işlemi yapılmalıdır. Polisaj, gingivitisin tekrarını önleyici önemli bir faktördür. Gingivitisin başlamasında ve diştaşı oluşumunun başlangıç aşamasında en önemli faktör olan bakteriyel plak polisaj yapılmamış pürüzlü yüzeylerde cok daha çabuk birikir.
3. Hasta kontrole geldi inde dişeti gözlenir ve plak elininasyonunun etkinli i de erlendirilir. İltihabın hala mevcut oldu u alanlarda diştaşı ve plak eliminasyonu tam olarak başarılamamış olabilir. Tekrar temizlik işlemi yapılır, hasta plak eliminasyonu konusunda yeniden motive edilir. Tedavinin başarısı veya aşa ıda sıralanan başarısızlık nedenlerinin de erlendirilmesi için hasta mutlaka kontrole ça ırılmalıdır.


Tüm bu tedavi sırasında hastaya verilmesi gereken bilgiler ve öneriler:
1. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı ile başlar ve dişeti iltihabının en önemli etkeni diş pla ıdır. Diş pla ının kalsifiye olması ile diştaşı oluşur. Diştaşı pürüzlü bir yüzeye sahiptir ve üzeri daima kalsifiye olmamış plak ile örtülüdür. Böylece diştaşı, plak için uygun bir yuva oluşturarak iltihabın sürmesine ve şiddetlenmesine neden olur. Bu nedenle oluşmuş diştaşları mutlaka hekim tarafından temizlenmelidir. Temizlenmiş bir a ızda diştaşının yeniden oluşumu etkin bir a ız bakımı ile engellenebilir.
2. Hasta tedavi sonrası olası kanama konusunda uyarılmalıdır ve kontrole geldi inde bu kanama alanları ve tipi de erlendirilmelidir. Kanama marjinal dişetinden geliyorsa, yeni oluşan plak bu kanamanın nedenidir ve pla ın eliminasyonu problemi çözer. Kanama e er cep tabanından geliyorsa kök yüzeyi tam olarak temizlenememiş ve kalan eklentiler, plak nedeni ile biyolojik olarak uygun nitelik kazandırılamamıştır. Kanamanın tam olarak eliminasyonu için bu eklentiler tamamen temizlenmelidir.
3. Diştaşı temizli i dişlere zarar verebilecek veya tehlikeli bir işlem de ildir.
4. Diştaşı temizli i yapıldıktan sonra dişlerde hassasiyet olabilir, bu durum normaldir. Diştaşı temizli i sonrası önceden diştaşı ile örtülü yüzey açı a çıkar ve açı a çıkan bu yüzeyde so uk ve sıca a karşı duyarlılık olur. Bu duyarlılı ın üç-dört günde geçmesi beklenir. Önemli olan, hastanın dişlerindeki duyarlılık nedeni ile etkin fırçalama ve a ız bakım işlemlerini ihmal etmemesidir.
5. Bazı hekimler diştaşı temizli i sonrası yeni oluşacak pla ın mineralizasyonunu önlemek amacı ile anti-tartar diş macunu önerebilir. Bu tür diş macunlarının özellikle bu dönemde kullanılması hassasiyet olasılı ını ve şiddetini artırabilir

Diş Hekimi Korkusu (Dentofobia)



Dişçi korkusu, psikolojik olarak dişçiye gitmekten korkma veya hoşlanmama ile dişçiye gitmeyi iğrenç bulma gibi mantıkdışı korkuları içerir. Bu korkular, dişçi koltuğunda geriye doğru yatırılma, ellerin veya diğer diş aletlerinin ağzın içine sokulması, (özellikle de dişçilikte sıkça kullanılan delici aletin), iğne korkusu ve kullanılan aletlerin steril olmayacağı düşüncesiyle, HIV ve hepatit gibi bulaşıcı çeşitli hastalık ve mikropların kapılabileceği korkularından oluşabilir. Aslında bu korkular bir bakıma kabul edilebilir korkulardır ve kişinin bu tür korkular içinde olmasında kendine göre haklı nedenleri de bulunabilir. Ancak her şeye rağmen, yaşantımızda her zaman için dişçiye gitme olasılığımızın bulunduğu ve hoşlanmadığımız bu gibi durumlarla karşılaşmak zorunda kalabileceğimiz gerçeği göz ardı edilmemeli ve hoşumuza gitmese de günün birinde bu duruma katlanmak zorunda kalabileceğimiz unutulmamalıdır.

Hepimizin bildiği ve bize önerildiği gibi sağlıklı bir gülüş için en az altı ayda bir olmak üzere bir diş hekimine giderek ağzımızı ve dişlerimizi kontrol ettirmemiz gerekmektedir. Ağız ve diş sağlığımız için olduğu kadar diğer organlarımızın sağlığı için de gerekli olan bu durum, bazılarımız için büyük bir korku ve endişeye yol açmaktadır. Bu korku ve endişe; değil diş hekimine gitmek bu düşüncenin akla getirilmesiyle dahi yaşanabilmekte ve kişide panik hali yaratabilmektedir. Diş hekimine gidildiğinde yapılacak işlemlerin zihinsel olarak deneyimlenmesi dahi bu kişiler için son derece korkutucu olabilmektedir. Bu kişiler ve dişçi korkusu olan diğer kişilerin büyük çoğunluğu daha önce dişçi koltuğunda çeşitli kazalar geçiren ya da olumsuz deneyimler yaşayan kişilerdir. Bu nedenle aynı durumun yeniden yaşanabilece