DOSTUNU BİR GÜN DÜŞMANIN OLACAKMIŞ GİBİ DÜŞMANINI DA BİR GÜN DOSTUN OLACAKMIŞ GİBİ SEV
Genel Şef
Üye No: 91196
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 7263
Nerden: SİLİVRİ/İSTANBUL
Rep Puan: 3724
GÜLDÜĞÜN GÜNLER AĞLADIĞIN GÜNLERDEN FAZLA OLSUN
|
 |
« : Mart,03/25/08, 2008, 11:04:03 » |
|
03-11-2004 Zaman Savunma Sanayii, yeniden yapılanma projesi çerçevesinde aynı sektörde faaliyet gösteren 4 büyük şirketi birleştirme kararı aldı. Projenin onay alması ile birlikte elektronikte ASELSAN, havacılık sektöründe TAI, yazılım alanında HAVELSAN ve füze imalatında faaliyet gösteren ROKETSAN ‘holding’ çatısı altında işbirliğine gidecek. 30 yıllık bir süreç içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yüzde 25’lik ihtiyacını karşılar hale gelen Türk Savunma Sanayii son 10 yıldır kapasitesini artıramadı. Sektördeki büyümenin gerçekleşmesi için gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tasarım ve teknoloji yatırımı gerekiyor. Savunma Sanayii Müsteşarı Murat Bayar, Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra oluşturulan Türk Savunma Sanayii’nin yeniden büyümeye başlaması için tasarım ve teknoloji yatırımlarını ‘sihirli eşik’ olarak tanımlıyor. Zaman’a konuşan Bayar, Türk savunma sanayiinde faaliyet gösteren şirketlerin kapasitelerinin büyük düşünmeye ve dev yatırımlar yapmaya imkan vermediğinden yakınarak, “Sektörün en büyük şirketi 250 milyon dolarlık cirosu ile ASELSAN. Bu şartlarda kurumun, dünyanın 3-4 milyar dolar ciroya sahip savunma devleri ile rekabet edebilmesi kolay değil.” diyor.
Savunma Sanayii’nin yeni patronu Bayar, geride kalan 30 yıllık süreci ‘üretim projeleri’ dönemi olarak özetliyor. Bayar’a göre F-16, CASA gibi gurur duyduğumuz projelerin hepsi aslında yabancı tasarımların ortak üretim adı altında Türkiye’de üretilmesi. Fakat bugüne kadar yapılan projeleri küçümsememek gerekir. Bu sayede sektör birçok alanda kabiliyet kazandı. Yetersiz de olsa üretim altyapısı oluştu.
Türk Savunma Sanayii’nin, TSK’nın ihtiyacının ancak yüzde 25’ini karşılayabildiğinin altını çizen Bayar, stratejik bir karar alma noktasına nasıl gelindiğini şöyle özetliyor: “Yüzde 25 sihirli bir eşik aslında. Geçmişteki üretim projeleri ile ulaşabileceğiniz yer orası. Ürün tasarımına girmediğiniz sürece kalacağın yer yüzde 25. Türkiye’de gerek otomotiv, elektronik, gemi inşaatı, yazılım gibi genel sanayi belirli bir teknoloji aşamasına geldi. Hem de savunma sanayiinde ciddi bir altyapı oluştu. Bundan sonra kendi tasarımlarımızı yapma riskini alabilmeliyiz.”
Müsteşar Bayar, tank dahil kara araçlarının tamamında, deniz platformlarının çoğunda tasarım yapılabileceği görüşünde. Hava araçları tasarımı için ise henüz erken. Savaş ve nakliye uçaklarını farklı bir modelle ele almak istiyor. Bayar, Geleceğin Nakliye Uçağı (Future Large Aircraft-FLA) A-400 ve Geleceğin Savaş Uçağı (Joint Strike Fighter-JSF) projelerinde olduğu gibi birçok ülkenin ortak katılımı ile gerçekleştirilen projelere girilmesi gerektiğine inanıyor. Sistem bazında komuta kontrol bilgi sistemlerinin hepsinin Türkiye’de yapılabildiğini belirten Bayar’a göre, “hiçbirinde dışarıya gitmeye gerek yok”.
Bu noktada cevap aranması gereken bir başka soru ise ‘Türkiye kendi iç pazarında yeterli ölçekte mi?’ Bayar bu sorunun cevabını verirken Türkiye’yi savunmaya ayırdıkları bütçeleri aynı olan Güney Kore, İsrail ve İspanya gibi ülkelerle kıyaslıyor. Türkiye ve söz konusu ülkelerin savunma bütçeleri 10 milyar dolar civarında. Dört ülkenin savunma tedarikleri de aynı; 3 milyar dolar. Türkiye 3 milyar dolarlık bir alım hacmi ile TSK’nın ihtiyaçlarının yüzde 25’ini karşılarken, İsrail, İspanya ve Güney Kore gibi ülkelerde bu oran yüzde 50-80 arasında. Bayar’ın birkaç hafta önce ziyaret ettiği G. Kore ile ilgili izlenimleri şöyle: “Bizim yapmayı düşündüklerimizin hepsini yapıyorlar. Kendi tanklarını, güdümlü füzelerini geliştiriyorlar. Aynı zamanda işe başlamışız, ancak takvim olarak bizden on sene ilerdeler. Aynı parayı harcamışız. Ancak son on senede onlar kendi tasarımlarını yapmış.” Bayar, bu düşüncelerini gerçekleştirebilmek için ‘Savunma Sanayi Yeniden Yapılandırma Projesi’ni başlatmış. Proje, özünde savunma şirketlerinin birleşmesini ve dünyanın güçlü savunma şirketlerine karşı rekabette başarılı olmayı taşıyor. Avrupa ve ABD’de son 10-15 senelik süreçte benzer bir yapılanma yaşanmış. Bugün Avrupa’da savunma sektöründe BAE, Thales ve EADS, ABD’de de Boeing, Lockheed Martin ve Raytheon savunma projelerinde ana yüklenici konumunda. Diğer şirketler bunların taşeronları. Böylece dünyaya altı tane dev savunma sanayii şirketi çıktı. Bayar, bu savunma devlerinin en küçüğünün cirosunun 5-6 milyar dolar civarında olduğunun altını çiziyor.
