.....
SÜPER ÜYE
Üye No: 29904
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 11118
Nerden: ....
Rep Puan: 4463
.....
|
 |
« : Haziran,06/18/08, 2008, 02:31:23 » |
|
Arkadaşlar...Sagopa Kajmer'in Yeni Albümü ''K.İ.T.S'' ÇIKALI BAYAĞI OLDU.Albüm herzamnki gibi süper...!!! albüm hakkında bir kaç bilinmeyen yönleri paylasmak istedim...
Sagopa Kajmer'in Kötü İnsanları Tanıma Senesi Albümündeki 6. Parça Olan Gölge Haramileri'nin Son Bölümnüdeki Son Dörtlük Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim'in Yazmış Olduğu Serdar Olur Şiiridir
Yavuz Sultan Selim'in yazmış olduğu mükemmel şiir...
Sanma şahım herkesi sen sadıkane yâr olur Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur Sadıkane belki ol alemde serdar olur Yar olur ağyar olur serdar olur didar olur
Şair:Yavuz Sultan Selim
Yavuz Sultan Selim'in bu şiirinde aşağıda açıklandığı üzere şiir soldan sağa okunduğu gibi sırasıyla birinci mısradan itibaren bölünmüş kelimeleri altalta getirdiğimizde yine anlam bütünlüğü bozulmadan şiir bütünlük içinde yukardan aşağı da sırasıyla aynen okunmuş olur.Şiir sanatında bu ilk ve tekdir.Şimdi yukardan aşağıya okunur durumuna bakalım
1.Sanma şahım/herkesi sen/sadıkane/yar olur 2.Herkesi sen/dost mu sandın/belki ol/ağyar olur 3.Sadıkane/belki ol/alemde/serdar olur 4.Yar olur/ağyar olur/serdar olur/dildar olur.
Yukardan aşağıya;
1.Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur 2.Herkesi sen Dost mu sandın Belki ol ağyar olur 3.Sadıkane belki ol alemde serdar olur 4.Yar olur ağyar olur serdar olur dildar olur
soldan sağa 1. mısra yukardan aşağıya 1. sırayı soldan sağa 2. mısra yukardan aşağıya 2. sırayı soldan sağa 3. mısra yukardan aşağıya 3. sırayı soldan sağa 4. mısra yukardan aşağıya 4. sırayı oluşturur ve şiir soldan sağa ve yukradan aşağıya sırasıyla anlam ve sıralama değişmeden okunur.
Yavuz Sultan bu beyiti Şah İsmail'e yazmıştır.Hikayesi şöyledir: Yavuz sultan selim Han. Bilindiği üzere şarka yani doğuya sefer yapan ilk osmanlı padişahıdır.. Şark'a özellikle Şah ismailin üzerine sefer yapmadan önce tebdili kıyafetle istibarat amaçlı defaaten Şah ismailin topraklarına gittiği tarihciler tarafından söylenir. Trabzon sancaktarı olduğu dönemlerde gezgin bir abdal kılığında yine böyle bir geziye çıkar.. Şah ismail şiire ve satranç oynamaya meraklı biridir.. sarayında ünlü şairleri barındırır ve çok iyi satranç oynar.. bunu bilen Yavus Sultan Selim Han.. şah ismail'le satranç oynar ve onu yener.. bunu üzerine şah ismail çok öfkelenir.. Yavuz bunu anlar ve onu yücelten şiirler okur..gururu okşanan Şah ismail Yavuz'a bir kese altın verir.. Yavuz Sultan Selim HAN o bir kese altını sarayın bahçesinde bir yere saklar.. Şah ismailin huzurundan ayrılırkende bu şiiri okur.. Yavuz sultan selim, Şah ismaille savaşmadan önce aralarında şiirlerle atışmalar yaparlar. Ama Şah ismail sarayına kadar gelen ve satrançta kendisini yenen, kendisine methiyeler düzen o abdal dervişin kendisinin karşısında şimdi bir Serdar ve düşman olarak bulunduğunu ve bunu daha önce kendisine şiirle dile getirdiğini anlayamaz.. Yavuz, Şah ismaili yenip sarayını ele geçirince o kese altını ordan çıkarıp sadaka olarak dağıtır. Offline Özelliği ise soldan sağa ve yukarıdan aşağı okunduğunda aynı olmasıdır. Bu dünya şiir literatüründeki ilk örnektir
Bilinmeyen Kelimeler:
mihir (Ben hüsrana komşuyum) : Sevgi, şefkat
hudut (Ben hüsrana komşuyum): sınır
meczub: (Ben hüsrana komşuyum): 1- "çekilmiş, çekiciliğe kapılmış" kimse anlamında veliler hakkında kullanılan bir tasavvuf terimi. sürekli Rabbı ile meşgul bulunmaktan dolayı kendini idare edecek hale dönemeyen kişi... 2- Allah yolundaki derviş
teskin etmek (Bir kulaç daha atsam karadayım): sakinleştirmek
âmâ (Bir kulaç daha atsam karadayım): kör, görme engelli
ab-ı hayat (Bir kulaç daha atsam karadayım): hayat verdiğine inanılan su, ölümsüzlük suyu
vesvas (Düşersem yanarım): Şeytan ve kötü yakınlarından yaldızcı,kışkırtanlar
hannas (Düşersem yanarım): Geri çekilerek veya büzülüp sinerek fırsat bulunca dönme adeti olan
def (Düşersem yanarım): kovmak
şems ile pervane (Düşersem yanarım): mevlana ve sadi nin eserlerinde sıkca bahsettiği ikili. mevlana, pervanenin ışığa olan muhabbetinden etkilenip bir çok hikayesinde bu olaydan bahsetmiştir. rivayete göre, pervane dedikleri bu ucan hasereler yaratıldıkları zaman allah u teala nın nurunu bir anlığına görmüşler. daha sonra gördükleri her ışıkta o nuru arayan bu canlılar, ışığın etrafında döne döne yanarak can verirlermiş.