Elektronik ve aviyonik konusunda söz sahibi ASELSAN’ı, uçak konusunda TAI’yi, yazılım konusunda HAVELSAN’ı ve füze konusunda ROKETSAN’ı bir araya getirmeyi amaçlayan Bayar, düşündükleri modeli ise şu sözlerle anlatıyor: “Şu anda bir karar sürecindeyiz. Ön çalışmalar bittikten sonra konu Savunma Sanayii İcra Komitesi’ne gelecek. Çünkü sonuçta bu şirketlerin sermayedarı ya biziz ya da Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı, yani sermayedar devlet. Biz kendi evimizi düzene sokuyoruz. Bir holding modeli üzerinde çalışılıyor. Şirketler arasında etkin bir çalışma düzeni oluşması ve entegrasyonun sağlanması ise holding çatısı altında mümkün görünüyor. Yani projelerde işbirliği sağlayacak, atıl kapasite oluşturacak aynı tür yatırımları önleyecek bir model üzerinde çalışılıyor.”
UÇAK ÜRETİMİ VE TASARIMI TAI’NİN İŞİ
Türkiye'de hava platformlarının tasarımı, geliştirilmesi, imalatı, entegrasyonu, modernizasyonu ve satış sonrası hizmetleri alanlarında teknoloji merkezi konumunda. Şirketin büyük hissedarları arasında Türk Uçak Sanayii (yüzde 49), Lockheed Martin of Turkey (yüzde 42), General Electric International (yüzde 7) bulunuyor. Firmanın, Ankara'da, 2 milyon 300 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu modern bir döner ve sabit kanatlı uçak üretim tesisi var. Parça imalatından uçak montajı, uçuş testleri ve teslimine kadar son derece geniş üretim kabiliyetlerine sahip.
ANADOLU ROKETİ ULUSAL ENVANTERE GİRDİ
Tükiye'de ulusal roket ve füze teknolojisinin kazanılmasını sağlamak ve ürünleri Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanımına sunmak amacıyla 1988'de kuruldu. İlk görevi Avrupa Stinger ortak üretim programında, bu füzenin fırlatma ve uçuş motorlarının üretim sorumluluğunu üstlenmek oldu. Tamamen ROKETSAN tarafından, Türk mühendis ve teknisyenlerince tasarımlanan, geliştirilen ve üretilen T-122 Sakarya Silah Sistemi, TR-122 artırılmış menzilli topçu roketi mızrak ve TR-107 artırılmış Menzilli Topçu Roketi Anadolu, 1996 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterine giren ulusal silah sistemi oldu.
ASELSAN’IN CİROSU 250 MİLYON DOLAR
Başlangıçta TSK'nın haberleşme sistemleri ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş olan ASELSAN'ın yüzde 83,158 hissesi Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'na ait. Askerî ve sivil haberleşme sistemleri, elektronik harp, radar ve komuta kontrol sistemleri, güdüm sistemleri, elektro-optik sistemler, güvenlik sistemleri, otomasyon sistemleri konularında faaliyet gösteriyor.
ORDU’NUN YAZILIM SİSTEMİ HAVELSAN’IN
Tamamına yakın sermayesi Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'na ait olan HAVELSAN'ın alanı yazılım. Firma, bilgi teknolojileri ve bilgi yönetim sistemleri, simülasyon sistemleri ve teknolojileri, elektronik harp sistemleri, deniz muharebe sistemleri, aviyonik sistemler ve elektronik güvenlik sistemleri alanlarında üretim yapıyor.
Almanya tankları modernize etmek istiyor Savunma Sanayii Müsteşarlığı son zamanlarda gündeme gelen Almanya’dan Leopard-2 tank alımının ihtiyaçtan kaynaklandığını açıkladı. Alımın planlı olduğu belirtilerek, Modern Tank İhalesini iptal edilip bu konuda tedarikin 2012’ye bırakıldığı bildirildi. Savunma Sanayii Müsteşarı Murat Bayar, “2004-2012 arasında sekiz sene var. Burada bir ara çözüme ihtiyaç duyduk. Almanya’nın elinde fazla tanklar var. Biz düşük maliyetle hibe ile almak istiyoruz. Almanya ise tankları modernize edip vermek istiyor. Öyle olunca fiyatlar yukarı çıkıyor.” diyor.
03.11.2004 Erkan Acar Ankara
|