zerk etmek (İki tanık): Enjekte etmek
cadü (Gölge haramileri): farsça "cadu" dan gelen mazdaist ve zerdüşti tasarımlarda, besini kötülük olarak algılanan ve kötülük yapılarak büyütülen, ölüm sonrası cinvat köprüsü'nü geçen kötü ruhları karşılayan ve onları cehenneme götüren, kimlliklendirilmiş dişil ehrimen gücü. 2)doğaüstü güçleri bulunduğu kabul edilen ve bu güçleri çoğunlukla kötülük yapmakta kullanan, genellikle çirkin söylence kadını.
ya herru ya merru (Gölge haramileri): Ya kahramanca her şeyi göze al, yahut bu işe girişme!
halvet (Gölge Haramileri): tenha, tenhaya çekilme, yalnızlık ve yalnız kalma
ahu-ı felek(Gölge haramileri): Feleğin güzelliği, başdöndürücülüğü
cenin (Gölge haramileri): bebeğin, anne karnındaki hali
ağyar,ayar (Gölge haramileri): yabancı
sadıkhane (Gölge Haramileri): sadık olana yaraşır biçimde
didar (Gölge haramileri): 1- yüz, çehre 2- görünen, gören
Abile (Gölge Haramileri): Derinin su toplaması sonucu oluşan kabarcık.
simam (Gölge haramileri): yüzüm
nüşinrevan (Gölge Haramileri): tatlı can demek.tatlı hayat
farazi (Bir çıkar yolum yok): Gerçek olduğu kesin olmayan
malumat (Bir çıkar yolum yok): açıklama, bilgi
hamd-ü sena (Bir çıkar yolum yok): Allah'a hamd etmek
fıtrat (Bir çıkar yolum yok): yaratılış, huy, tabiat
şems ile ay (Bir çıkar yolum yok): 1- güneş
2- İsminin anlamı Farsça’da "gökyüzünde parlayan ışık" demek olan Şems, 1247 yılında ortadan kayboldu, bir daha da geri dönmedi. Sevdiğini yitiren Celaleddin Rumi şiir yazmaya başladı. Otuz bin dizeyle Şems’e duyduğu sevgiyi anlattı...
Sonunda "kendi içinde bulduğu Şems, ay gibi ışık saçmaya" başladı. Celaleddin Rumi, sevgisiyle o kadar özdeşleşti ki, bazı şiirlerini Şems diye imzalar oldu.
terane (Sahibinin sesi): çok yinelendiğinden bıktırıcı bir durum alan söz.. misal: "bu teraneleri çok işittik, gene o terane."
gark olmak (Sahibinin sesi): batmak
Beyaban (Beyaban): çöl
baran (Beyaban): yağmur
(ahval (Beyaban): hal, vaziyet, durum
çeşm-i siyahım (Sonumuz yakın mesafe): kara gözlüm
taife (Sonumuz yakın mesafe): tayfa, ahali, kabile
ahd (Sonumuz yakın mesafe): yemin
beng-ü tütün (Tekbaşınalığın yolcusu): tütün bağımlılığı, tütün bağımlısı
Masiva (Yakın ve uzak): bir şeyin dışında kalan diğer şeyler. Dünyevi işler..
rahiya (Yakın ve uzak): güzel koku
elzem (Yakın ve uzak): Gerekli, lazım
ankebut (Düşenin dostu olmaz): Kur'an-ı Kerim'de bir sure
dessas (dessas): düzenbaz, hileci
Zel Celal (Dessas): Allah'ın isimlerinden birisi
Levh-i mahfuz (dessas): Kader defteri
|